11 Temmuz 2020 Cumartesi

HİTİTLERİN YOL HAFIZASI -2


İKİNCİ BÖLÜM 

Bugün 01 Temmuz, Çarşamba. 30 Haziran, Salı günü karavanla çıktığım yolda Hititlerin yol hafızasını izleyerek devam ediyorum.

KÜÇÜK HIRKA KÖYÜ YA DA CANI SAĞ OLASICANIN RAMAZAN

Eski adı ile GICIK, yeni adı ile YÜKSEK YAYLA Köyü’ nü geçtikten sonra Küçük Hırka Köyü’ ne doğru devam ediyorum. Köyün içine girmeyeceğim, köy yukarıda ve yol güzergahı dışında kalıyor, SULUDERE Köyü’ ne devam edeceğim.

Ama yolun ileride ikiye ayrıldığını fark ediyorum. Şansım varmış, tam yol ayrımına gelmeden yolun kenarında tarla sınırında büyükbaş hayvanlarını otlatan bir köylü ile karşılaşıp SULUDERE Köyü yolunu sormak için duruyorum.


 Küçük Hırka Köyü 
Salgından dolayı korunma amaçlı olarak karavandan inmeden yol kenarında hayvanlarını otlatan köylüye selam veriyor ve SULUDERE Köyü yol ayrımını soruyorum.Köylünün altmışlı yaşlarda birisi olduğunu tahmin ediyorum. Yüzünde samimi bir gülümseme ile bana cevap veriyor, 77 yaşındayım, diyor. 
Küçük Hırkalı Canı sağ olasıcanın Ramazan Çavdar Amca
Köylünün bu yaşta olmasını yüzündeki biraz da abartılmış, kreme bağlıyorum. 
-Burası Küçük Hırka Köyü mü?

-Evet

-Köyün adında neden “hırka” kelimesi var? Burada bir ermişin hırkası mı vardı?

-Orasını bilemem.

Köylü lafı eline alıyor ve başlıyor konuşmaya.

“Bu köyde vaktiyle HIRA BABA, diye bir ermiş yaşarmış. Cuma namazına Büyük Hırka Köyü’ ne gider, namaz bitmeden burada, Küçük Hıra’ da (Küçük Hırka) olurmuş.

Ta şoo gördüğün sivri var ya, onun depesinde bir yatır var, o yatır HIRA BABA’nın yatırıdır.”

-Oraya nasıl çıkılır?

-Araba çıkıyor, yol yaptılar.

Köylü benimle hem sohbet etmek hem de ekinlere dalan hayvanlarını kontrol etmek istiyor ve biraz tedirgin oluyor. Hayvanlar ekinlere dalarsa, tarla sahibi ile sorun çıkar. Köylüyü daha fazla lafa tutmuyor ve yoluma devam etmek istiyorum.

Yola devam etmek için karavanın motorunu çalıştırıyorum ve köylüye veda ediyorum.

Köylü “gene beklerim,” diyor.

-Bana bu köyde “canı sağ olasıcanın Ramazan, derler. Soyadım Çavdar. Ramazan ÇAVDAR.

-Neden öyle derler?

-İşte öyle galan.

Köylünün yüzünün hep güleç olması belki de buna bir işaret olmalıdır.

En kötü durumlarda bile Ramazan Amca “canın sağ olsun,” mu diyordu acaba, bu lakap onun için mi verildi ona, bilemiyoruz, kendisi de bilmiyor. Ama vardır bir nedeni.

Ramazan Amca’nın yüzünün bu kadar bol kremli olması aslında kendince yüzünü “nurlu” gösterme çabası olabilir miydi?

Zira bir yere bir şey sürmek, Arapça “mesh etmek” demektir. Abdest alanlar ayaklarını mesh ederler. İsa bir Mesih’tir. O hastalara elini sürdüğünde, yani onları mesh ettiğinde, hastalar iyileşirdi. O nedenle İsa peygamberin adı İsa Mesih olarak, birlikte söylenir.

Ramazan Amca’nın yüzüne sürmüş olduğu kremin koruma amaçlı güneş kremi olduğunu ve onun ne kadar bilinçli bir köylü olduğunu düşünerek,

-Ramazan Amca, helal olsun sana, güneşten korunmak için yüzüne güneş kremi mi sürdün?

-Yoo, işte evde olan bir krem.

Canı sağ olasıcanın Ramazan Amca’nın yüzüne güneşe karşı koruma amaçlı olmayan bu kremi neden bu kadar bolca mesh ettiğini bilemiyoruz. Belki de nur yüzlü görünmenin en gerçekçi yolu bu olsa gerek.

Ayrılırken Ramazan Amca’nın söylediği son sözler aslında tahmin ettiğim gibi, ipuçları veriyor.

-Ben hep meleklerle konuşurum. Melekler bana hep görünür. Bir işi yaparken, onu yapmadan önce hep meleklere sorarım, meleklerden alacağım cevaba göre o işi yapıp yapmamaya karar veririm.

-Melekler sana nasıl görünüyor Ramazan Amca?

-Bilmem görünüyorlar işte.

-Yemek yemek, su içmek için bile meleklere sorarım, onlar ne derse öyle yaparım.

Küçük Hırka Köyü’nden Canı sağ olasıcanın Ramazan Amca’yı ekin tarlalarına dalan hayvanlarının peşinden koşarken görüyorum ve SULUDERE Köy yolu ayrımına doğru hareket ediyorum.

Aslında köyün adındaki HIRKA kelimesinin gerçekte bir derviş hırkası gibi düşünüldüğünde, hırka ile bir ilgisinin olmadığını, ama köylülerin köyün adını HIRA olarak söylediklerinde bilmeden ve farkında olmadan doğru söylediklerini çıkarıyorum.

Zira tam da köylülerin dedikleri gibi, köyün adı HIRA olmalı. Bu isim Mekke’ de bulunan ve eteklerindeki mağarada Hazreti Muhammed’ e vahiy gelen yalçın bir kayalığın adıdır.

Alparslan TÜRKEŞ tarafından söylendiği söylenen ve bir parti sloganı haline gelen “TANRI DAĞI KADAR TÜRK, HİRA DAĞI KADAR MÜSLÜMAN” sözünde geçen HİRA Türkçe ses uyumundan dolayı HIRA olurken, köyün adı coğrafi kayıtlara neden HIRKA, diye geçer doğrusu anlamak kolay değil.

ORDOĞON KÖY – ORDOĞLU KÖYÜ – SULUDERE KÖYÜ

Ramazan Amca’ya SULUDERE Köyü’ nü sorduğumda, bir an duralayarak bana “ORDOĞON KÖY” dediğinde, ne demek istediğini anlamamıştım.

SULUDERE, diye ısrar etmemle, “oranın eski adı Ordoğon Köy,” diye bana bilmediğim yeni bir köy adını daha öğretmiş oluyordu.

İyi, ama ORDOĞON veya ORDOĞLU ne demek ola ki?

Muhtemelen ORTA – ORTA OĞLU demek olan ilk söyleniş, sonraları ses düşümlerinden dolayı ORDOĞLU olarak söylenmeye başlamış olmalıdır.

Eski Anadolu Türkçesi Sözlüğü’nde ORDU UŞAĞI, karşılığında “ bey çocuğu” yazmaktadır. Buradan köyü kuranın bir bey çocuğu, ORDU OĞLU olduğunu anlayabiliriz.

Ama durum gerek söyleniş gerekse yazılış bakımından öylesine karışık ki, kimse içinden çıkamıyor. 
Ordoğon Köy –Ordoğlu Köyü – Suludere Köyü
Suludere Köyü’ ne giriyorum. Köyün içinden geçerek bir sonraki köy olan PERÇEM Köyü’ ne gideceğim. 

Köyün camisine geldiğimde karavandan, beyaz deveden, Nikkal’ den inerek dere ağzına yapılmış pınarda yüzümü yıkamak istiyorum.

Çok susamama rağmen, zorunlu olmadıkça köy pınarlarından, yol kenarı pınarlarından su içmiyorum.

Köylüler o suları yıllardır içtiği için onların bağırsak floraları ona göre düzenlenmiş olabilir ve sorun yaşamayabilirler, ama benim gibi bu sulara alışık olmayanlar sıkıntı yaşayabilirler.

Bu neden çok istememe rağmen köyün pınarından su içmiyorum, sadece yüzümü yıkıyorum.

Yoluma devam edeceğim. Ama pınarın alınlığında mermer bir plakaya yazılı olan ve pınarı yaptıranın adının adı olduğunu düşündüğüm isim dikkatimi çekiyor.

SABRİ OĞLU KAHRAMAN TASIM

Hata ve yanlışlık yok, TASIM adı yazıyor.

Bir anlam veremiyorum. Sonra tekrar düşünüyorum ve bildiklerimi hatırlıyorum.

Birincisi bir müzik terimi, diğeri ise mantık terimidir, iki önermeden bir gerçeklik çıkarmak.

İyi, ama bu dağ köyünde bu terimleri bilen mi var?

Mutlaka başka bir anlamı olmalıdır.

Yoksa işin aslı su içilen TAS mı ola ki?

Bunu mutlaka köylüye sormalıyım diye düşünüyorum, ama ortada kimseyi göremiyorum. 

Köy pınarını yaptıranın adındaki TASIM ne ola ki? 
Pınardan ayrılıp köy çıkışında üçe ayrılan yola doğru devam ediyorum. 

Yolun işlekliğine göre doğru gitmem gerektiğini düşünüyorum.

Yola giriyorum. Sol tarafta elli metre kadar aşağıda bahçede çalışan kadınlar görüyorum. Onlara sesleniyorum, ama beni duymuyorlar.

Yolda biraz ilerliyorum, ama yol öylesine bozuk ki, toprak köy yolundan bile daha kötü.

Hayır, diyorum, bu yol olamaz.

Geri dönüyorum.

Köy pınarına, camiye doğru giderken namlusu belinden iyice sarkmış, elinde bir dosya olan, kirli sakallı genç birisine rastlıyorum. Bu köyde belinde tabanca, elinde dosya ile dolaşan bir gence pek anlam veremiyorum, ama gencin rahat hareketlerinden onun bu köylü olduğunu düşünüyorum.

Karavandan inmeden gencin yanına yanaşıyor ve PERÇEM KÖYÜ yolunu soruyorum.

Genç yolun benim girdiğim, ama geri döndüğüm yol olduğunu söylüyor.

-İyi ama o yol çok kötü.

-Öyle olduğuna bakmayın, 150 metre sonra yol düzeliyor.

-Eyvallah

-Hayırdır?

-Geziyorum.

Belinden tabancası sarkan kirli sakallı genç kendisinin köyün muhtarı olduğunu söylediğinde, pek de şaşırmıyorum. Elindeki dosya ne, diye sorduğumda, “köyün su saatlerini okuyorum,” diyor.

Anlaşılan köyde su saatlerini okumak muhtarın görevidir.

Muhtar adının ZEKERİYA YAMAN olduğunu söylerken, ben de kendisine köyün adının neden SULUDERE olduğunu, köyün sularının bol olmasından mı olduğunu, soruyorum.

-Ne gezer abi

-Nasıl yani?

-Abi köy susuzluktan kırılıyor.

İşte tam bir ironi.

Köyün adı SULUDERE, ama köyde su sıkıntısı var.

-Neden köyün adı SULUDERE o halde?

-Abi köyün asıl adı ORDOĞON Köy, ORDOĞLU da derler, SULUDERE sonradan verildi.

Muhtara bir şey diyemiyorum. Bu memlekette buna benzer o kadar çok ironik coğrafi isimler var ki.

Yolumdan geri dönerek daha önce ayrılıp döndüğüm yola tekrar girmek için yoluma devam ediyorum.

Yoldan geçerken son anda gördüğüm, ama fotoğrafını çekemediğim bir duvar yazısını bu sefer çekmek için karavandan iniyorum ve çekiyorum.

Muhtar yazının askere giden köyün gençleri tarafından yazıldığını söylüyor.

Suludere Köyü Duvar Yazısı 
SULUDERE Köyü’nden çıkıyorum, yol gerçekten de stabilize ve güzel bir yola dönüşüyor ve PERÇEM KÖYÜ’ ne doğru yoluma devam ediyorum. 

PERÇEM KÖYÜ

Perçem Köyü’nün içine girmeden yola devam etmem gerekiyor.

Ama aklıma köyün adının neden PERÇEM olduğu takılıyor. Köyün içine girmediğim için PERÇEM adının nereden geldiğini kimseye soramıyorum. Bana göre bozulma bir kelime olabilir. Köye bir sonraki gelişimde bu konuyu sormayı düşünüyorum.

Ama gerek köyün girişine kurulan tak, gerekse köyün temiz tutulması için yol kenarına konmuş olan uyarı levhası köyün adının anlamı hakkında ipucu veriyor.

Eğer saçınız bakımlı, temiz olmazsa, PERÇEMİNİZ belli olmaz.

Köy çıkışında durup köyün uzaktan bir fotoğrafını çekiyorum, gerçekten güzel bir konumu olan ve çok bakımlı bir Anadolu köyü. 

Perçem Köyü 
Köyün çıkışına yolun kenarına konulan uyarı levhası ise uyarı konusunda büyük şehirlerde bile görülmeyen bir yaklaşımı yansıtıyor.




DEDEPINAR KÖY 
Perçem Köyü’nden sonrası artık verimli ve bereketli Alaca Ovası, görünüyor.

Eskiyapar Köyü’ ne yani Hitit Yol Hafızası’ na göre üçgenin tam ortasına varmadan son köy EREN KÖY ve DEDEPINAR KÖY olacak.

EREN KÖY’ e giderken yolun sağında aşağıda dere içinde küçük bir gölet görüyorum.

Köye girmek için yoldan sağa içeri giriyorum.

EREN KÖY ile DEDEPINAR KÖY aslında bitişik. İlk önce bu durumu anlayamıyorsunuz. EREN KÖY meydanındaki genç birisine rastlamasam bu durumu ben de fark edemeyeceğim.

Gence ESKİYAPAR yolunu soruyorum.

Gence sormasam, yoluma devam edip, yolu uzatarak varacağım ESKİYAPAR'a.

Genç köye hiç girmememi, geri dönmemi, yol ayrımına varınca sağa dönerek doğruca gittiğimde Alaca – Zile asfaltını keserek Eskiyapar Köyü’ ne ulaşabileceğimi söylüyor.

Gencin dediği gibi yapıyor ve yol ayrımına varınca sağa dönüyor ve NİKKAL Eskiyapar’ a doğru yola koyuluyor.

Kısa bir yol gittikten sonra yolun solunda tarlaların içinde gölgelik niyetine çekilmiş brandaları ve yanında 63 plakalı bir minibüsü görünce o gölgeliğin ve minibüsün çalışmak üzere gelen mevsimlik tarım işçileri olduğunu anlıyorum.

Az daha gidince yine yolun solunda, koca bir soğan tarlasında tek başına soğan otu almakta olan bir köylüye rastlıyorum.

Karavandan inmeden soğan otu alan köylüye selam veriyorum.

-Hayırdır hemşerim, koca soğan tarlasının otunu bir başına mı alıyorsun?

-Heee, ne var ki?

-Yahu koca tarla, tek başına nasıl baş edeceksin?

-Aha bitti bilem.

Adının Hamza olduğunu söyleyen köylü iki lafının arasında bir ağzına geleni söylüyor kendilerine bir soğanı çok görenlere ve kendilerini soğan teröristi olarak görenlere.

Köylüye katılmamak elde değil.

Onca öfkesine ve yakıcı güneşin altında bir başına koca tarlasında ot almasına rağmen beni de kendini de gülümsetiyor.

Benim gülümsemem fazla sürmüyor lakin.

-Hemşerim arabanın altından yağ mı damlıyor ne?

-Ne diyorsun yahu?

Endişeleniyorum. Karavandan inip aracın altına bakıyorum, gerçekten de alt taraftan yağ sızıntısı geliyor.

-Ya hemşerim bunu kötü dedin, amma.

-Ne deyim hemşerim, o zaman lafımı geri alayım.

-Yok, onu demek istemedim.

Köylü onca bunalmış haline rağmen aracın altındaki yağ sızıntısını fark edebiliyorsa, bunun için köylüyü takdir etmeliyim. Helal olsun ona.

-Telaşlanma hemşerim, Alaca bir adım, sanayiye gider bakıtırsın.

Köylünün dediği doğru, ama ille de şu DEDEPINAR KÖYÜ’ ne adını veren pınarı merak ediyorum. Öyle ya bu isim boşuna verilmemiş olmalıdır.

-Hamza Abi dedikleri gibi bu DEDEPINAR diye gerçekten bir pınar mı?

-Evet

-Nerede, nasıl giderim?

-Perçem tarafından gelirken sağ tarafta bir su gördün ya.

-Evet

-İşte o su aslında küçük bir gölet ve o göledin başındaki pınar DEDE PINAR.

-Yani arkada kaldı.

-Evet

-Pınar o kadar büyük mü de gölet yapıyor?

-Büyük, suyu kayanın altından kaynıyor ve yaz kış hiç kurumaz suyu.


DEDE PINAR’ ı merak ediyorum ve aracın yağ sızıntısına rağmen, Perçem Köyü yönüne dönerek göledi görene kadar yola devam ediyorum.

Nihayet göledi görüyorum ve o noktada karavanı güvenli bir şekilde park ederek tamamı ayçiçeği ekili tarlalardan kah boyumu aşarak, kah içinde kaybolarak, doğu yönünde ilerleyerek gölede doğru yürüyorum.

Nihayet Ayçiçek tarlaları bitiyor ve gölet ortaya çıkıyor.

Göledin üzerine düşen beyaz bulutların yansımasından ziyade kayaların içinde süzülerek çıkan o kristal berraklığındaki buz gibi su beni cezbediyor.

Suya ayaklarımı sokmak istiyorum, ama buna vaktim yok. NİKKAL hastalanmış, onu doktora, tamirciye götürmem gerekiyor. 


Dedepınar’ ın Göleti ve Gözesi 
ESKİYAPAR KÖYÜ

Tarihi Hattuşa’ dan da eski, Alacahöyük tarihi ile aynı tarihe denk gelen ESKİYAPAR ile ilgili fazla bir şey konuşmak yerine, halen devam eden kazıların resmi sitesinden alınan yazıyı koymak daha yerinde olur, diye düşünüyorum.

Zira Eskiyapar Köyü’ne geldiğimde ören yerine girmek istedim, ama ören yeri tamamen tel örgü ile kapatılmıştı ve giremedim.

Oldukça büyük bir köy yerleşimi olan Eskiyapar Köyü girişindeki pınarın alınlığına konan mermer kitabe ilgimi çekiyor.

Eskiyapar ovadan yüksekliği fazla olmayan tipik bir Orta Anadolu höyüğüdür. En yüksek noktasının kot değeri 960m olup yoldan yüksekliği ise 12 m’dir. Doğu-Batı yönünde 280m, Kuzey-Güney yönünde ise 320 m’dir. Ankara ve Çorum Müzeleri tarafından sürdürülen kazılar sırasında höyüğün stratigrafisi genel hatlarıyla belirlenmiştir. Ancak bu çalışmalar höyüğün üzerindeki köy yerleşimi nedeniyle kısıtlı alanlarda sürdürülebilmiştir. Söz konusu çalışmalarda Eski Tunç Çağı’ndan itibaren günümüze kadar kesintisiz yerleşim sıralaması belirlenmiştir. W.Orthmann 1964 yılında höyükte bulduğu bir parçaya dayanarak Kalkolitik Çağ’ın varlığını vurgulamıştır. Kazılar sırasında Eski Tunç Çağı, Hitit’in tüm safhaları, Demir Çağı tabakaları tespit edilmiştir. 2014 kazısı itibariyle KD sektöründe 7 seviye netleşmiştir. Bunlardan en alttaki 7 seviye Eski Tunç Çağı’nın son safhasına; 6. seviye MÖII. bin yıla geçiş ve ilk aşamalarına; 5, 4 ve 3, Eski Hitit Çağı’na; 2. seviye Orta Hitit Çağı’na; 1. seviye ise Demir Çağı’na aittir. Bu kesimde Hitit İmparatorluk Çağı seviyesi büyük ölçüde tahrip olmuş durumdadır. Bu sıralama höyüğün her yerinde aynı değildir. Devam eden kazıların sonuçlarına göre genel ve kalıcı bir stratigrafi açıklanacaktır. 

Eskiyapar Köyü girişindeki pınarın alınlığı 
ALACA-ÇORUM-NİKKAL’İN TEDAVİSİ VE BİR TEKERLEME

Biliyoruz, tesadüf diye bir şey yok.

Eren Köyü’ ne geldiğimde köy meydanında gördüğüm genç beni yolumdan döndürüp daha kestirme ve rahat bir yola yönlendirmeseydi ve ben yolda soğan tarlasında ot alan Hamza Abi’yi görüp durmasaydım ve Hamza Abi arabanın altından yağ sızdığını söylemeseydi bu durumu belki de hiç fark etmeyecek ve araç tamamen yağsız kalacak ve daha büyük bir sorunla karşılaşacaktım.

HİTİT YOL HAFIZASI’ na göre Eskiyapar’ dan sonra Alacahöyük’ e gitmem gerekirken, karavanın yağ sızıntısı sorunun çözmek, hastalanan NİKKAL’ i tedavi ettirmek için önce Alaca’ ya yöneliyorum.

Öğle vaktini geçmişiz.

Alaca’ da sanayide bir tamircinin önünde durup durumu anlatıyorum. Usta aracın altına eğilip bakıyor ve tamirin hemen olamayacağını söylüyor.

Yapacak tek bir şey kalıyor, karavanı aldığım yere, Çorum’ a gitmek.

Çorum hem daha büyük ve olanaklar daha fazla hem de daha önce götürdüğüm gibi, karavanı aynı ustaya Fatih Usta’ ya götürmem daha iyi olur, diye düşünüyorum.

Çorum’ a Küçük Sanayi sitesindeki Fatih Usta’ ya varıyorum.

Usta artık beni tanıyor.

Durumu anlatıyorum ve usta hemen elindeki işi bırakıp sızıntının nedeni araştırıyor.

Motor kaputunu kaldırınca sızıntının nedeni ortaya çıkıyor.

Motor üst kapağı ile motor bloğu arasındaki conta zamana bağlı olarak aşınmış ve yağ sızıntısı buradan oluyor.

Usta hemen motor kapağını söküyor ve eski conta yerine bir mantar conta kestirmek için başka bir ustaya gidiyor.

Oğlu ve yeğeni ile birlikte aynı tamirhanede çalışan Fatih Usta’ nın gelmesi gecikiyor.

O arada tamirhaneye gelen ve adının Recep COŞKUN olduğunu söyleyen, Çorum merkez Sarı Şeyh Köyü’nden sohbeti hoş bir dost insan Fatih Usta’nın oğluna bir tekerleme söyleyeceğini ve onu takılmadan tekrar edebilirse ona bir hediye vereceğini söylüyor ve benim de ilk defa duyduğum tekerlemeyi söylüyor.

Recep COŞKUN’ a bu tekerlemeyi ses olarak kaydedebilir miyim, diye soruyorum. Evet, diyor ve hemen telefonun ses kaydını açıyorum.

şu değirmeni indirmeli
bindirmeli
pergele vurup döndermeli
indiremezsen
bindiremezsen
ver ustana
indirsin
bindirsin
pergele vurup döndersin

Recep COŞKUN’ a çok teşekkür ederken, tekerlemede adı geçen pergelin bizim bildiğimiz anlamından başka ne olduğunu soruyorum.

Recep Bey pergelin meşe ağacından yapılma ve değirmen taşının üstüne gelen bir kola bağlanan ve taş döndükçe çıkardığı sesten unun iri mi, ince mi öğütüldüğünü anlamaya yarayan ve değirmen taşına sürttükçe “tır tır tır tır” diye ses çıkaran bir parça olduğunu söylüyor.

HİTİT YOL HAFIZAMA bir de değirmen ve tekerleme eklemiş oluyorum.

Fatih Usta bu kadar geç geldiğine göre mantar contayı yapan usta çok uğraşmış olmalıdır.

Nihayet mantar conta yerine takılıyor. Ben sızıntıyı test etmek için motor açık halde sanayinin içinde uzun bir tur atıyorum.

Sonuç başarılı ve en ufak bir sızıntı bile yok.

Hasta NİKKAL şimdilik tedavi edildi. 

Değirmen taşı ve ona sürtündükçe tır tır eden pergel 
YOL HAFIZASI KALDIĞI YERDEN

ÇEVRELİ (ALAMASLI) KÖYÜ – KALINKAYA KÖYÜ – ALACA HÖYÜK

Nikkal tedavi oldu, yakıtımızı da aldık ve hafızamızı yitirmeden, kaldığımız yerden devam etmek üzere yeniden yola çıkıyorum.

Çorum’ dan Alaca – Yozgat – Kayseri yoluna güneye dönüyorum.

Alaca’ ya varmadan ana yoldan sağa ayrılarak bugünkü adı ÇEVRELİ, eski adı ALAMASLI olan köye doğru yol alıyorum.

Çevreli Köyü’nün içinden geçerek Kalınkaya Köyü’ ne gideceğim.

Ama önce köyün eski adının nereden geldiğini bulmam gerekir. 

Çevreli – Alamaslı Köyü 
Kafamı kurcalayan ALAMASLI kelimesinin karşılığının ELMASLI olabileceğini düşünüyorum.

Zira Anadolu halk ağzında elmas kelimesi asla elmas olarak söylenmez, ALMAS şeklinde söylenir.

Buradaki ALMAS ise maden / mücevher olan bir ALMAS’ tan ziyade adı ELMAS / ALMAS olan bir kadından geliyor olmalıdır.

Çevreli Köyü’nün içinden geçerek Alacahöyük’ e doğru giderken köyün çıkışında ana yoldan bir de sağa doğru yol ayrıldığını fark ediyorum ve aslında amacımın Alacahöyük’ e varmadan son köy olan KALINKAYA Köyü’ ne gitmek olduğunu hatırlıyorum.

Sağa ayrılan yolu kaçırıyorum, 50 metre ileriden sola ayrılan ve yol kenarında duran lokantanın önünden tekrar geri dönüyorum.

Lokantaya vardığımda çölde bir vaha gibi duran ve ıssız Anadolu yollarında yemek ve içmek için ne ararsan bulabileceğin, yanı başında kocaman avlusu ile iki katlı büyük bir evin olduğubir yeri hiç hayal bile edememiştim.

Ne güzel.

Karavanı tamir için Çorum’ a götürmek, gelmek derken karnım o kadar acıkmış ki.

Lokantanın önünde duruyorum.

Dışarıda dolaşan ve lokantanın ve evin sahibi olduğunu düşündüğüm köylüye selam veriyorum.

Adının Hasan olduğunu söyleyen köylüyle sıkı bir sohbete dalıyoruz. İyi de vakit akşama geliyor ve hava kararmadan Alacahöyük’ e gelmeden kendime kamp yapabileceğim bir yer bulmalıyım, üstelik daha KALINKAYA Köyü’ ne gitmem gerekiyor.

Hasan Abi ile sohbet ederken eşi de geliyor, sonra oğlu ve kızı da.

Karavanı ince ince süzüyorlar.

Acıktığımı söyleyince, yiyecek bir şey olmadığını söylüyor Hasan Abi.

Haşlanmış yumurta, peynir benzer şey de mi yok, diyorum.

Peynir yerine çökelek geliyor, yanında ekmek ve yeşil soğan.

İtiraz etmeye hakkım var mı? Aldıklarımın karşılığını ödüyorum.

Akşam yemeği için yolluğumu alarak yola çıkmadan önce KALINKAYA Köyü’ nü soruyorum Hasan Abiye.

Yine hep o bildik defineci muhabbeti.

Niye gidiyorum, ne var orada, kimsin, ne yapacaksın, nereden biliyorsun Kalınkaya’ yı?

Sonunda Hasan Abi pes ediyor ve sağa ayrılan yolun doğruca Kalınkaya Köyü’ ne gittiğini söylüyor.

Orada blok halinde kayalar varmış, Alacahöyük’ te ören yeri girişindeki sfenksler o taşlardan yapılmış, oradan getirmişler, diyorum.

Hasan Abi daha da şaşırıyor, bunu hiç düşünmemiş bile.

Hasan Abi o aradığım kaya bloğunun adının SEKİLİ KAYA olduğunu ve köye varınca öyle sorup gitmemi söylüyor.

Kalınkaya Köyü’ ne doğru yola çıkıyorum.Hemen az sonra Kalınkaya Köyü’ ne giriyorum.

Aslında KALINKAYA Köyü haritalarda yer almıyor, buna o köylü Hasan Abi de şaşırıyor.

Çünkü KALINKAYA Köyü şimdi ÇEVRELİ yani ALAMASLI Köyü’ nün bir mahallesi olarak geçiyor ve zaten köye girişte de köy yerine mahalle yazıyor. 

Kalınkayalı Yılmaz Abi ve torunları Devran ile Kaan 
Köyün içine doğru giderken köyden çıkmış, üzerinde küçük çocuklar da olan traktörle bana doğru gelmekte olan köylüyü durdurup SEKİLİ KAYA’ yı soruyorum.

Köylü traktörü durduruyor ve motoru kapatıyor bana kayalığın yerini tarif ediyor.

Ama Kalınkaya Mahallesi yazılı levhanın önünde bir fotoğraf için rica ediyorum ve Yılmaz Abi torunları Devran ve Kaan ile bana poz veriyorlar.

Traktörün arkasına aslında ilaçlama için kullanılan fiber su tankı bağlı.

-Nereye böyle Yılmaz Abi?

-Sorma, su getirmeye gidiyorum.

-Köyde su yok mu?

-Yok ya, sudan bek sıkıntıdayız.

Derken Yılmaz Abi de bana katılmak ve geldiği yolu geri giderek beni SEKİLİ KAYA’ ya götürmek istediğini söylüyor.

Bunun için çok teşekkür ediyorum. Hele SEKİLİ KAYA’ yı bulduktan sonra bir kere daha teşekkür ediyorum Yılmaz Abiye, zira burayı kendi başıma asla bulamazdım.


 Sekili Kaya blok hali ve keski izleri 

Kaya blokları burada sekiler halinde kesilip alındığı için adını SEKİLİ KAYA koymuş köylüler. Ama buranın Hititler dönemindeki adı neydi acaba?

Orasını belki başka bir kaynaktan öğrenebiliriz, ama daha ilk bakışta taşların ANDEZİT olduğunu ve Alacahöyük ören yerinin girişinde bulunan sfenkslerin buradan, KALINKAYA – SEKİLİ KAYA’ dan alınan taşlardan yapıldığını veya heykellerin ve rölyeflerin doğrudan burada yapılmış olduğunu anlıyorum.

İşte bir bilgi daha, Anadolu’ da bulunan Hititlere ait heykel okullarına bir yenisi daha eklendi.

GAZİANTEP –İSLAHİYE – YESEMEK

YOZGAT – SORGUN – KARAKIZ

ÇORUM – ALACA – KALINKAYA

Muhteşem. Sırada gidip görülmesi gereken YESEMEK var. 

Yılmaz Abinin torunu Kaan da öyle içten gülüyor ki, aynı şekilde MUHTEŞEM. 
YOL HAFIZASININ AKŞAMI

ALACAHÖYÜK – GÜN BATIMI – KARAVAN KAMP

Bugünkü programda bir sapma olsa da, HİTİT YOL HAFIZAMIZ hiç sapma olmaksızın yerinde duruyor ve geç de olsa ALACAHÖYÜK’ e doğru yola koyuluyorum.

Kalınkaya – Alacahöyük arası çok yakın.

Alacahöyük’ e eski mezarlık tarafından giriyorum.

Köy merkezine doğru giderken yolun solunda bir evin sokak başında yekpare bir kaya bloğunun üzerine kondurulmuş Atatürk büstü dikkatimi çekiyor ve karavandan inmeden bu durumu fotoğraflıyorum.

Müzenin önünde park ederek kendime yiyecek sıcak bir şeyler bakıyorum ve Yurt Gezilerinden dostluğumuz olan Hasan Abinin kafesine bakıyorum.

Kapalı.

Diğer kafelere bakıyorum, onlar da kapalı. Demek ki vakit bir hayli geç olmuş ve esnaf kapatıp evine gitmiş.

Ama bakkal Haydar Abi hala açık ve ondan sadece soğuk bir şey alıyorum ve daha fazla vakit kaybetmeden Hitit Barajı’ nın olduğu KARAMAHMUT Köyü yoluna doğru hareket ediyorum. 
Yekpare kaya bloğu üzerine konan Atatürk büstü 
Karamahmut Köyü’ ne doğru giderken yolu kesen menfezin döküm ızgaralarının olmadığını ve yola döşeli granit taşların ise yerlerinden söküldüğünü fark ediyorum ve daha fazla yola devam etmeden, hemen orada bulunan ve çalışmayan bir trafo binasının önünde park ediyorum.

Yanıma Hasan Abi’ nin verdiği çökelek, ekmek ve yeşil soğanı, Haydar Abi’ den aldığım soğuk içeceği alarak, Karamahmut Köyü’ ne doğru en yüksek noktaya yürüyorum.

Hem kendime yemeğimi yiyecek bir yer aramak hem de gün batımını izlemek istiyorum.

Önce kendime yemek için bir set buluyorum ve hemen batmakta olan güneşe dönüyor, gün batımını izlemeye başlıyorum.

Ne Hattiler ne de onların ardılı Hititler öyle rast gele yerlere yerleşmediler. Bunun böyle olmadığını Hititlerin başkentinde gün doğumu ve gün batımlarını izledikten sonra görüp anlayabiliyorsunuz.

Alacahöyük’ te Hattilerin ve Hititlerin kült merkezinde gün batımını izlemek sizi bu topraklara bir kere daha bağlıyor.

Gün battıktan sonra geceyi geçirmek üzere karavana, BEYAZ DEVEYE, NİKKAL’ e gidiyorum.


Alacahöyük’ te gün batımı 


Anadolu göğünün bütün yıldızları sanki üzerinize yağmış gibi, karavanın açılabilir cam tavanından yıldızları izlerken uyuyakalmak nasıl bir ferahlık ve huzur, yaşamak gerek.

YARIN

HAFIZANIN DIŞI

ALACAHÖYÜK-CAMİLİ – DEĞİRMENÖNÜ GERDEKKAYA KRAL MEZARI – GERDEKKAYA KÖYÜ GÖKTAŞI – ÇEKEREK – BAHADIN – ALİŞAR – ÇALATLI – YOZGAT - HATTUŞA

Muhabbetle

5 Temmuz 2020 Pazar

ÇEVİRİ ELEŞTİRİLERİ-1




KİTAP ADI:

MUSTAFE KEMAL’İN ORDUSUNDA BİR ALMAN YÜZBAŞI ASKER KANI BALTIK’TAN KEMAL PAŞA’YA

YAZAR:

HANS TRÖBST

ÇEVİRİ:

YÜKSEL PAZARKAYA

YAYINEVİ:

KIRMIZI KEDİ

BASKI TARİHİ:

2018 KASIM- BİRİNCİ BASKI

SAYFA SAYISI:

345

ANALİZ EDİLEN SAYFA SAYISI:

316

ÇEVİRİ HATASI BULUNUP ANALİZ EDİLEN METİN SAYISI:

167

Bir çeviride öncelikle olması gereken çevirmenin iki dile de hakim olacak kadar dilbilgisine sahip olmasıdır.

Tek taşına dil bilmek de yetmez, kaynak metinde geçen konunun, dönemi, tarihi, çeviri metninin özel literatür olması halinde çevirmenin o literatüre hakimiyeti önemlidir.

Teknik ve ticari metinlerin edebiyat okumuş birisi tarafından çevrilmesi kolay olmadığı gibi, savaş ile ilgili çok farklı terminolojiye sahip konuları da sadece anı veya savaş romanı şeklinde çevirmek çevrilen dile özeni gerektirir.

Konumuz kitap bir anı kitabı gibi görünse de içinde hem Anadolu coğrafyası, hem askeri terimler hem de Türk sosyal hayatı dikkate alındığında zaman zaman çok yetersiz, hatalı, uydurma veya özensiz karşılıklar bulunmuştur.

Çevirmen Yüksel PAZARKAYA bir dil emekçisidir kuşkusuz, böyle bir kitabı adeta cevher bulmuş gibi Türkiye okuyucusuna kazandırması her türlü takdire değer kanısındayım.

Çeviri hatalarına gelecek olursak; elimizde bu nadide metnin orijinal eseri olmadığı için Türkçe metni Almanca asıl metin ile karşılaştırma imkanımız bulunmamaktadır.

Bununla birlikte, sayfa sayfa yaptığımız analizlerde daha çok terminolojinin yerinde ve doğru kullanılıp kullanılmadığına ve bunun yanında cümle yapılarının doğru olup olmadığına baktık.

Böyle bir analitik çalışma için asıl metnin mutlaka elimizde olması gerekmiyor.

Şu önemli ve bir o kadar da çeviren adına, Yüksel PAZARKAYA adına, üzücü çarpıcı hususları tespit ettik.

1-Kitap 345 sayfa olmasına rağmen, önsöz ve diğer giriş sayfaları analiz edilmedi. Analizi yapılan toplam 316 sayfadır. Bu 316 sayfanın 44 sayfası ise fotoğraf veya boş sayfadır. Analizi yapılan sayfa olarak geriye 272 sayfa kalıyor.

2-Çeviri analizi yapılan bu 272 sayfa içinde tam 173 kere Türkçe cümle yapısına hiç uymayan, zorunlu nedenler hariç kullanılması gerekmeyen ve iki cümle arasını belirten (-) çizgi veya tire noktalama işareti kullanılmıştır. Bu noktalama işaretinin 272 sayfalık bir kitapta 173 kere kullanılması ya çeviriyi veya Türkçe cümle yapısını bilmemekten kaynaklanır.

Bu noktalama işareti Almanca metinlerde kolaylıkla iş görebilir, ancak Türkçenin ifade gücü ve cümle yapısı bu noktalama işaretinin bu kadar çok kullanılmasına yatkın değildir ve ortaya çeviri dışında başka bir metin çıkar.

3-Analiz edilen 272 sayfa içinde tam 167 adet çeviri hatası bulunup analiz edilmiştir.

Bu sayısı bu kadar küçük hacimde bir kitap için oldukça yüksek bir sayıdır.

4-Bu kadar sık olmamakla birlikte çok sık ve gereksizce kullanılan başka bir noktalama işareti ise iki nokta üst üste işaretidir. Bir sözü açıklayabilmek için bu kadar çok bu noktalama işareti kullanılıyorsa ya yazar kendini anlatmaktan aciz veya çeviren kaynak metni bu noktalama işareti yardımıyla çeviriyor ve o zaman da anlamsız bir Türkçe cümle yapısı ortaya çıkıyor.

5-Albay Bey, Bölük Başı, Tapınak, Cemevi için kulüp binası gibi anlamsız hatta hakarete varan Türkçe karşılıklar ile Anadolu’da yaşayan ve Rum dediğimiz ahaliyi ısrarla Yunan, diye tercüme etme cahilliği bir yana, çevirmen takıntılı bir şekilde, anlamını, yerini ve doğruluğunu bilmeksizin, çeviri metni içinde defalarca “salt” kelimesi kullanmaktadır.

Salt kelimesi o kadar çok kullanılıyor ki, saymadık.

6-Sonuç olarak; şöyle bir kanıya vardık:

Bu güzel ve nadide kitap Almanca aslından Yüksel PAZARKAYA tarafından değil, Almanya’ da okuyan gurbetçi bir ailenin çocuğu veya Türkiye’den gelen bir öğrenci tarafından yapılmıştır.

Yüksel PAZARKAYA’ nın sorumluluğu veya sorumsuzluğu ise bu kitabın yayınlanmasından önce çeviri metnine asla bakmamış, gözden geçirmemiş olmasıdır.

Bu çeviri metinde olduğu gibi ele alırsanız, Türkçe yerlerde sürünen bir dildir. Dili bu kadar anlamsız ve yetersiz göstermek olmaz. Buna kimsenin hakkı yoktur.

Böyle bir çeviri metnini okuyan ve kendi diline, Türkçeye hakim birisi kaynak dili bilsin veya bilmesin bu kadar aciz bir çeviri ile karşılaşınca kitabı hemen elinden bırakır.

Ne var ki kitabın söyledikleri çevirmenin yaptığı aciz, gereksiz, kimi zaman aptal, kimi zaman cahilce çevirinin çok çok önüne geçiyor ve kitabı elden bırakamıyorsunuz.

Çok açık, çok belirgin hatalar, gereksiz noktalama işaretleri Yüksel PAZARKAYA gibi bir dil insanına, edebiyat sanatçısına yakışmaz.

Yüksel PAZARKAYA’ yı özensizlikle, dikkatsizlikle, Türk dilini ve cümle yapısını bilmemekle suçlamak belki de işin kolayı, ama ya KIRMIZI KEDİ Yayınevi gibi son yılların en prestijli bir yayınevinin hiç editörü yok mudur acaba?

Editör olarak adı geçen Çağlayan ÇEVİK benim kaynak metin elimde olmadan tespit edebildiğim bunca hatayı hiç mi görmemiştir?

Yoksa Yüksel PAZARKAYA adı her türlü denetimden muaf olmayı mı gerekli kılıyor?

Ya Enis BATUR Bey?

Yayınevi ve yayın politikanız ne olursa olsun, dile özen, okuyucuya saygınız olmazsa, bu iş yürümez. Anadolu’ nun kadim halklarından Rumları, Rum ahaliyi ısrarla Yunan olarak çeviren bir çevirmen varsa ve defalarca tekrar eden bu cahillik editör tarafında da fark edilmiyorsa, işimiz zor demektir.

Saygılarımla,

Recep BABAYİĞİT



ANALİZ

BİRİNCİ BÖLÜM

İSTANBUL’DA.

UMARSIZ, AMA UMUTSUZ DEĞİL.

ÇÖZÜM

SAYFA 29

ANALİZ EDİLEN METİN-1

“Gök mavisi Fransız subaylarıyla dolu…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Hangi milletten olursa olsun, hiçbir insan “gök mavisi” renginde olamaz.

KARAR

Kaynak metinde olmasa bile Fransız askerlerinin gök mavisi üniforma giymiş olduklarını anlıyoruz

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Gök mavisi rengi üniformalı Fransız subaylarıyla dolu…”



SAYFA 31

ANALİZ EDİLEN METİN-2

“…arada bir sayısız mağazaların vitrinleri önünde büyük topaklar halinde yığılan, neredeyse geçilmez bir yaya seli.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Yaya seli tamam, ama insanlar asla “topaklar halinde” yığılmaz.

KARAR

Kaynak metinde topak geçiyor olsa bile, topak yerine “topluluk halinde” olmalıydı.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…arada bir sayısız mağazaların vitrinleri önünde büyük topluluklar halinde yığılan, neredeyse geçilmez bir yaya seli.”



SAYFA 38

ANALİZ EDİLEN METİN-3

“ Pardon, azılı tiryakiyim, izin var mı?”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türkçe’ de tiryakilik durumu azılı olarak belirtilmez.

KARAR

Kaynak metinde azılı geçiyor olsa bile, azılı yerine “aşırı” olmalıydı.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Pardon, aşırı tiryakiyim, izin var mı?”

SAYFA 38

ANALİZ EDİLEN METİN-4

“ Tavana bir duman savurdum,...”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türkçe’ de sigara içen insanlar duman savurmaz.

KARAR

Kaynak metinde savurdum geçiyor olsa bile, azılı yerine “üfürdümı” olmalıydı.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Tavana bir duman üfürdüm,...”

SAYFA 39

ANALİZ EDİLEN METİN-5

“ Bu-tam tamına-dip yaptı!”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kitabın yazıldığı tarih 1925 yılında konuşulan günlük dil ele alındığında o dönem Türkçesinde “dip yaptı” deyimi kullanmak anlamsız.

KARAR

Kaynak metinden bağımsız bir tercüme yapılabilirdi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Bu-tam tamına-işi bitirdi.”

SAYFA 40

ANALİZ EDİLEN METİN-6

“ …işte bu ilkeye göre bundan sonra da hareket etmeyi düşünüyorum.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türkçe’de “de, da” ekleri rast gele yere konmaz.

KARAR

Cümle yapısı hatalı..

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“ …işte bundan sonra da bu ilkeye göre hareket etmeyi düşünüyorum. “

SAYFA 43

ANALİZ EDİLEN METİN-7

“ …capitaine de l’infanterie!”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Konuşma metni Fransızca olsa bile dipnot veya parantez içinde çevirenin notu olarak bunun Türkçe karşılığı yazılmalıydı.

KARAR

Eksik çeviri.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“ (Piyade yüzbaşı ç.n)”

SAYFA 44

ANALİZ EDİLEN METİN-8

“ …agent provocateur…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Konuşma metni İngilizce olsa bile dipnot veya parantez içinde çevirenin notu olarak bunun Türkçe karşılığı yazılmalıydı.

KARAR

Eksik çeviri.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“ (Ajan provokatör ç.n)”

SAYFA 44

ANALİZ EDİLEN METİN-9

“ …bu defa ama “aceleci ve sevinçli”!

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Hatalı cümle yapısı, noktalama işaretinin hatalı kullanımı

KARAR

Hatalı cümle yapısı, noktalama işaretinin hatalı kullanımı.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“ …ama bu defa “aceleci ve sevinçli!”



SAYFA 49

ANALİZ EDİLEN METİN-10

“Afferdersiniz, albay bey,…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türkçe’ de askeri rütbelerin başına bay veya bey unvanı gelmez.

Almanca metinde Herr Oberst geçiyor olabilir ve bu hitap şekli Almanca hitap şeklidir.

Türkçe hitap şeklinde ise sadece iyelik eki getirilebilir.

KARAR

Askeri terminoloji eksikliği.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Affedersiniz, Albayım”

SAYFA 49

ANALİZ EDİLEN METİN-11

“…elimdeki para doğallıkla kıtladı.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türkçe’ de o dönemde doğallıkla kelimesi kullanılmaz.

Türkçe’de kıtlamaktan yapılmış gibi görünen “kıtladı” fiili yoktur. Kıtlaşmak vardır.

KARAR

Hatalı çeviri, uydurma kelime

TÜRKÇE ÇEVİRİ

O yılların Türkçesine uygun olarak; doğal demek yerine

“Elimdeki para tabiatıyla kıtlaştı.”

SAYFA 58

ANALİZ EDİLEN METİN-12

“İhsan eşikte göründü: ”Yüzbaşı bey!”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türkçe’ de askeri rütbelerin başına bay veya bey unvanı gelmez.

Almanca metinde Herr Hauptmann geçiyor olabilir ve bu hitap şekli Almanca hitap şeklidir.

Türkçe hitap şeklinde ise sadece iyelik eki getirilebilir.

KARAR

Askeri terminoloji eksikliği.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“İhsan eşikte göründü: “Yüzbaşım!”

SAYFA 59

ANALİZ EDİLEN METİN-13

“Bu iş biraz daha iyi gitmişti, diye kendi kendime hoşnut saptadım,…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türkçe’ de hoşnut saptamak, diye bir fiil yoktur.

Hoşnut olmak, hoşnut etmek fiilleri vardır.

KARAR

Eksik sözlük bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Bu iş biraz daha iyi gitmişti, diye kendi kendime hoşnut ettim,…”

SAYFA 59

ANALİZ EDİLEN METİN-14

“Deniz! Özgür deniz!”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türkçe’ de denizin özgür olması düşünülemez.

Almanca’da frei kelimesi hem özgür hem de açık anlamına gelir.

Çevirmen burada açık veya engin deniz yerine, özgür deniz ifadesi kullanmış.

KARAR

Eksik sözlük bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Deniz! Engin deniz!”

SAYFA 59

ANALİZ EDİLEN METİN-15

“Karada Fransız üniformaları kaynıyordu.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Üniformalar kendi başlarına kaynamaz.

Burada anlatılmak istenen “üniforma giymiş, kısaca üniformalılar” olmalıydı.

KARAR

Eksik terminoloji bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Karada Fransız üniformalılar kaynıyordu.”

SAYFA 59

ANALİZ EDİLEN METİN-16

“Uzaktaki sahilde dağ yamaçlarına teraslar biçiminde yapılmış karlı evler vardı.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Hiçbir ev “karlı olarak” yapılmaz.

Evler yamaçlara yapılabilir, ancak kardan sonra karlı bir ev olarak görür.

KARAR

Hatalı cümle yapısı.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Uzaktaki sahilde dağ yamaçlarına teraslar halinde yapılmış evler karlıydı.”

SAYFA 63

ANALİZ EDİLEN METİN-17

“Alman tüfekleri ve bellerinde Alman fişekleriyle Türk askerler!”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Fişek taşıyıcı bir şey olmadan tek başına bir askerin belinde durmaz.

Fişekler ancak fişekliğin içine konulur ve fişeklik de bele bağlanır.

Burada olması gereken fişek, değil, fişeklik kelimesidir.

KARAR

Eksik terminoloji bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Alman tüfekleri ve bellerinde Alman fişeklikleriyle Türk askerler!”

İKİNCİ BÖLÜM

KEMALCİLERLE

BİR BAŞTAN BİR BAŞA

ANADOLU

İNEBOLU’DA

SAYFA 70

ANALİZ EDİLEN METİN-18

“Adamın yüzü apaçık nurlandı ve ivedi bizi evinde dik bir merdivenden yukarı götürdü.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

O kadar hatalarla dolu bir cümle ki;

1-Yüz açıkça nurlanır, apaçık nurlandı ifadesi sanki bir itirafı anlatır.

2-bizi evinde, derken sanki başka bir yer var gibi

3-dik bir merdivenden, evlerde merdiven olmaz, merdiven evin dışında veya bir yere ulaşmak için seyyar olarak kullanılır.

Evin içinde basamak olur.

4-ivedi bizi evinde, sözü neyi anlatır, cümle tamamen ve anlamsız yere devrik.



KARAR

Eksik terminoloji bilgisi ve hatalı cümle yapısı.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Adamın yüzü açıkça nurlandı ve bizi evindeki dik basamaklardan ivedilikle yukarıya çıkardı.”



SAYFA 70

ANALİZ EDİLEN METİN-19

“Bu sevimli adama pek çok teşekkür ettim,…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Teşekkür çok yapılır veya çok çok teşekkür edilir.

Pek çok teşekkür etmek Türkçe konuşmada yer almaz.

KARAR

Gereksiz abartma.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Bu sevimli adama çok çok teşekkür ettim,…”

SAYFA 70

ANALİZ EDİLEN METİN-20

“…bir halde merdivenlerden yine aşağıya indik.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Önceki cümlede yukarı çıktıkları yerden daha önce hiç inmemişlerdi ve hiç inmedikleri yer için “yine aşağıya indik” demek zaman kavramını karıştırmak demek.



KARAR

Hatalı cümle ve mantık yapısı.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…bir halde bu kez merdivenlerden aşağıya indik.”

SAYFA 70

ANALİZ EDİLEN METİN-21

“Bu yüzden, sayısız aşevinden içerisi subay dolu birine girdik.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Sanki sayısız aşevi var ve bir tanesi de subay dolu, ama çeviri sadece içinde subay dolu olanı anlatıyor.

Oysa aşevlerinin tamamının içerisi subay dolu.

KARAR

Devrik cümleden dolayı hatalı cümle ve anlam yapısı.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Bu yüzden içerisi subay dolu sayısız aşevinden birine girdik.”

SAYFA 70

ANALİZ EDİLEN METİN-22

“Çeşidi fevkalade bol ve olağanüstü lezzetli Türk mutfağını bir kez …”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Arapça fevkalade kelimesinin karşılığı Türkçede zaten olağanüstü olarak bilinir, iki aynı anlamlı kelime yan yana geliyor.

Olağanüstü kelimesi ise kitabın yazıldığı tarihin dili değildir.

KARAR

Kelime karşılığı bilinmiyor.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Çeşidi fevkalade bol ve lezzetli…”

SAYFA 74

ANALİZ EDİLEN METİN-23

“…bekçilerin birbirleriyle iletişimi…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kitabın yazıldığı tarihte Türkçede bulunmayan iletişim kelimesi zaman –mekan konusu dışına çıkıyor.

Nitekim aynı sayfada “temaşa” doğru olarak ve yerinde kullanılıyor

KARAR

Kelime karşılığı bilinmiyor.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…bekçilerin birbirleriyle haberleşmesi…”

SAYFA 76

ANALİZ EDİLEN METİN-24

“Beyaz dalgalanan bedevi entarileri…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Hiçbir nesne beyaz olarak dalgalanmaz, ancak beyaz renkli nesneler dalgalanır.

KARAR

Hatalı cümle yapısı.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Dalgalanan beyaz bedevi entarileri…”

SAYFA 76

ANALİZ EDİLEN METİN-25

“Ve ben, Şark’ın…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Şark kelimesi özel isim değildir ve büyük harfle yazılmayacağı gibi, kesme ile ayrılmaz.

Asıl metinde öyle olsa bile, Türkçe çeviride bu kabul edilmez, özel bir nedeni varsa, çn olarak açıklanır.

KARAR

Hatalı kelime bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Ve ben, şarkın…”

SAYFA 77

ANALİZ EDİLEN METİN-26

“…ürkek bakışını göğe çevirip,…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Oda içinde yapılan bir konuşmada baş göğe çevrilerek konuşma yapılmaz. Eğer odanın tavanı yoksa, üstü açıksa o zaman baş göğe çevrilir.

Oda içinde baş tavana çevrilerek konuşulabilir, göğe çevrilerek değil.

KARAR

Hatalı tercüme.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…ürkek bakışın tavana çevirip…”

SAYFA 78

ANALİZ EDİLEN METİN-27

“Genç adam edebiyat üzerine olağanüstü bilgiliydi,…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kitabın yazıldığı tarihte Türkçede olağanüstü kelimesi yoktur.

KARAR

Eksik sözlük bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Genç adam edebiyat üzerine fevkalade bilgiliydi,…”

SAYFA 80

ANALİZ EDİLEN METİN-28

“…bilgisi ve görüşlerine istihzayla bakıyorlar.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kitabın yazıldığı tarihte Türkçede bulunmayan çağdaş kelimelerden sonra, Türkçe karşılığı olan, istihza gibi çok eski bir kelimenin kullanılması anlamsız.

KARAR

Eksik sözlük bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…bilgisi ve görüşlerine alaycı bir şekilde bakıyorlar.”

SAYFA 80

ANALİZ EDİLEN METİN-29

“Böyle bir şey olması olanaksız!”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kitabın yazıldığı tarihte Türkçede olanaksız kelimesi bulunmamaktadır.

KARAR

Eksik sözlük bilgisi, zaman – mekan bilgi eksikliği

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Böyle bir şey olması imkansız!”

SAYFA 81

ANALİZ EDİLEN METİN-30

“…ateşkesten sonra kaotik biçimde…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kitabın yazıldığı tarihte Türkçede kaotik kelimesi bulunmamaktadır.

KARAR

Eksik sözlük bilgisi, zaman – mekan bilgi eksikliği

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…ateşkesten sonra karmakarışık biçimde…”

SAYFA 81

ANALİZ EDİLEN METİN-31

“…ordu kaos içinde,…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kitabın yazıldığı tarihte Türkçede kaos kelimesi bulunmamaktadır.

KARAR

Eksik sözlük bilgisi, zaman – mekan bilgi eksikliği

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…ordu kargaşa içinde…”

SAYFA 81

ANALİZ EDİLEN METİN-32

“…buna göre, salt uygunsuzdu.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kitabın yazıldığı tarihte Türkçede salt kelimesi bulunmamaktadır.

KARAR

Eksik sözlük bilgisi, zaman – mekan bilgi eksikliği

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…buna göre, tamamen uygunsuzdu.”

SAYFA 82

ANALİZ EDİLEN METİN-33

“…Pozantı bölgesinde, on dört kilometre uzunluğundaki tünelin….”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kitabın yazıldığı tarihte Pozantı bölgesinde bu uzunlukta bir tünel yok, tüneller ve Pozantı Geçidi var.

KARAR

Eksik tarih ve coğrafya bilgisi, zaman – mekan bilgi eksikliği

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…Pozantı bölgesinde, on dört kilometre uzunluğunda geçidin…”

SAYFA 84

ANALİZ EDİLEN METİN-34

“Dışarıda sokaklarda kar tipisi hüküm sürerken…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Tipi zaten karla ilgilidir, kar tipisi, diye ayrı bir tanım olamaz.

KARAR

Eksik sözlük bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Dışarıda sokaklarda tipi hüküm sürerken…”

ANKARA’YA YÜRÜYÜŞ

SAYFA 90

ANALİZ EDİLEN METİN-35

“…sürücüler fantastik kıyafetleriyle…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kitabın yazıldığı tarihte Türkçede fantastik kelimesi kullanılmamaktadır. Hayali kelimesi var.

KARAR

Eksik sözlük bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“...sürücüler hayali kıyafetleriyle…”



SAYFA 93

ANALİZ EDİLEN METİN-36

“Bölükbaşı beyler “gazino” yapar…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türk ordusunda Bölükbaşı rütbesi yeniçeriler zamanında vardı.

Kelimenin Almanca aslını görme fırsatım olmasa da, bunun bir rütbe değil, makam olduğunu düşünüyorum.

Bölükbaşı, değil, şimdiki Türk Silahlı Kuvvetleri’nde olduğu gibi, bölük başçavuşu veya bölük astsubayı olmalıdır.

Türk ordusunda “gazino yapmak” diye bir askeri terim yoktur. Kelimenin Almanca aslını görmesem de uydurulmuştur.

KARAR

Eksik askeri terminoloji bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Almanca asıl metin görülerek yapılmalı.

SAYFA 93

ANALİZ EDİLEN METİN-37

“Kurmaylıktan bir subay…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türk ordusunda kurmaylık, diye bir makam veya görev yeri yoktur..

Kurmay subayların görev yaptığı kurmay karargahı veya Genel Kurmay Karargahı vardır.

Burada anlatılan kurmay karargahıdır.

KARAR

Eksik askeri terminoloji bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Kurmay karargahından bir subay…”

SAYFA 100

ANALİZ EDİLEN METİN-38

“En sonunda başını sağa sola çevirdi ve seremoni bitti.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Namazın son bölümü olan selam verme, seremoni olarak açıklanamaz.

KARAR

Eksik dini terminoloji bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“En sonunda başını sağa sola çevirdi ve namaz bitti.”

SAYFA 100

ANALİZ EDİLEN METİN-39

“… Ilgazlar’ dan inen köpüklü bir dağ deresi, her tarafta derin, törensel bir yalnızlık…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türkçe coğrafya terimlerinde dağ deresi, diye bir kavram yoktur.

Ayrıca törensel yalnızlık ne anlama geliyor, Almanca asıl metne bakmak gerekir.

KARAR

Eksik coğrafya terminoloji bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Almanca asıl metin görülmelidir.

SAYFA 104

ANALİZ EDİLEN METİN-40

“… yürüyüşten sonra odun yakan ufak bir toplulukta…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Burada odun yakan insanların odun kömürü elde etmek için meşe odunu yaktıkları bellidir.

Yazar bilemeyebilir, ama çevirmen bunu tahmin etmeli ve bilmelidir. Odun yakan topluluk tek başına bir şey İfade etmiyor.

KARAR

Eksik mesleki bilgi, iş bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…yürüyüşten sonra odun kömürcüsü ufak bir toplulukla…”

SAYFA 104

ANALİZ EDİLEN METİN-41

“… ve bu mert odun yakıcılar…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Burada odun yakıcı insanların odun kömürü elde etmek için meşe odunu yaktıkları belli oluyor.

Bir amacı yoksa dışarıda kimse boş yere odun yakmaz.

Yazar bilemeyebilir, ama çevirmen bunu tahmin etmeli ve bilmelidir. Odun yakanlar meşe odununu yakarak odun kömürü elde eden köylülerdir.

KARAR

Eksik mesleki bilgi, iş bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…ve mert meşe odunu kömürcüleri…”

SAYFA 105

ANALİZ EDİLEN METİN-42

“Tarlalar her tarafta yoğun biçimde işleniyordu.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türkçede tarla işlenmez, sürülür.

KARAR

Eksik tarımsal terminoloji bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Tarlalar her tarafta yoğun bir biçimde sürülüyordu.”

SAYFA 105

ANALİZ EDİLEN METİN-43

“…inek dışkısını turta gibi yuvarlak olarak sıkıştırıyor ve bunları evlerin kenarlarında sütun halinde üst üste koyuyorlardı: kışlık yakacak.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kitabın yazıldığı tarihte Türkçede turta kelimesi var mıdır?

İnek dışkısı tezek yapmak üzere sıkıştırılır, ancak evlerin kenarlarına sütun halinde üst üste konmaz.

Sıkıştırılan dışkı evin duvarına üst üste vurularak tutturulur. Duvara yapışan dışkı duvara tutar.

Bütün bu lafları söyledikten sonra iki nokta üst üste ne anlama geliyor, anlamak zor.

KARAR

Eksik etnografya terminoloji bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Almanca metne bakmak gerekir.

SAYFA 105

ANALİZ EDİLEN METİN-44

“…kısa sürede açık şöminede tezek yanmaya …”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Köylerde her evin olmazsa olmazı ocaklardır. Her iş orada görülür. Esasen ev demek, Türk kültüründe ocak, demektir.

Yoksul köylünün ocağını gören şımarık şehir ahalisi turist “aaa sizin şömineniz mi var?” demesi gibi, yoksul Anadolu köylüsünün asla şöminesi olmadı, yoktu.

Şömine denen şey, evin ocağıdır.

Almanca metnin yazarı bunu bilmek zorunda değildir, ama metni çeviren bu kavrama daha saygılı olmak zorundadır.

KARAR

Eksik etnografya terminoloji bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…kısa sürede açık ocakta tezek yanmaya…”

ORDU KURMAYININ KONUĞU OLARAK ANKARA’DA.

AANADOLU’DAKİ DURUM



SAYFA 105

ANALİZ EDİLEN METİN-45

“Sonra fevkalade Almanca konuşan…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Bir dil fevkalade konuşulmaz, fevkalade kötü veya fevkalade güzel konuşulur.

Burada yarbayın fevkalade güzel Almanca konuştuğunu anlamak için okumaya devam etmek gerekiyor.

KARAR

Eksik tercüme.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Sonra fevkalade iyi Almanca konuşan…”

SAYFA 113

ANALİZ EDİLEN METİN-46

“Giyim Dairesi eski bir okuldaydı,…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türk ordusunda giyim dairesi adı altında bir birim yoktur.

Dikimevi vardır.

KARAR

Eksik askeri terminoloji bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Dikimevi eski bir okuldaydı,…”

SAYFA 113

ANALİZ EDİLEN METİN-47

“Kullanılmış Alman silah ceketleri,…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türk ordusunda silah ceketi, diye bir askeri giysi ve terim yoktur.

Olması gereken, avcı yeleğidir veya hücum yeleğidir.



KARAR

Eksik askeri terminoloji bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Kullanılmış Alman avcı yeleği,…”

SAYFA 114

ANALİZ EDİLEN METİN-48

“…yer yer karla kaplı mavi dağlarla çevriliydi.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türkçede mavi dağ kavramı yoktur, mor dağ, kara dağ, ak dağ kavramı vardır.

KARAR

Eksik coğrafi terminoloji bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…yer yer karla kaplı mor dağlarla çevriliydi.”

SAYFA 114

ANALİZ EDİLEN METİN-49

“…herhalde Yunan çağından kalmaydı,….”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türkçede arkeolojik dönemlerden söz ederken Yunan Çağı, demeyiz, Helenistik Dönem, deriz.

KARAR

Eksik arkeoloji terminoloji bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…herhalde Helenistik Dönem’ den kalmaydı….”

SAYFA 117

ANALİZ EDİLEN METİN-50

“…günbegün uzun harekatlarla Kafkasya taraflarından getiriliyordu.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Harekat savaşın bir aşamasıdır ve harekat ile hiçbir şey getirilip götürülmez, birlikler ise harekatla asla getirilmez.

Olması gereken doğru askeri terim “intikal” olmalıdır.

KARAR

Eksik askeri terminoloji bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…günbegün uzun intikallerle Kafkasya taraflarından getiriliyordu.”



İKİNCİ BÖLÜM

İSTİHKAM DENETİMİNDE

SAYFA 132

ANALİZ EDİLEN METİN-51

“Köyde şimdi yalnızca gözaltına alınmış Yunanlılardan oluşan bir istihkam bölüğüyle bir tahkim taburu vardı.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kurtuluş Savaşı sırasında Yunanlılarla sadece savaştık, onlardan esir alınanlar da zaten yasalar gereği hem çalıştırılamaz hem de Türk Ordusu içinde görev alması sakıncalıdır, dahası akılsızca olur.

Burada yazar Rum ahaliden söz etmek istiyor, ancak çevirmen bunun farkında değil, Rum ahaliyi Yunan olarak yazıyor.

KARAR

Eksik sosyolojik ve etnolojik bilgi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Köyde şimdi yalnızca gözaltına alınmış Rumlardan oluşan bir istihkam bölüğüyle bir tahkim taburu vardı.”

SAYFA 132

ANALİZ EDİLEN METİN-52

“Bana Fransızca bilen bir Yunan verildi.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kurtuluş Savaşı sırasında Yunanlılarla sadece savaştık, onlardan esir alınanlar da zaten yasalar gereği hem çalıştırılamaz hem de Türk Ordusu içinde görev alması sakıncalıdır, dahası akılsızca olur.

Burada yazar Rum ahaliden söz etmek istiyor, ancak çevirmen bunun farkında değil, Rum ahaliyi Yunan olarak yazıyor.

KARAR

Eksik sosyolojik ve etnolojik bilgi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Bana Fransızca bilen bir Rum verildi.”



SAYFA 133

ANALİZ EDİLEN METİN-53

“Yunan emir erim kahve pişirdi;…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kurtuluş Savaşı sırasında Yunanlılarla sadece savaştık, onlardan esir alınanlar da zaten yasalar gereği hem çalıştırılamaz hem de Türk Ordusu içinde görev alması sakıncalıdır, dahası akılsızca olur.

Burada yazar Rum ahaliden söz etmek istiyor, ancak çevirmen bunun farkında değil, Rum ahaliyi Yunan olarak yazıyor.

KARAR

Eksik sosyolojik ve etnolojik bilgi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Rum emir erim kahve pişirdi;…”

SAYFA 134

ANALİZ EDİLEN METİN-54

“…ama Osmanlı tebaasından sivil Yunanlılardan oluşuyordu.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kurtuluş Savaşı sırasında Yunanlılarla sadece savaştık, onlardan esir alınanlar da zaten yasalar gereği hem çalıştırılamaz hem de Türk Ordusu içinde görev alması sakıncalıdır, dahası akılsızca olur.

Burada yazar Rum ahaliden söz etmek istiyor, ancak çevirmen bunun farkında değil, Rum ahaliyi Yunan olarak yazıyor.

KARAR

Eksik sosyolojik ve etnolojik bilgi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…ama Osmanlı tebaasından sivil Rumlardan oluşuyordu.”

SAYFA 136

ANALİZ EDİLEN METİN-55

“Bu puslu havadan kurtulduğum için salt mutluydum…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kitabın yazıldığı dönemde Türkçe konuşma dilinde salt kelimesinin bulunmuyor olması bir yana, cümle içindeki tercümesi de hatalı, salt mutluydum, ne demek?

KARAR

Eksik sözlük bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Bu puslu havadan kurtulduğum için kesinlikle mutluydum…”

SAYFA 142 ve 145

Yunan olarak geçen kelimelerin Rum olması gerekir.

Nitekim “benim Rum emirerim”, diye bir yerde geçiyor, ama sonra yine Yunan, diye devam ediyor.-56-57

O kadar özensiz ki.

SAYFA 146

ANALİZ EDİLEN METİN-58

“Çok hoş, mavi cilalı tuğlalarla kaplı…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kitabın yazarı çini ve turkuaz rengi nedir bilmeyebilir, ilk defa görüyor olabilir.

Ama çevirmen mavi cilalı tuğla olarak yazmak yerine turkuaz çini, diye çevirebilir veya çn olarak açıklama yapabilir.

KARAR

Eksik mimari ve sanat tarihi terminolojisi bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Çok hoş, turkuaz çinilerle kaplı…”

SAYFA 146

ANALİZ EDİLEN METİN-59

“…uzun bir Yunanca yazıt vardı.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Anadolu arkeolojisinde günümüze kadar gelmiş ve Anadolu’ da uzun süre kullanılmış yazılar, yazıtlar Yunanca, değil Grekçe ile yazılmıştır, diyoruz .

KARAR

Eksik arkeoloji terminolojisi bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…uzun bir Grekçe yazıt vardı.”

SAYFA 147

ANALİZ EDİLEN METİN-60

“…eski zamanlarda Yunan kolonileri bulunuyordu,…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Anadolu arkeolojisinde Yunan kolonileri değil, Helen veya Helenistik kolonileri, diyoruz .

KARAR

Eksik arkeoloji terminolojisi bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…eski zamanlarda Helen kolonileri bulunuyordu,…”

İKİNCİ BÖLÜM

TÜRKİYE’DE İSTİHKAM ÇALIŞMASI

SAYFA 149

ANALİZ EDİLEN METİN-61

“…bekarlar hemen hemen hiç maskelenmiyordu.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Anadolu kadını örtünür, bunun adı maskelenmek değildir. Yazar böyle yazmış olsa dahi, çevirmen bunun çn olarak açıklamak zorundadır.

KARAR

Eksik etnoloji terminolojisi bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…bekarlar hemen hemen hiç örtünmüyorlardı.”

SAYFA 151

Çevirmen metin içinde geçen ve açıklaması dip not olarak yapılmamış çeviri metni dışındaki yabancı kelimeleri dip not veya çn olarak belirtmek zorundadır.

“…secessio plebis in Montem sacrum…”

Ne demek?-62

SAYFA 152

ANALİZ EDİLEN METİN-63

“Sorumlu bölükbaşı, bütün kolbaşları…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Modern Türk ordusunda bölükbaşı veya kolbaşı gibi komutanlıklar yoktur.

Bölükbaşı yerine, bölük çavuşu, bölük astsubayı, bölük başçavuşu vardır. Asıl metin nasıldır, bilmiyoruz.

Kolbaşı ise hiç yoktur, onun yerine manda komutanı veya manga çavuşu vardı. KARAR

Eksik askeri terminolojisi bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Sorumlu bölük çavuşu ve bütün manga çavuşları…”



SAYFA 152

ANALİZ EDİLEN METİN-64

“…her duruma uyan bir kural bulmak salt olanaksızdır.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Çevirmen bu çeviri kitapta en çok ve gereksiz yere ve karşılığı olmaksızın salt kelimesini kullanmakta ısrar ediyor.

Hem kitabın yazıldığı tarihte Türkçede böyle bir kelime yok, hem de karşılığı cümle içinde hiçbir anlam ifade etmiyor.

KARAR

Eksik sözlük bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…her duruma uyan bir kural bulmak kesinlikle olanaksızdır.”



SAYFA 153

ANALİZ EDİLEN METİN-65

“…bu söylenen yalnız bir dayanaktır!”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Askerlikte bir emir dayanak ise mutlaka uyulur ve yerine getirilir.

Oysa burada yazarın söylemek istediği tutamaktır ve ilgili emir harfiyen yerine getirilmese de elde tutamak olarak kalır. Bu durum askerlikte böyle anlatılır.

KARAR

Eksik askeri terminolojisi bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…bu söylenen yalnız bir tutamaktır!”

SAYFA 159

ANALİZ EDİLEN METİN-66

“Tırnakları bir çeşit kırmızı macunla boyanmıştı…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kitabın yazarı bir çeşit kırmızı macun, diye yazdığı şeyin kına olduğunu bilmeyebilir, ama çevirmen bunu araştırıp bulmak ve bilmek zorundadır. Anadolu kadını üstelik bayramlarda ellerine adı bilinmeyen bir çeşit macun sürmez, bunun bir adı vardır, o da kınadır.

Çevirmen en azından çn diye açıklama yapmak zorundadır.

KARAR

Eksik etnografya terminolojisi bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Tırnakları kına ile boyanmıştı…”

SAYFA 159

ANALİZ EDİLEN METİN-67

“…ayrı ayrı tüfek çatkısıyla oluşmuştu.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Askerlikle tüfek çatıldıktan sonra ona tüfek çatkısı denmez, tüfek çatısı denir.

KARAR

Eksik askeri terminolojisi bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…ayrı ayrı tüfek çatısıyla oluşmuştu.”

SAYFA 161

ANALİZ EDİLEN METİN-68

“Önce yağsız güreşildi…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Geleneksel Türk güreşinde yağsız güreşmek, diye bir terim yoktur.

Yağsız güreşmekten murat, karakucak güreştir.

Kitabın yazarı bunu bilmeyebilir, ama çevirmen bunu araştırıp bulmalı ve çn olarak yazmalıdır.

KARAR

Eksik geleneksel spor terminolojisi bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Önce karakucak güreşleri yapıldı”

İKİNCİ BÖLÜM

KÜTAHYA’YA

SAYFA 164

ANALİZ EDİLEN METİN-69

“…dört yüz kişiye yaklaşan bütün Yunanlıları…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Anadolu’ da Rum ahali vardı, Yunan ahali değil.

Çevirmen Yunan ile Rum ayrımını hala bilmiyor.

KARAR

Eksik etnolojik bilgi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…dört yüz kişiye yaklaşan bütün Rumları…”

SAYFA 165

ANALİZ EDİLEN METİN-70

“…ucu demirli ince değneklerle…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Bu ince değneklere Anadolu’ da farklı isimler verilir, üvendire gibi. Üvendirenin ucuna takılı çivi ise noduldur.

Kitabın yazarı bunu bilmeyebilir, ama çevirmen bunu merak edip öğrenmek ve çn olarak açıklamak zorundadır.

KARAR

Eksik etnografya terminolojisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…ucu nodullu ince üvendirelerle…”

SAYFA 165

ANALİZ EDİLEN METİN-71

“…hepsi de tabii möblesizdi;…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türkçede möble kelimesi kullanılmaz, mobilya kelimesi kullanılır.

Belli ki çevirmen bu metni Almanya’ da yaşayan, ama Türkçe bilmeyen Türk öğrencilere yaptırmış.

Çeviriyi yapan ise Almanca kelimeyi aynen alıp koymuş.

KARAR

Eksik ve özensiz sözlük bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…hepsi de tabii mobilyasızdı…”

SAYFA 165

ANALİZ EDİLEN METİN-72

“…zengin Yunan süslemeli mermer bloklar…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Yunan-Helen-Grek-Rum ayrımları defalarca anlatıldı.

Anadolu veya başka hiçbir yerde Yunan sanatı veya süslemesi yok, Helenistik sanat veya süsleme var.

KARAR

Eksik sanat tarihi bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…zengin Helenistik süslemeli mermer bloklar…”

SAYFA 166

ANALİZ EDİLEN METİN-73

“…tuhaf mavimsi pırıltılanan dağlarla çevriliydi…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Böyle bir tasvir Türkçede olmaz.

Pırıldayan varken, pırıltılanan, ne demek doğrusu anlamak zor.

KARAR

Eksik sözlük bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…tuhaf mavimsi pırıldayan dağlarla çevriliydi…”

SAYFA 166

ANALİZ EDİLEN METİN-74

“Şehir her çeşit kurmayla doluydu.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kurmay sınıfı çeşit çeşit olmaz, sınıf sınıf olur, piyade kurmay, topçu kurmay gibi.

KARAR

Eksik askeri terminoloji bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Şehir her sınıftan kurmayla doluydu.”



SAYFA 167

ANALİZ EDİLEN METİN-75

“…buz gibi limonata içiliyor ve çokça havalı yaşlı Türkler…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Günümüz dilinde bile havalı sözü daha çok sadece argoda kullanılırken, kitabın yazıldığı tarihte havalı ne anlama geliyor, ne kadar özensiz ve cahilce..

KARAR

Eksik sözlük bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Almanca asıl metni görmediğim için tercüme yapamıyorum, ama kesinlikle havalı kelimesi geçmez.

SAYFA 168

ANALİZ EDİLEN METİN-76

“Bu gerçeği değerlendirirken, iki hasım arasında yüz elli…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Ülkeler veya cepheler arasında savaşta hasım, değil düşman vardır.

KARAR

Eksik sözlük bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Bu gerçeği değerlendirirken, iki düşman arasında yüz elli…”

SAYFA 168

ANALİZ EDİLEN METİN-77

“Mevzilere talim işgali yapılıyor…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Talim işgal edilmez, işgal talimi yapılır.

KARAR

Hatalı cümle yapısı

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Mevzileri işgal talimi yapılıyor…”

SAYFA 174

ANALİZ EDİLEN METİN-78

“Uluyan çocuklar…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Çocuk eğer kurt değilse, ulumaz, inler.

KARAR

Eksik sözlük bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“İnleyen çocuklar…”

İKİNCİ BÖLÜM

SAVAŞ VE GERİ ÇEKİLME

SAYFA 180

ANALİZ EDİLEN METİN-79

“…şayanı takdir bir rahatlıkla…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Tamlama hatalı,

KARAR

Eksik kelime bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…takdire şayan rahatlıkla…”

SAYFA 184

ANALİZ EDİLEN METİN-80

“En az yedi yıldan beri her biri misket tüfeği taşıyordu.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Misketin ve tüfeğin anlamlarını bilen birisi misket tüfeğinin anlamını bilemez veya misket atan bir tüfek zanneder.

Oysa Türkçeye misket olarak geçmiş kelimenin aslı Fransızca olup yazılışı Mousquet olup, Alman Mauser gibi, bir silah markasıdır. Çevirmen bunu çn olarak belirtmek zorundadır.

KARAR

Eksik askeri terminoloji ve savaş sanayi bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“En az yedi yıldan beri her biri Mousquet tüfeği taşıyordu.”

SAYFA 189

ANALİZ EDİLEN METİN-81

“…en büyük bölümünü Yunan-Ortodoks Yunanlar, Hıristiyanlar…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Cümle o kadar hatalı ki, daha önceki bilgisizlik devam ediyor ve anlamsız bir cümle yapısı ortaya çıkıyor. Türkiye’ de yaşayan Rum ahaliye asla Yunan denmedi.

KARAR

Eksik etnolojik bilgi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…en büyük bölümünü Ortodoks Rumlar, Hıristiyanlar…”

SAYFA 189

ANALİZ EDİLEN METİN

“…ama bir Yunan on Yahudi’yi aldatır.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME-82

Benzer sorun. Türkiye’ de yaşayan Rum ahaliye asla Yunan denmedi.

KARAR

Eksik etnolojik bilgi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…ama bir Rum on Yahudi’yi aldatır.”

SAYFA 189

ANALİZ EDİLEN METİN-83

“Ya Türkiye’de yaşayan Yunanlılar?”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Benzer sorun. Türkiye’ de yaşayan Rum ahaliye asla Yunan denmedi.

KARAR

Eksik etnolojik bilgi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Ya Türkiye’ de yaşayan Rumlar?”

SAYFA 189

ANALİZ EDİLEN METİN-84

“…Küçük Asya’da yaşayan Yunanlılar,…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Benzer sorun. Türkiye’ de yaşayan Rum ahaliye asla Yunan denmedi.

KARAR

Eksik etnolojik bilgi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…Küçük Asya’da yaşayan Rumlar,…”

SAYFA 189

ANALİZ EDİLEN METİN-85

“Evet, hatta birçoğu hiç Yunanca konuşmayı bilmiyor.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Benzer sorun. Türkiye’ de yaşayan Rum ahaliye asla Yunan denmedi ve Rumlar asla Yunanca konuşmadı, İstanbul dışındaki neredeyse bütün Rumlar Türkçe veya Karamanlıca konuştular.

KARAR

Eksik etnolojik bilgi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Evet, hatta birçoğu hiç Rumca konuşmayı bilmiyor.”

SAYFA 190

ANALİZ EDİLEN METİN-86

“Türkiye’de hiç kimse, bu Yunanlılara yabancı bir ulus gözüyle…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Benzer sorun. Türkiye’ de yaşayan Rum ahaliye asla Yunan denmedi. Onlar asla ulus değildi.

KARAR

Eksik etnolojik bilgi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Türkiye’de hiç kimse, bu Rumlara yabancı bir ulus gözüyle…”

SAYFA 190

ANALİZ EDİLEN METİN-87

“…öncelikle Küçük Asya’daki “kendi” Yunanlılarını düşünüyor.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Benzer sorun. Türkiye’ de yaşayan Rum ahaliye asla Yunan denmedi. Onlar asla ulus değildi.

KARAR

Eksik etnolojik bilgi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çeviri gereksiz.

SAYFA 190

ANALİZ EDİLEN METİN-88

“Bütün Küçük Asya Yunanlıları hep bir ağızdan…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Benzer sorun. Türkiye’ de yaşayan Rum ahaliye asla Yunan denmedi. Onlar asla ulus değildi.

KARAR

Eksik etnolojik bilgi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Bütün Küçük Asya Rumları hep bir ağızdan…”

SAYFA 190

ANALİZ EDİLEN METİN-89

“Salt düşte gibi hareket ediliyordu.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Salt kelimesi çok gereksiz ve anlamı bilinmeden kullanılmaya devam ediyor.

KARAR

Eksik sözlük bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Sırf düşte gibi hareket ediliyordu.”

SAYFA 195

ANALİZ EDİLEN METİN-90

“…birçok askeri zabıta bulunuyor.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türk Silahlı Kuvvetleri’nde askeri zabıta kavramı yoktur, askeri inzibat vardır.

KARAR

Eksik askeri terminoloji bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…birçok askeri inzibat bulunuyor.”

SAYFA 195

ANALİZ EDİLEN METİN-91

“…bir yatak bulmak umudumuz, gaddarca boşa çıktı.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Bir umut nasıl gaddarca boşa çıkar, Türkçede böyle bir niteleme yoktur. Ayrıca bulmak, yapmak vb umudu değil, bulma, yapma vb umudu, diye yazılır.

KARAR

Eksik ve hatalı kelime ve cümle yapısı

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…bir yatak bulma umudumuz, çaresizce boşa çıktı.”

İKİNCİ BÖLÜM

ANKARA VE DOLAYINDA







SAYFA 199

ANALİZ EDİLEN METİN-92

“Train traveaux”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Asıl metinde o dilin dışında başka bir yabancı dilden kelime cümle vb olması halinde çevirmen bu durumu çn olarak açıklamak zorundadır.

KARAR

Eksik tercüme

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Tercüme yok

SAYFA 200

ANALİZ EDİLEN METİN-93

“…,büyük göçmen konuklama yerleri,…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türkçede konuklama, diye bir kavram yok, konaklama var.

KARAR

Eksik kelime bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…,büyük göçmen konaklama yerleri,…”

SAYFA 200

ANALİZ EDİLEN METİN-94

“…,bakır ya da tahta baskı resimleri düşündüm.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türkçede bu tür baskı resme gravür deniyor.

KARAR

Eksik kelime bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…,bakır ya da tahta baskı gravürleri düşündüm.”

SAYFA 206

ANALİZ EDİLEN METİN-95

“…,sinema bilinmeyen şeylerdi ve kadınlar salt eksikti.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Yine ve takıntılı ve anlamı bilinmeden kullanılan salt kelimesi.

KARAR

Eksik kelime bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…,sinema bilinmeyen şeylerdi ve kadınlar kesinlikle eksikti.”

SAYFA 208

ANALİZ EDİLEN METİN-96

“…,sonra şehir komutanının emrine girmek…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türk Silahlı Kuvvetleri teşkilat yapısında şehir komutanı, diye bir makam yoktur. Bunun adı garnizon komutanıdır.

KARAR

Eksik askeri terminoloji bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…,sonra garnizon komutanının emrine girmek…”

SAYFA 208

ANALİZ EDİLEN METİN-97

“Ait oldukları bölüğün başkanı bir konuşma yaptı,…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türk Silahlı Kuvvetleri teşkilat yapısında bölük başkanı, diye bir makam yoktur. Bunun adı bölük komutanı, bölük astsubayı, bölük çavuşu veya bölük başçavuşudur.

KARAR

Eksik askeri terminoloji bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Ait oldukları bölüğün komutanı bir konuşma yaptı,…”

SAYFA 209

ANALİZ EDİLEN METİN-98

“Bölük başkanı bu sırada yanda duruyor ve…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türk Silahlı Kuvvetleri teşkilat yapısında bölük başkanı, diye bir makam yoktur. Bunun adı bölük komutanı, bölük astsubayı, bölük çavuşu veya bölük başçavuşudur.

KARAR

Eksik askeri terminoloji bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Bölük komutanı bu sırada yanda duruyor ve…”

SAYFA 211

ANALİZ EDİLEN METİN-99

“Şehir komutanı tabura el koymuştu…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türk Silahlı Kuvvetleri teşkilat yapısında şehir komutanı, diye bir makam yoktur. Bunun adı garnizon komutanıdır .

KARAR

Eksik askeri terminoloji bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Garnizon komutanı tabura el koymuştu…”

SAYFA 211

ANALİZ EDİLEN METİN-100

“non olet”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Asıl metinde o dilin dışında başka bir yabancı dilden kelime cümle vb olması halinde çevirmen bu durumu çn olarak açıklamak zorundadır.

KARAR

Eksik tercüme

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çeviri yok

SAYFA 213

ANALİZ EDİLEN METİN-101

“… bir de tüfek 98 asmışları.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Tek başına tüfek 98 hiçbir şey anlatmıyor. Asker kısaca 98, diyebilir, ama çevirmen bunun ne anlama geldiğini çn olarak belirtmek zorundadır.

Tüfek 98, Karabiner 98, olarak bilinen kısa namlulu bir piyade tüfeğidir.

KARAR

Eksik askeri terminoloji bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Bir de 98 (Kısa namlulu bir piyade tüfeği) asmışlardı.

İKİNCİ BÖLÜM

YİNE TEKER ÜSTÜNDE

SAYFA 216

ANALİZ EDİLEN METİN-102

“… hoşlanmadıkları farklı bir mezhebe mensup insanlar yaşıyormuş.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kitabın yazarı bu farklı mezhebi bilmeyebilir, ama çevirmen bunu o yöreye bakarak bilmeli ve çn olarak yazmalı, nitekim kitabın ilerleyen sayfalarında bu farklı mezhebin Bektaşiler olduğu belli oluyor.

KARAR

Eksik dini ve etnoloji terminoloji bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çeviri yok

SAYFA 216

ANALİZ EDİLEN METİN-103

“… köyün girişinde mola verince, “mezhep mensupları” geldiler.

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Tek başına mezhep mensupları, diye bir kişiselleştirme olamaz, ancak o mezhepten kişiler biliniyorsa, öyle yazılır, örneğin Bektaşiler veya Aleviler vb.

KARAR

Eksik dini ve etnoloji terminoloji bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Hangi mezhep olduğu bilinmediği için çeviri yapılmadı.

SAYFA 216

ANALİZ EDİLEN METİN-104

“…,ateşli içkimiz “mezhepçilerden geldi.””

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Bu şekilde bir kavram mezhepçi ayrımcılık yapmaktır. Mezhepçi olarak yazılması talihsizliktir. Bektaşiler veya Aleviler vb.

KARAR

Eksik dini ve etnoloji terminoloji bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Hangi mezhep olduğu bilinmediği için çeviri yapılmadı.

SAYFA 217

ANALİZ EDİLEN METİN-105

“…,bütün yükler yaya gitmek zorunda kaldı,…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Hiçbir yük kendi başına yaya veya başka şekilde gitmez.

KARAR

Bozuk cümle ve anlam yapısı.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…,bütün yükler yaya olarak sevk edilmek zorunda kaldı,…”

SAYFA 218

ANALİZ EDİLEN METİN-106

“Ekselansları bana bir kez…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türkçede ekselans veya ekselansları, diye bir kelime veya hitap yoktur.

Hazret, hazretleri vardır.

KARAR

Bozuk eksik sözlük bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Hazretleri bana bir kez…”

SAYFA 219

ANALİZ EDİLEN METİN-107

“pour prendre la un devoir!”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Asıl metinde o dilin dışında başka bir yabancı dilden kelime cümle vb olması halinde çevirmen bu durumu çn olarak açıklamak zorundadır.

KARAR

Eksik tercüme

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çeviri yok

SAYFA 220

ANALİZ EDİLEN METİN-108

“Eski bir arazi askeri olarak…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türk Silahlı Kuvvetleri’nde arazi askeri, diye bir sınıf yoktur. Piyade sınıfı vardır.

KARAR

Eksik askeri terminoloji bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Eski bir piyade askeri olarak…”

SAYFA 220

ANALİZ EDİLEN METİN-109

“ventre a terre”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Asıl metinde o dilin dışında başka bir yabancı dilden kelime cümle vb olması halinde çevirmen bu durumu çn olarak açıklamak zorundadır.

KARAR

Eksik tercüme

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çeviri yok

SAYFA 221

ANALİZ EDİLEN METİN-110

“Bu “toplu konut” köyün malı olup,…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kitabın yazıldığı tarihte Anadolu’ da hiçbir köyde toplu konut, diye bir şey yoktur. Ayrıca toplu konut lafı da çok yeni bir laftır.

Bahsedilen konut köyün ortak malı köy konağıdır.

KARAR

Eksik etnoloji ve şehircilik terminolojisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Bu “konak” köyün malı olup,…”

SAYFA 223

ANALİZ EDİLEN METİN-111

“…küçük ya da büyük bir küme “pasifist” in yakalandığını”…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kitabın yazıldığı tarihte Türkiye’de pasifist, diye bir kavram yoktur. Savaş karşıtı lafı bile çok yenidir. O dönemde ancak savaş kaçkını, asker kaçağı vardı.

KARAR

Eksik kelime bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…küçük ya da büyük bir grup “asker kaçağının” yakalandığını”…”

SAYFA 223

ANALİZ EDİLEN METİN-112

“,…tüfeklerini şaşkın bakan bölükbaşına çevirmişlerdi…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türk Silahlı Kuvvetleri teşkilat yapısında bölükbaşı, diye bir makam yoktur. Bunun adı bölük komutanı, bölük astsubayı, bölük çavuşu veya bölük başçavuşudur.

KARAR

Eksik askeri terminoloji bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“,…tüfeklerini şaşkın bakan bölük komutanına çevirmişlerdi…”

SAYFA 224

ANALİZ EDİLEN METİN-113

“,…büyük, sivri bir koni gibi yığılıyordu.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kitabın yazarı bilmediği Anadolu harmanı için koni gibi, yazmış olabilir, ama bunu bilmeyen Türk okuyucu bu benzetmeden hiçbir şey anlayamaz.

Burada kastedilen tarlada biçilip gelen buğday başaklarının harman yerinde konik bir şekilde yığılmasıdır.

Buna “yığın” denir.

Çevirmen bunu çn olarak belirtmek zorundadır.

Nitekim devam eden cümlede de aynı koni yığınından söz ediliyor.

Anadolu köylüsü bir geometrik şekil olan koniğin adını ehrami veya hüyük olarak bilir.

KARAR

Eksik tarımsal terminoloji bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“,…büyük, hüyük şeklinde bir yığın yapılıyordu.”

SAYFA 224

ANALİZ EDİLEN METİN-114

“Bu, bir ucu havaya doğru eğilmiş, iki tahtadan oluşan kızak gibi bir tabletti.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Fizik kural olarak hiç bir şey havaya doğru eğilmez. Havaya doğru kalkar veya yamulur.

İki tahtadan oluşan kızak gibi tablet tercümesi ve tarifi ise tam bir felaket.

Burada anlatılan basit bir dövendir.

Kitabın yazarı bilmediği Anadolu harmanı için bu tarifi yapabilir, ama bunu bilmeyen Türk okuyucu bu benzetmeden hiçbir şey anlayamaz.

Çevirmen bunu çn olarak belirtmek zorundadır.

KARAR

Eksik tarımsal terminoloji bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Bu, bir ucu havaya doğru kalkmış, iki tahtadan oluşan kızak gibi bir tabletti.” ( döven çn)



SAYFA 224

ANALİZ EDİLEN METİN-115

“Alt tarafı baştan aşağıya keskin, köşeli kuvars ve granit parçalarıyla kaplıydı,…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Burada anlatılan taşlat dövenin altındaki çakmak taşlarıdır.

Kitabın yazarı bilmediği Anadolu harmanı için bu tarifi yapabilir, ama bunu bilmeyen Türk okuyucu bu benzetmeden hiçbir şey anlayamaz.

Çevirmen bunu çn olarak belirtmek zorundadır.

KARAR

Eksik tarımsal terminoloji bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çeviri yok

SAYFA 224

ANALİZ EDİLEN METİN-116

“Mandalar tahıl konisini yüzlerce defa döndükten sonra, birkaç kadın ellerinde beş dişli büyük yabalarla geliyor ve kıyılmış tahılı havaya savuruyorlardı.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kitabın yazarı bilmediği Anadolu harmanı için koni kelimesi yazmış olabilir, ama bunu bilmeyen Türk okuyucu bu benzetmeden hiçbir şey anlayamaz.

Öte yandan buğday başakları dövenle sürülüp tahıl ortaya çıktıktan sonra tahıl konisi dönülmez, dönülen şey buğday başağıdır.

Tahıl ortaya çıktıktan sonra dövenle sürülmüş başak samanı ile birlikte ortaya yığılır, buna tınaz denir.

İnsanlar yaba ile bu tınazı savurur. Kıyılmış tahıl savrulmaz, tınaz savrulur.

Çevirmen bunu çn olarak belirtmek zorundadır.

KARAR

Eksik tarımsal terminoloji bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Mandalar başak yığınını yüzlerce defa döndükten sonra, birkaç kadın ellerinde beş dişli büyük yabalarla geliyor ve buğday tınazını havaya savuruyorlardı.”

SAYFA 227

ANALİZ EDİLEN METİN-117

“…ve bu dersi şaşkın bir dehşet içinde dinledim.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Yazar burada nasıl bir durumdan söz ediyor, bilemiyoruz, ama çevirmen anlamsız bir durumu tarif ediyor.

Şaşkın dehşet içinde olmak ne demek?

KARAR

Anlamsız tarif

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çeviri yapılmadı.

SAYFA 227

ANALİZ EDİLEN METİN-118

“…ve bu dersi şaşkın bir dehşet içinde dinledim.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Yazar burada nasıl bir durumdan söz ediyor, bilemiyoruz, ama çevirmen anlamsız bir durumu tarif ediyor.

Şaşkın dehşet içinde olmak ne demek?

KARAR

Anlamsız tarif

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çeviri yapılmadı.

SAYFA 227

ANALİZ EDİLEN METİN-119

“Yaz sıcağında barbarca pis koku…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Yazar burada nasıl bir durumdan söz ediyor, bilemiyoruz, ama çevirmen anlamsız bir durumu tarif ediyor.

Barbarca pis koku ne demek?

KARAR

Anlamsız tarif

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çeviri yapılmadı.

SAYFA 234

ANALİZ EDİLEN METİN-120

“Tarlalarda daha harmanlanmamış buğday duruyordu,…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Tarlalarda harmanlanmamış değil, biçilmemiş buğday durur.

KARAR

Eksik tarımsal terminoloji

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Tarlalarda daha biçilmemiş buğday duruyordu,…

İKİNCİ BÖLÜM

GÜN DOĞUYOR! DEMİRYOLCULARLA

SAYFA 238

ANALİZ EDİLEN METİN-121

“Bölüğün başı, Yüzbaşı Şevki Bey,…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türk Silahlı Kuvvetleri’nde bölüğün başı, diye bir makam yoktur.

Bölüğün komutanı, bölük komutanı vardır.

KARAR

Eksik askeri terminoloji

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Bölük komutanı, Yüzbaşı Şevki Bey,…”

SAYFA 238

ANALİZ EDİLEN METİN-122

“Bektaşilerin cami ya da başka tapınağı yok, buna karşılık bir toplantı yeriyle (kulüp binası) yetiniyorlar.

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kitabın yazarı konuyu bilmeyebilir, ama böyle berbat ve her bakımdan cahilce bir çeviri çeviren için utanç verici olmalıdır.

Bektaşiler de İslam dinindendir ve İslamiyet’te tapınma veya tapınak, diye bir şey yoktur.

İbadet ve ibadethane vardır.

Bektaşilerin toplantı yerine ise kulüp binası denmesi hakarettir.

Bektaşilerin toplanma yerine Cemevi denir.

KARAR

Eksik dinsel terminoloji

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Bektaşilerin cami ya da başka bir ibadethaneleri yok, buna karşılık bir Cemevi ile yetiniyorlar.

SAYFA 240

ANALİZ EDİLEN METİN-123

“…taşıyıp, “möbleleri” yaptım.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türkçede möble kelimesi yoktur, mobilya kelimesi vardır.

KARAR

Eksik sözlük bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…taşıyıp, “mobilyaları” yaptım.”

SAYFA 240

ANALİZ EDİLEN METİN-124

“…üzerlerine Angora postları serdim,…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türkçede Angora post, diye bir post yoktur, tiftik keçisi postu vardır.

Batılılar Ankara tiftik keçisine Angora diyorlar.

KARAR

Eksik sözlük bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…üzerlerine tiftik keçisi postları serdim,…”

SAYFA 240

ANALİZ EDİLEN METİN-125

“…yolda Kafkasya’dan getirilen,,…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kurtuluş Savaşı için Kafkasya’dan kimse getirilmedi. Kafkas Cephesi’ nden getirilenler oldu.

KARAR

Eksik askeri ve coğrafi bilgi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…yolda Kafkas Cephesi’nden getirilen,,…”

SAYFA 242

ANALİZ EDİLEN METİN-126

“Kafkaslar’ dan gelen tümenler…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kurtuluş Savaşı için Kafkaslar’ dan tümenler gelmedi. Kafkas Cephesi’ nden tümenler geldi.

KARAR

Eksik askeri ve coğrafi bilgi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Kafkas Cephesi’nden gelen tümenler…”

SAYFA 242

ANALİZ EDİLEN METİN-127

“Sadece fişekler, su matarası ve tüfek, “asker” kavramını çağrıştırıyordu.

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Fişek asker kavramını çağrıştırmaz, fişeklik çağrıştırır..

KARAR

Eksik askeri terminoloji bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Sadece fişeklikler, su matarası ve tüfek, “asker” kavramını çağrıştırıyordu

SAYFA 245

ANALİZ EDİLEN METİN-128

“,…orada ekselans Refet Paşa bana,…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türkçede ekselans kelimesi kullanılmaz, onun yerine hazretleri hitabı kullanılır.

KARAR

Eksik kelime bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“,…orada Refet Paşa hazretleri bana,…”

SAYFA 247

ANALİZ EDİLEN METİN-129

“enfant terrible”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Asıl metinde o dilin dışında başka bir yabancı dilden kelime cümle vb olması halinde çevirmen bu durumu çn olarak açıklamak zorundadır.

KARAR

Eksik tercüme

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çeviri yok

SAYFA 251

ANALİZ EDİLEN METİN-130

“in majorem Germaniae gloriam!”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Asıl metinde o dilin dışında başka bir yabancı dilden kelime cümle vb olması halinde çevirmen bu durumu çn olarak açıklamak zorundadır.

KARAR

Eksik tercüme

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çeviri yok

SAYFA 251

ANALİZ EDİLEN METİN-131

“,…gecekondu usulü bir gecede kotarılmıştı.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kitabın yazıldığı tarihte gecekondu, diye bir kavram yok.

Yazar bunu hangi kelime ile yazdı, bilemiyoruz, ancak çevirmen gecekondu kelimesini kullanmamalıdır.

KARAR

Eksik kelime bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çeviri yok

SAYFA 253

ANALİZ EDİLEN METİN-132

“,…-iyi adamın türküsü söylenir!-“

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Yabancı dilde söylenen atasözleri, özlü sözler Türkçeye birebir çevrilmez, onu karşılayan Türkçe sözler vardır ve onlar kullanılır.

Burada sözü edilen söz ise “iyi adam lafının üzerine gelir!”

KARAR

Hatalı tercüme

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…-iyi adam lafının üzerine gelir!-”

SAYFA 253

ANALİZ EDİLEN METİN-133

“, hemen gidip kısa ve dertsiz tekmil verdim.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türkçede ve askerlikte dertsiz tekmil vermek, diye bir kavram yoktur. Kısa veya uzun tekmil vardır.

Yazar burada hangi kelimeleri kullandı, bilmiyoruz, ama çeviri hatalı ve anlamsız.

KARAR

Hatalı tercüme

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çeviri yok

SAYFA 254

ANALİZ EDİLEN METİN-134

“Ekleme parçasının deliklerini yeniden açmak sonsuzca sürüyordu,…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Sonsuzca sürmek ne demek, anlaşılmıyor.

Yazar burada hangi kelimeleri kullandı, bilmiyoruz, ama çeviri hatalı ve anlamsız.

KARAR

Hatalı tercüme

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çeviri yok

SAYFA 254

ANALİZ EDİLEN METİN-135

“…zira buralara çok yüksek yağan kar…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kar yüksek yağmaz, yoğun yağar.

Yazar burada hangi kelimeleri kullandı, bilmiyoruz, ama çeviri hatalı ve anlamsız.

KARAR

Hatalı tercüme

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çeviri yok

SAYFA 256

ANALİZ EDİLEN METİN-136

“Öyleyse bugün yolculuk Gordion’ a”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kurtuluş Savaşı sırasında elde bulunan ve çoğu Rusların çizdiği az sayıdaki askeri haritalarda Gordion yazıyor olabilir, ancak orasının coğrafi taksimatta adı Yassıhöyük Köyü’dür. Çevirmen bu durumu en azından çn olarak belirtebilirdi.

Gordion sadece antik dönemdeki adıdır

KARAR

Eksik coğrafi bilgi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Öyleyse bugün yolculuk Yassıhöyük’e”

SAYFA 258

ANALİZ EDİLEN METİN-137

“…son üç günde suda kabartılmış kuru tahılla…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Mutfak kültüründe suda kabartmak, diye bir işlem yoktur.

Ancak suda ıslatılır veya suda bekletilir veya suda şişer.

KARAR

Eksik mutfak kültürü bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…son üç günde suda şişmiş kuru tahılla…”

SAYFA 258

ANALİZ EDİLEN METİN-138

“va banque!”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Asıl metinde o dilin dışında başka bir yabancı dilden kelime cümle vb olması halinde çevirmen bu durumu çn olarak açıklamak zorundadır.

KARAR

Eksik tercüme

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çeviri yok

SAYFA 260

ANALİZ EDİLEN METİN-139

“ve belki de bu yüzden, harekat emri çoktan gelmiş olmasına rağmen, taburu henüz harekete geçirmedi.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Askeri terminolojide harekat ve hareket çok farklı kavramlardır ve genellikle anlamları bilinmeden biri diğerinin yerine kullanılır.

Burada söz konusu taburun hareketi, harekat değil.

KARAR

Eksik askeri terminoloji bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“ve belki de bu yüzden, hareket emri çoktan gelmiş olmasına rağmen, taburu henüz harekete geçirmedi.”

İKİNCİ BÖLÜM

TUZ ÇÖLÜNDEN YÜRÜYÜŞ - KONYA

SAYFA 263

ANALİZ EDİLEN METİN-140

“Dokuz saatlik bir harekattan sonra ilk mola yerine ulaşıldı.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Askeri terminolojide harekat ve hareket çok farklı kavramlardır ve genellikle anlamları bilinmeden biri diğerinin yerine kullanılır.

Burada söz konusu taburun hareketi, harekat değil.

KARAR

Eksik askeri terminoloji bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Dokuz saatlik bir harekettan sonra ilk mola yerine ulaşıldı.”

SAYFA 264

ANALİZ EDİLEN METİN-141

“İyi ki, bizim köyde bir çeşit yerel komutanlık vardı. Bunun başkanı –şişman bir yüzbaşı-…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Askeri terminolojide bir çeşit komutanlık, diye bir makam tarif edilemez. Kesin rütbe ve makamı vardır.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nde komutanlığın başkanı olmaz, komutanı olur.

KARAR

Eksik askeri terminoloji bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“İyi ki, bizim köyde bir yerel komutanlık vardı. Bunun komutanı –şişman bir yüzbaşı-…

SAYFA 265

ANALİZ EDİLEN METİN-142

“…kalan tütünümü onlara dağıttım. Allah bereket versin!” diye teşekkür ettiler ama …”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türkçede bir şeyin dağıtılması, verilmesi vb karşılığında halkın söyleyeceği söz Allah bereket versin, sözü değil, Allah razı olsun sözü söylenir.

KARAR

Eksik halk kültürü bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…kalan tütünümü onlara dağıttım. Allah razı olsun!” diye teşekkür ettiler ama …”

SAYFA 265

ANALİZ EDİLEN METİN-143

“Bu ona salt yetiyor.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Yine bir salt takıntısı, gereksiz ve anlamı bilinmeden kullanılıyor.

KARAR

Eksik sözlük bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çevir yok.

SAYFA 267

ANALİZ EDİLEN METİN-144

“rahat bir yuva” kavramından salt habersiz.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Yine bir salt takıntısı, gereksiz ve anlamı bilinmeden kullanılıyor.

KARAR

Eksik sözlük bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çevir yok.

SAYFA 268

ANALİZ EDİLEN METİN-145

“Harekat sıkıcıydı.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Askeri terminolojide harekat ve hareket çok farklı kavramlardır ve genellikle anlamları bilinmeden biri diğerinin yerine kullanılır. Ayrıca harekatın sıkıcı olması, diye bir şey olamaz.

Burada söz konusu taburun hareketi, harekat değil.

KARAR

Eksik askeri terminoloji bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Hareket sıkıcıydı.”

SAYFA 272

ANALİZ EDİLEN METİN-146

“Banque ottomane”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Asıl metinde o dilin dışında başka bir yabancı dilden kelime cümle vb olması halinde çevirmen bu durumu çn olarak açıklamak zorundadır.

Ayrıca Osmanlı Bankası anlamına gelen bu kelime baş harfleri büyük yazılmalıdır.

KARAR

Eksik tercüme

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çeviri yok

SAYFA 273

ANALİZ EDİLEN METİN-147

“Primus inter pares”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Asıl metinde o dilin dışında başka bir yabancı dilden kelime cümle vb olması halinde çevirmen bu durumu çn olarak açıklamak zorundadır.

KARAR

Eksik tercüme

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çeviri yok

SAYFA 277

ANALİZ EDİLEN METİN-148

“Geçen yıl Konya’da yaşanan bir karşı devrim hareketi…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kurtuluş Savaşı sırasında veya sonrasında yaşananlar karşı devrim değildir, zira ortada devrim yoktur. Yaşananlar iç isyanlardır.

KARAR

Eksik tarih be siyasi terminoloji bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Geçen yıl Konya’da yaşanan bir iç isyan hareketi…”

SAYFA 278

ANALİZ EDİLEN METİN-149

“…örtülü sokaklar ve sokakçıklardan oluşan…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türkçede sokakçık, diye bir kelime bulunmaz. Küçük sokak, geniş sokak veya dar sokak vardır.

KARAR

Eksik sözlük bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…örtülü sokaklar ve dar sokaklardan oluşan…”

SAYFA 278

ANALİZ EDİLEN METİN-150

“Made in Franzia”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Asıl metinde o dilin dışında başka bir yabancı dilden kelime cümle vb olması halinde çevirmen bu durumu çn olarak açıklamak zorundadır.

KARAR

Eksik tercüme

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çeviri yok

SAYFA 281

ANALİZ EDİLEN METİN-151

“…sonra çaresiz, hastaya çıktım.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türkçede ve Türk sağlık sisteminde hastaya çıkmak, diye bir fiil yoktur, viziteye çıkmak fiili vardır. KARAR

Eksik ve özensiz tercüme, toplumsal hayatı bilmeme.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…sonra çaresiz, viziteye çıktım.”

SAYFA 284

ANALİZ EDİLEN METİN-152

“…-adı ”son derece kerte sert azılı köpeğe” çıkım …”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kerte zaten bir derecedir, 360 derecenin 1/32 i olarak bilinir. Ayrıca derece kerte demek tekrar ve anlamsızdır.

KARAR

Eksik kelime ve denizcilik terminolojisi bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…-adı ”son raddeye kadar azılı köpeğe” çıkım …”

İKİNCİ BÖLÜM

EREĞLİ





SAYFA 285

ANALİZ EDİLEN METİN-153

“…böylece on dört kilometre boyunca bütün tünel hattı Fransızlara teslim edilecekti.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Anadolu’da hiçbir zaman on dört kilometre uzunluğunda tünel hattı olmadı. Olan on dört kilometrelik geçittir.

KARAR

Eksik coğrafi bilgi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…böylece on dört kilometre boyunca geçitteki bütün tüneller Fransızlara teslim edilecekti.”

SAYFA 288

ANALİZ EDİLEN METİN-154

“…akşama kadar şayanı taktir bir hevesle …”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Hatalı tamlama, Türkçede taktire şayan tamlaması vardır, şayanı taktir, yoktur.

KARAR

Eksik dil bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…akşama kadar taktire şayan bir hevesle …”

SAYFA 292

ANALİZ EDİLEN METİN-155

“…Amerikan petrol bidonlarından ayarladıkları küçük…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Petrol saklama veya depolama işi standartları belirlenmiş varillerle yapılır, bidon farklı bir kavramdır.

KARAR

Eksik dil bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…Amerikan petrol varillerinden ayarladıkları küçük…”

SAYFA 292

ANALİZ EDİLEN METİN-156

“…tavır, görev anlayışı, altlarına karşı davranış…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Askerlikte ast ve üst kavramları vardır, alt kavramı yoktur. Nitekim ilerleyen satırlarda doğru karşılık yazılmış.

KARAR

Özensiz tercüme ve eksik askeri terminoloji bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…tavır, görev anlayışı, astlarına karşı davranış…”

SAYFA 295

ANALİZ EDİLEN METİN-157

“…bu malzemelerin salt eksikliği yüzünden…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Yine bir salt takıntısı.

KARAR

Anlamsız karşılık

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çeviri yok

SAYFA 296

ANALİZ EDİLEN METİN-158

“Bunda son tabii son derece haklıydı ve…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kısa bir cümlede iki kere tekrar eden ve üstelik anlamı olmayan bir son kelimesi neden kullanılır?

KARAR

Özensiz ve anlamsız tercüme

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çeviri yok

SAYFA 297

ANALİZ EDİLEN METİN-159

“…Nuri Efendi geldi, pencerelerin kapaklarını açtı,…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Bir evin penceresi yerde ve yatay durumda değilse ve ortada pencereye benzer bir dolap yoksa, pencere kapağından söz edilemez.

Pencerelerin açılır veya sabit kanatları olur.

KARAR

Özensiz ve anlamsız tercüme, eksik günlük hayat bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…Nuri Efendi geldi, pencerelerin kanatlarını açtı,…”

SAYFA 297

ANALİZ EDİLEN METİN-160

“Tabii burada da her sabah takımın yarısı hasta çıkmak istiyordu,…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türkçede ve Türk sağlık sisteminde hastaya çıkmak, diye bir fiil yoktur, viziteye çıkmak fiili vardır. KARAR

Eksik ve özensiz tercüme, toplumsal hayatı bilmeme.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Tabii burada da her sabah takımın yarısı viziteye çıkmak istiyordu,…”

SAYFA 307

ANALİZ EDİLEN METİN-161

“…ve her türlü pasifist görünümleri…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kitabın yazıldığı tarihte ve Kurtuluş Savaşı yıllarında Türkiye’de pasifist, diye bir kavram yoktur.

Asker kaçağı, askerlik kaçkını gibi kelimeler vardır.

KARAR

Eksik tarih ve kelime bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çeviri yok.

SAYFA 311

ANALİZ EDİLEN METİN-162

“qui vive”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Asıl metinde o dilin dışında başka bir yabancı dilden kelime cümle vb olması halinde çevirmen bu durumu çn olarak açıklamak zorundadır.

KARAR

Eksik tercüme

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çeviri yok.

İKİNCİ BÖLÜM

YAZGININ DÖNÜM NOKTASI, BARIŞ VE YURDA DÖNÜŞ





SAYFA 316

ANALİZ EDİLEN METİN-163

“jolie Madame”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Asıl metinde o dilin dışında başka bir yabancı dilden kelime cümle vb olması halinde çevirmen bu durumu çn olarak açıklamak zorundadır.

KARAR

Eksik tercüme

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çeviri yok.

SAYFA 317

ANALİZ EDİLEN METİN-164

“O Caesar divius!”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Asıl metinde o dilin dışında başka bir yabancı dilden kelime cümle vb olması halinde çevirmen bu durumu çn olarak açıklamak zorundadır.

KARAR

Eksik tercüme

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çeviri yok.

SAYFA 318

ANALİZ EDİLEN METİN-165

“Gözleri çanak çanak oldu.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türkçede gözleri çanak çanak olmak deyimi yoktur.

Gözler çakmak çakmak olur veya gözleri kan çanağı olur.

KARAR

Eksik ve özensiz tercüme

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çeviri yok.

SAYFA 319

ANALİZ EDİLEN METİN-166

“Zira Tanrı korusun, bakışımı ziyarete gelen hanımlara kaldıracak olsaydım!”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türkçede bakış kaldırmak, diye bir deyim yoktur. Bakış kaydırmak vardır.

KARAR

Eksik ve özensiz tercüme

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Zira Tanrı korusun, bakışımı ziyarete gelen hanımlara kaydıracak olsaydım!”

SAYFA 320

ANALİZ EDİLEN METİN-167

“…bugün Grande Dame için bir giysi hediye edersem, Seconde Dame için de, Moyenne vePetite için de…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Asıl metinde o dilin dışında başka bir yabancı dilden kelime cümle vb olması halinde çevirmen bu durumu çn olarak açıklamak zorundadır.

KARAR

Eksik tercüme

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çeviri yok