5 Temmuz 2020 Pazar

ÇEVİRİ ELEŞTİRİLERİ-1




KİTAP ADI:

MUSTAFE KEMAL’İN ORDUSUNDA BİR ALMAN YÜZBAŞI ASKER KANI BALTIK’TAN KEMAL PAŞA’YA

YAZAR:

HANS TRÖBST

ÇEVİRİ:

YÜKSEL PAZARKAYA

YAYINEVİ:

KIRMIZI KEDİ

BASKI TARİHİ:

2018 KASIM- BİRİNCİ BASKI

SAYFA SAYISI:

345

ANALİZ EDİLEN SAYFA SAYISI:

316

ÇEVİRİ HATASI BULUNUP ANALİZ EDİLEN METİN SAYISI:

167

Bir çeviride öncelikle olması gereken çevirmenin iki dile de hakim olacak kadar dilbilgisine sahip olmasıdır.

Tek taşına dil bilmek de yetmez, kaynak metinde geçen konunun, dönemi, tarihi, çeviri metninin özel literatür olması halinde çevirmenin o literatüre hakimiyeti önemlidir.

Teknik ve ticari metinlerin edebiyat okumuş birisi tarafından çevrilmesi kolay olmadığı gibi, savaş ile ilgili çok farklı terminolojiye sahip konuları da sadece anı veya savaş romanı şeklinde çevirmek çevrilen dile özeni gerektirir.

Konumuz kitap bir anı kitabı gibi görünse de içinde hem Anadolu coğrafyası, hem askeri terimler hem de Türk sosyal hayatı dikkate alındığında zaman zaman çok yetersiz, hatalı, uydurma veya özensiz karşılıklar bulunmuştur.

Çevirmen Yüksel PAZARKAYA bir dil emekçisidir kuşkusuz, böyle bir kitabı adeta cevher bulmuş gibi Türkiye okuyucusuna kazandırması her türlü takdire değer kanısındayım.

Çeviri hatalarına gelecek olursak; elimizde bu nadide metnin orijinal eseri olmadığı için Türkçe metni Almanca asıl metin ile karşılaştırma imkanımız bulunmamaktadır.

Bununla birlikte, sayfa sayfa yaptığımız analizlerde daha çok terminolojinin yerinde ve doğru kullanılıp kullanılmadığına ve bunun yanında cümle yapılarının doğru olup olmadığına baktık.

Böyle bir analitik çalışma için asıl metnin mutlaka elimizde olması gerekmiyor.

Şu önemli ve bir o kadar da çeviren adına, Yüksel PAZARKAYA adına, üzücü çarpıcı hususları tespit ettik.

1-Kitap 345 sayfa olmasına rağmen, önsöz ve diğer giriş sayfaları analiz edilmedi. Analizi yapılan toplam 316 sayfadır. Bu 316 sayfanın 44 sayfası ise fotoğraf veya boş sayfadır. Analizi yapılan sayfa olarak geriye 272 sayfa kalıyor.

2-Çeviri analizi yapılan bu 272 sayfa içinde tam 173 kere Türkçe cümle yapısına hiç uymayan, zorunlu nedenler hariç kullanılması gerekmeyen ve iki cümle arasını belirten (-) çizgi veya tire noktalama işareti kullanılmıştır. Bu noktalama işaretinin 272 sayfalık bir kitapta 173 kere kullanılması ya çeviriyi veya Türkçe cümle yapısını bilmemekten kaynaklanır.

Bu noktalama işareti Almanca metinlerde kolaylıkla iş görebilir, ancak Türkçenin ifade gücü ve cümle yapısı bu noktalama işaretinin bu kadar çok kullanılmasına yatkın değildir ve ortaya çeviri dışında başka bir metin çıkar.

3-Analiz edilen 272 sayfa içinde tam 167 adet çeviri hatası bulunup analiz edilmiştir.

Bu sayısı bu kadar küçük hacimde bir kitap için oldukça yüksek bir sayıdır.

4-Bu kadar sık olmamakla birlikte çok sık ve gereksizce kullanılan başka bir noktalama işareti ise iki nokta üst üste işaretidir. Bir sözü açıklayabilmek için bu kadar çok bu noktalama işareti kullanılıyorsa ya yazar kendini anlatmaktan aciz veya çeviren kaynak metni bu noktalama işareti yardımıyla çeviriyor ve o zaman da anlamsız bir Türkçe cümle yapısı ortaya çıkıyor.

5-Albay Bey, Bölük Başı, Tapınak, Cemevi için kulüp binası gibi anlamsız hatta hakarete varan Türkçe karşılıklar ile Anadolu’da yaşayan ve Rum dediğimiz ahaliyi ısrarla Yunan, diye tercüme etme cahilliği bir yana, çevirmen takıntılı bir şekilde, anlamını, yerini ve doğruluğunu bilmeksizin, çeviri metni içinde defalarca “salt” kelimesi kullanmaktadır.

Salt kelimesi o kadar çok kullanılıyor ki, saymadık.

6-Sonuç olarak; şöyle bir kanıya vardık:

Bu güzel ve nadide kitap Almanca aslından Yüksel PAZARKAYA tarafından değil, Almanya’ da okuyan gurbetçi bir ailenin çocuğu veya Türkiye’den gelen bir öğrenci tarafından yapılmıştır.

Yüksel PAZARKAYA’ nın sorumluluğu veya sorumsuzluğu ise bu kitabın yayınlanmasından önce çeviri metnine asla bakmamış, gözden geçirmemiş olmasıdır.

Bu çeviri metinde olduğu gibi ele alırsanız, Türkçe yerlerde sürünen bir dildir. Dili bu kadar anlamsız ve yetersiz göstermek olmaz. Buna kimsenin hakkı yoktur.

Böyle bir çeviri metnini okuyan ve kendi diline, Türkçeye hakim birisi kaynak dili bilsin veya bilmesin bu kadar aciz bir çeviri ile karşılaşınca kitabı hemen elinden bırakır.

Ne var ki kitabın söyledikleri çevirmenin yaptığı aciz, gereksiz, kimi zaman aptal, kimi zaman cahilce çevirinin çok çok önüne geçiyor ve kitabı elden bırakamıyorsunuz.

Çok açık, çok belirgin hatalar, gereksiz noktalama işaretleri Yüksel PAZARKAYA gibi bir dil insanına, edebiyat sanatçısına yakışmaz.

Yüksel PAZARKAYA’ yı özensizlikle, dikkatsizlikle, Türk dilini ve cümle yapısını bilmemekle suçlamak belki de işin kolayı, ama ya KIRMIZI KEDİ Yayınevi gibi son yılların en prestijli bir yayınevinin hiç editörü yok mudur acaba?

Editör olarak adı geçen Çağlayan ÇEVİK benim kaynak metin elimde olmadan tespit edebildiğim bunca hatayı hiç mi görmemiştir?

Yoksa Yüksel PAZARKAYA adı her türlü denetimden muaf olmayı mı gerekli kılıyor?

Ya Enis BATUR Bey?

Yayınevi ve yayın politikanız ne olursa olsun, dile özen, okuyucuya saygınız olmazsa, bu iş yürümez. Anadolu’ nun kadim halklarından Rumları, Rum ahaliyi ısrarla Yunan olarak çeviren bir çevirmen varsa ve defalarca tekrar eden bu cahillik editör tarafında da fark edilmiyorsa, işimiz zor demektir.

Saygılarımla,

Recep BABAYİĞİT



ANALİZ

BİRİNCİ BÖLÜM

İSTANBUL’DA.

UMARSIZ, AMA UMUTSUZ DEĞİL.

ÇÖZÜM

SAYFA 29

ANALİZ EDİLEN METİN-1

“Gök mavisi Fransız subaylarıyla dolu…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Hangi milletten olursa olsun, hiçbir insan “gök mavisi” renginde olamaz.

KARAR

Kaynak metinde olmasa bile Fransız askerlerinin gök mavisi üniforma giymiş olduklarını anlıyoruz

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Gök mavisi rengi üniformalı Fransız subaylarıyla dolu…”



SAYFA 31

ANALİZ EDİLEN METİN-2

“…arada bir sayısız mağazaların vitrinleri önünde büyük topaklar halinde yığılan, neredeyse geçilmez bir yaya seli.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Yaya seli tamam, ama insanlar asla “topaklar halinde” yığılmaz.

KARAR

Kaynak metinde topak geçiyor olsa bile, topak yerine “topluluk halinde” olmalıydı.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…arada bir sayısız mağazaların vitrinleri önünde büyük topluluklar halinde yığılan, neredeyse geçilmez bir yaya seli.”



SAYFA 38

ANALİZ EDİLEN METİN-3

“ Pardon, azılı tiryakiyim, izin var mı?”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türkçe’ de tiryakilik durumu azılı olarak belirtilmez.

KARAR

Kaynak metinde azılı geçiyor olsa bile, azılı yerine “aşırı” olmalıydı.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Pardon, aşırı tiryakiyim, izin var mı?”

SAYFA 38

ANALİZ EDİLEN METİN-4

“ Tavana bir duman savurdum,...”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türkçe’ de sigara içen insanlar duman savurmaz.

KARAR

Kaynak metinde savurdum geçiyor olsa bile, azılı yerine “üfürdümı” olmalıydı.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Tavana bir duman üfürdüm,...”

SAYFA 39

ANALİZ EDİLEN METİN-5

“ Bu-tam tamına-dip yaptı!”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kitabın yazıldığı tarih 1925 yılında konuşulan günlük dil ele alındığında o dönem Türkçesinde “dip yaptı” deyimi kullanmak anlamsız.

KARAR

Kaynak metinden bağımsız bir tercüme yapılabilirdi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Bu-tam tamına-işi bitirdi.”

SAYFA 40

ANALİZ EDİLEN METİN-6

“ …işte bu ilkeye göre bundan sonra da hareket etmeyi düşünüyorum.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türkçe’de “de, da” ekleri rast gele yere konmaz.

KARAR

Cümle yapısı hatalı..

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“ …işte bundan sonra da bu ilkeye göre hareket etmeyi düşünüyorum. “

SAYFA 43

ANALİZ EDİLEN METİN-7

“ …capitaine de l’infanterie!”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Konuşma metni Fransızca olsa bile dipnot veya parantez içinde çevirenin notu olarak bunun Türkçe karşılığı yazılmalıydı.

KARAR

Eksik çeviri.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“ (Piyade yüzbaşı ç.n)”

SAYFA 44

ANALİZ EDİLEN METİN-8

“ …agent provocateur…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Konuşma metni İngilizce olsa bile dipnot veya parantez içinde çevirenin notu olarak bunun Türkçe karşılığı yazılmalıydı.

KARAR

Eksik çeviri.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“ (Ajan provokatör ç.n)”

SAYFA 44

ANALİZ EDİLEN METİN-9

“ …bu defa ama “aceleci ve sevinçli”!

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Hatalı cümle yapısı, noktalama işaretinin hatalı kullanımı

KARAR

Hatalı cümle yapısı, noktalama işaretinin hatalı kullanımı.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“ …ama bu defa “aceleci ve sevinçli!”



SAYFA 49

ANALİZ EDİLEN METİN-10

“Afferdersiniz, albay bey,…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türkçe’ de askeri rütbelerin başına bay veya bey unvanı gelmez.

Almanca metinde Herr Oberst geçiyor olabilir ve bu hitap şekli Almanca hitap şeklidir.

Türkçe hitap şeklinde ise sadece iyelik eki getirilebilir.

KARAR

Askeri terminoloji eksikliği.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Affedersiniz, Albayım”

SAYFA 49

ANALİZ EDİLEN METİN-11

“…elimdeki para doğallıkla kıtladı.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türkçe’ de o dönemde doğallıkla kelimesi kullanılmaz.

Türkçe’de kıtlamaktan yapılmış gibi görünen “kıtladı” fiili yoktur. Kıtlaşmak vardır.

KARAR

Hatalı çeviri, uydurma kelime

TÜRKÇE ÇEVİRİ

O yılların Türkçesine uygun olarak; doğal demek yerine

“Elimdeki para tabiatıyla kıtlaştı.”

SAYFA 58

ANALİZ EDİLEN METİN-12

“İhsan eşikte göründü: ”Yüzbaşı bey!”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türkçe’ de askeri rütbelerin başına bay veya bey unvanı gelmez.

Almanca metinde Herr Hauptmann geçiyor olabilir ve bu hitap şekli Almanca hitap şeklidir.

Türkçe hitap şeklinde ise sadece iyelik eki getirilebilir.

KARAR

Askeri terminoloji eksikliği.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“İhsan eşikte göründü: “Yüzbaşım!”

SAYFA 59

ANALİZ EDİLEN METİN-13

“Bu iş biraz daha iyi gitmişti, diye kendi kendime hoşnut saptadım,…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türkçe’ de hoşnut saptamak, diye bir fiil yoktur.

Hoşnut olmak, hoşnut etmek fiilleri vardır.

KARAR

Eksik sözlük bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Bu iş biraz daha iyi gitmişti, diye kendi kendime hoşnut ettim,…”

SAYFA 59

ANALİZ EDİLEN METİN-14

“Deniz! Özgür deniz!”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türkçe’ de denizin özgür olması düşünülemez.

Almanca’da frei kelimesi hem özgür hem de açık anlamına gelir.

Çevirmen burada açık veya engin deniz yerine, özgür deniz ifadesi kullanmış.

KARAR

Eksik sözlük bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Deniz! Engin deniz!”

SAYFA 59

ANALİZ EDİLEN METİN-15

“Karada Fransız üniformaları kaynıyordu.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Üniformalar kendi başlarına kaynamaz.

Burada anlatılmak istenen “üniforma giymiş, kısaca üniformalılar” olmalıydı.

KARAR

Eksik terminoloji bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Karada Fransız üniformalılar kaynıyordu.”

SAYFA 59

ANALİZ EDİLEN METİN-16

“Uzaktaki sahilde dağ yamaçlarına teraslar biçiminde yapılmış karlı evler vardı.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Hiçbir ev “karlı olarak” yapılmaz.

Evler yamaçlara yapılabilir, ancak kardan sonra karlı bir ev olarak görür.

KARAR

Hatalı cümle yapısı.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Uzaktaki sahilde dağ yamaçlarına teraslar halinde yapılmış evler karlıydı.”

SAYFA 63

ANALİZ EDİLEN METİN-17

“Alman tüfekleri ve bellerinde Alman fişekleriyle Türk askerler!”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Fişek taşıyıcı bir şey olmadan tek başına bir askerin belinde durmaz.

Fişekler ancak fişekliğin içine konulur ve fişeklik de bele bağlanır.

Burada olması gereken fişek, değil, fişeklik kelimesidir.

KARAR

Eksik terminoloji bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Alman tüfekleri ve bellerinde Alman fişeklikleriyle Türk askerler!”

İKİNCİ BÖLÜM

KEMALCİLERLE

BİR BAŞTAN BİR BAŞA

ANADOLU

İNEBOLU’DA

SAYFA 70

ANALİZ EDİLEN METİN-18

“Adamın yüzü apaçık nurlandı ve ivedi bizi evinde dik bir merdivenden yukarı götürdü.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

O kadar hatalarla dolu bir cümle ki;

1-Yüz açıkça nurlanır, apaçık nurlandı ifadesi sanki bir itirafı anlatır.

2-bizi evinde, derken sanki başka bir yer var gibi

3-dik bir merdivenden, evlerde merdiven olmaz, merdiven evin dışında veya bir yere ulaşmak için seyyar olarak kullanılır.

Evin içinde basamak olur.

4-ivedi bizi evinde, sözü neyi anlatır, cümle tamamen ve anlamsız yere devrik.



KARAR

Eksik terminoloji bilgisi ve hatalı cümle yapısı.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Adamın yüzü açıkça nurlandı ve bizi evindeki dik basamaklardan ivedilikle yukarıya çıkardı.”



SAYFA 70

ANALİZ EDİLEN METİN-19

“Bu sevimli adama pek çok teşekkür ettim,…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Teşekkür çok yapılır veya çok çok teşekkür edilir.

Pek çok teşekkür etmek Türkçe konuşmada yer almaz.

KARAR

Gereksiz abartma.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Bu sevimli adama çok çok teşekkür ettim,…”

SAYFA 70

ANALİZ EDİLEN METİN-20

“…bir halde merdivenlerden yine aşağıya indik.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Önceki cümlede yukarı çıktıkları yerden daha önce hiç inmemişlerdi ve hiç inmedikleri yer için “yine aşağıya indik” demek zaman kavramını karıştırmak demek.



KARAR

Hatalı cümle ve mantık yapısı.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…bir halde bu kez merdivenlerden aşağıya indik.”

SAYFA 70

ANALİZ EDİLEN METİN-21

“Bu yüzden, sayısız aşevinden içerisi subay dolu birine girdik.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Sanki sayısız aşevi var ve bir tanesi de subay dolu, ama çeviri sadece içinde subay dolu olanı anlatıyor.

Oysa aşevlerinin tamamının içerisi subay dolu.

KARAR

Devrik cümleden dolayı hatalı cümle ve anlam yapısı.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Bu yüzden içerisi subay dolu sayısız aşevinden birine girdik.”

SAYFA 70

ANALİZ EDİLEN METİN-22

“Çeşidi fevkalade bol ve olağanüstü lezzetli Türk mutfağını bir kez …”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Arapça fevkalade kelimesinin karşılığı Türkçede zaten olağanüstü olarak bilinir, iki aynı anlamlı kelime yan yana geliyor.

Olağanüstü kelimesi ise kitabın yazıldığı tarihin dili değildir.

KARAR

Kelime karşılığı bilinmiyor.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Çeşidi fevkalade bol ve lezzetli…”

SAYFA 74

ANALİZ EDİLEN METİN-23

“…bekçilerin birbirleriyle iletişimi…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kitabın yazıldığı tarihte Türkçede bulunmayan iletişim kelimesi zaman –mekan konusu dışına çıkıyor.

Nitekim aynı sayfada “temaşa” doğru olarak ve yerinde kullanılıyor

KARAR

Kelime karşılığı bilinmiyor.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…bekçilerin birbirleriyle haberleşmesi…”

SAYFA 76

ANALİZ EDİLEN METİN-24

“Beyaz dalgalanan bedevi entarileri…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Hiçbir nesne beyaz olarak dalgalanmaz, ancak beyaz renkli nesneler dalgalanır.

KARAR

Hatalı cümle yapısı.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Dalgalanan beyaz bedevi entarileri…”

SAYFA 76

ANALİZ EDİLEN METİN-25

“Ve ben, Şark’ın…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Şark kelimesi özel isim değildir ve büyük harfle yazılmayacağı gibi, kesme ile ayrılmaz.

Asıl metinde öyle olsa bile, Türkçe çeviride bu kabul edilmez, özel bir nedeni varsa, çn olarak açıklanır.

KARAR

Hatalı kelime bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Ve ben, şarkın…”

SAYFA 77

ANALİZ EDİLEN METİN-26

“…ürkek bakışını göğe çevirip,…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Oda içinde yapılan bir konuşmada baş göğe çevrilerek konuşma yapılmaz. Eğer odanın tavanı yoksa, üstü açıksa o zaman baş göğe çevrilir.

Oda içinde baş tavana çevrilerek konuşulabilir, göğe çevrilerek değil.

KARAR

Hatalı tercüme.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…ürkek bakışın tavana çevirip…”

SAYFA 78

ANALİZ EDİLEN METİN-27

“Genç adam edebiyat üzerine olağanüstü bilgiliydi,…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kitabın yazıldığı tarihte Türkçede olağanüstü kelimesi yoktur.

KARAR

Eksik sözlük bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Genç adam edebiyat üzerine fevkalade bilgiliydi,…”

SAYFA 80

ANALİZ EDİLEN METİN-28

“…bilgisi ve görüşlerine istihzayla bakıyorlar.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kitabın yazıldığı tarihte Türkçede bulunmayan çağdaş kelimelerden sonra, Türkçe karşılığı olan, istihza gibi çok eski bir kelimenin kullanılması anlamsız.

KARAR

Eksik sözlük bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…bilgisi ve görüşlerine alaycı bir şekilde bakıyorlar.”

SAYFA 80

ANALİZ EDİLEN METİN-29

“Böyle bir şey olması olanaksız!”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kitabın yazıldığı tarihte Türkçede olanaksız kelimesi bulunmamaktadır.

KARAR

Eksik sözlük bilgisi, zaman – mekan bilgi eksikliği

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Böyle bir şey olması imkansız!”

SAYFA 81

ANALİZ EDİLEN METİN-30

“…ateşkesten sonra kaotik biçimde…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kitabın yazıldığı tarihte Türkçede kaotik kelimesi bulunmamaktadır.

KARAR

Eksik sözlük bilgisi, zaman – mekan bilgi eksikliği

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…ateşkesten sonra karmakarışık biçimde…”

SAYFA 81

ANALİZ EDİLEN METİN-31

“…ordu kaos içinde,…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kitabın yazıldığı tarihte Türkçede kaos kelimesi bulunmamaktadır.

KARAR

Eksik sözlük bilgisi, zaman – mekan bilgi eksikliği

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…ordu kargaşa içinde…”

SAYFA 81

ANALİZ EDİLEN METİN-32

“…buna göre, salt uygunsuzdu.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kitabın yazıldığı tarihte Türkçede salt kelimesi bulunmamaktadır.

KARAR

Eksik sözlük bilgisi, zaman – mekan bilgi eksikliği

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…buna göre, tamamen uygunsuzdu.”

SAYFA 82

ANALİZ EDİLEN METİN-33

“…Pozantı bölgesinde, on dört kilometre uzunluğundaki tünelin….”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kitabın yazıldığı tarihte Pozantı bölgesinde bu uzunlukta bir tünel yok, tüneller ve Pozantı Geçidi var.

KARAR

Eksik tarih ve coğrafya bilgisi, zaman – mekan bilgi eksikliği

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…Pozantı bölgesinde, on dört kilometre uzunluğunda geçidin…”

SAYFA 84

ANALİZ EDİLEN METİN-34

“Dışarıda sokaklarda kar tipisi hüküm sürerken…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Tipi zaten karla ilgilidir, kar tipisi, diye ayrı bir tanım olamaz.

KARAR

Eksik sözlük bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Dışarıda sokaklarda tipi hüküm sürerken…”

ANKARA’YA YÜRÜYÜŞ

SAYFA 90

ANALİZ EDİLEN METİN-35

“…sürücüler fantastik kıyafetleriyle…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kitabın yazıldığı tarihte Türkçede fantastik kelimesi kullanılmamaktadır. Hayali kelimesi var.

KARAR

Eksik sözlük bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“...sürücüler hayali kıyafetleriyle…”



SAYFA 93

ANALİZ EDİLEN METİN-36

“Bölükbaşı beyler “gazino” yapar…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türk ordusunda Bölükbaşı rütbesi yeniçeriler zamanında vardı.

Kelimenin Almanca aslını görme fırsatım olmasa da, bunun bir rütbe değil, makam olduğunu düşünüyorum.

Bölükbaşı, değil, şimdiki Türk Silahlı Kuvvetleri’nde olduğu gibi, bölük başçavuşu veya bölük astsubayı olmalıdır.

Türk ordusunda “gazino yapmak” diye bir askeri terim yoktur. Kelimenin Almanca aslını görmesem de uydurulmuştur.

KARAR

Eksik askeri terminoloji bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Almanca asıl metin görülerek yapılmalı.

SAYFA 93

ANALİZ EDİLEN METİN-37

“Kurmaylıktan bir subay…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türk ordusunda kurmaylık, diye bir makam veya görev yeri yoktur..

Kurmay subayların görev yaptığı kurmay karargahı veya Genel Kurmay Karargahı vardır.

Burada anlatılan kurmay karargahıdır.

KARAR

Eksik askeri terminoloji bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Kurmay karargahından bir subay…”

SAYFA 100

ANALİZ EDİLEN METİN-38

“En sonunda başını sağa sola çevirdi ve seremoni bitti.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Namazın son bölümü olan selam verme, seremoni olarak açıklanamaz.

KARAR

Eksik dini terminoloji bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“En sonunda başını sağa sola çevirdi ve namaz bitti.”

SAYFA 100

ANALİZ EDİLEN METİN-39

“… Ilgazlar’ dan inen köpüklü bir dağ deresi, her tarafta derin, törensel bir yalnızlık…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türkçe coğrafya terimlerinde dağ deresi, diye bir kavram yoktur.

Ayrıca törensel yalnızlık ne anlama geliyor, Almanca asıl metne bakmak gerekir.

KARAR

Eksik coğrafya terminoloji bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Almanca asıl metin görülmelidir.

SAYFA 104

ANALİZ EDİLEN METİN-40

“… yürüyüşten sonra odun yakan ufak bir toplulukta…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Burada odun yakan insanların odun kömürü elde etmek için meşe odunu yaktıkları bellidir.

Yazar bilemeyebilir, ama çevirmen bunu tahmin etmeli ve bilmelidir. Odun yakan topluluk tek başına bir şey İfade etmiyor.

KARAR

Eksik mesleki bilgi, iş bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…yürüyüşten sonra odun kömürcüsü ufak bir toplulukla…”

SAYFA 104

ANALİZ EDİLEN METİN-41

“… ve bu mert odun yakıcılar…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Burada odun yakıcı insanların odun kömürü elde etmek için meşe odunu yaktıkları belli oluyor.

Bir amacı yoksa dışarıda kimse boş yere odun yakmaz.

Yazar bilemeyebilir, ama çevirmen bunu tahmin etmeli ve bilmelidir. Odun yakanlar meşe odununu yakarak odun kömürü elde eden köylülerdir.

KARAR

Eksik mesleki bilgi, iş bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…ve mert meşe odunu kömürcüleri…”

SAYFA 105

ANALİZ EDİLEN METİN-42

“Tarlalar her tarafta yoğun biçimde işleniyordu.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türkçede tarla işlenmez, sürülür.

KARAR

Eksik tarımsal terminoloji bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Tarlalar her tarafta yoğun bir biçimde sürülüyordu.”

SAYFA 105

ANALİZ EDİLEN METİN-43

“…inek dışkısını turta gibi yuvarlak olarak sıkıştırıyor ve bunları evlerin kenarlarında sütun halinde üst üste koyuyorlardı: kışlık yakacak.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kitabın yazıldığı tarihte Türkçede turta kelimesi var mıdır?

İnek dışkısı tezek yapmak üzere sıkıştırılır, ancak evlerin kenarlarına sütun halinde üst üste konmaz.

Sıkıştırılan dışkı evin duvarına üst üste vurularak tutturulur. Duvara yapışan dışkı duvara tutar.

Bütün bu lafları söyledikten sonra iki nokta üst üste ne anlama geliyor, anlamak zor.

KARAR

Eksik etnografya terminoloji bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Almanca metne bakmak gerekir.

SAYFA 105

ANALİZ EDİLEN METİN-44

“…kısa sürede açık şöminede tezek yanmaya …”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Köylerde her evin olmazsa olmazı ocaklardır. Her iş orada görülür. Esasen ev demek, Türk kültüründe ocak, demektir.

Yoksul köylünün ocağını gören şımarık şehir ahalisi turist “aaa sizin şömineniz mi var?” demesi gibi, yoksul Anadolu köylüsünün asla şöminesi olmadı, yoktu.

Şömine denen şey, evin ocağıdır.

Almanca metnin yazarı bunu bilmek zorunda değildir, ama metni çeviren bu kavrama daha saygılı olmak zorundadır.

KARAR

Eksik etnografya terminoloji bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…kısa sürede açık ocakta tezek yanmaya…”

ORDU KURMAYININ KONUĞU OLARAK ANKARA’DA.

AANADOLU’DAKİ DURUM



SAYFA 105

ANALİZ EDİLEN METİN-45

“Sonra fevkalade Almanca konuşan…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Bir dil fevkalade konuşulmaz, fevkalade kötü veya fevkalade güzel konuşulur.

Burada yarbayın fevkalade güzel Almanca konuştuğunu anlamak için okumaya devam etmek gerekiyor.

KARAR

Eksik tercüme.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Sonra fevkalade iyi Almanca konuşan…”

SAYFA 113

ANALİZ EDİLEN METİN-46

“Giyim Dairesi eski bir okuldaydı,…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türk ordusunda giyim dairesi adı altında bir birim yoktur.

Dikimevi vardır.

KARAR

Eksik askeri terminoloji bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Dikimevi eski bir okuldaydı,…”

SAYFA 113

ANALİZ EDİLEN METİN-47

“Kullanılmış Alman silah ceketleri,…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türk ordusunda silah ceketi, diye bir askeri giysi ve terim yoktur.

Olması gereken, avcı yeleğidir veya hücum yeleğidir.



KARAR

Eksik askeri terminoloji bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Kullanılmış Alman avcı yeleği,…”

SAYFA 114

ANALİZ EDİLEN METİN-48

“…yer yer karla kaplı mavi dağlarla çevriliydi.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türkçede mavi dağ kavramı yoktur, mor dağ, kara dağ, ak dağ kavramı vardır.

KARAR

Eksik coğrafi terminoloji bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…yer yer karla kaplı mor dağlarla çevriliydi.”

SAYFA 114

ANALİZ EDİLEN METİN-49

“…herhalde Yunan çağından kalmaydı,….”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türkçede arkeolojik dönemlerden söz ederken Yunan Çağı, demeyiz, Helenistik Dönem, deriz.

KARAR

Eksik arkeoloji terminoloji bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…herhalde Helenistik Dönem’ den kalmaydı….”

SAYFA 117

ANALİZ EDİLEN METİN-50

“…günbegün uzun harekatlarla Kafkasya taraflarından getiriliyordu.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Harekat savaşın bir aşamasıdır ve harekat ile hiçbir şey getirilip götürülmez, birlikler ise harekatla asla getirilmez.

Olması gereken doğru askeri terim “intikal” olmalıdır.

KARAR

Eksik askeri terminoloji bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…günbegün uzun intikallerle Kafkasya taraflarından getiriliyordu.”



İKİNCİ BÖLÜM

İSTİHKAM DENETİMİNDE

SAYFA 132

ANALİZ EDİLEN METİN-51

“Köyde şimdi yalnızca gözaltına alınmış Yunanlılardan oluşan bir istihkam bölüğüyle bir tahkim taburu vardı.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kurtuluş Savaşı sırasında Yunanlılarla sadece savaştık, onlardan esir alınanlar da zaten yasalar gereği hem çalıştırılamaz hem de Türk Ordusu içinde görev alması sakıncalıdır, dahası akılsızca olur.

Burada yazar Rum ahaliden söz etmek istiyor, ancak çevirmen bunun farkında değil, Rum ahaliyi Yunan olarak yazıyor.

KARAR

Eksik sosyolojik ve etnolojik bilgi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Köyde şimdi yalnızca gözaltına alınmış Rumlardan oluşan bir istihkam bölüğüyle bir tahkim taburu vardı.”

SAYFA 132

ANALİZ EDİLEN METİN-52

“Bana Fransızca bilen bir Yunan verildi.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kurtuluş Savaşı sırasında Yunanlılarla sadece savaştık, onlardan esir alınanlar da zaten yasalar gereği hem çalıştırılamaz hem de Türk Ordusu içinde görev alması sakıncalıdır, dahası akılsızca olur.

Burada yazar Rum ahaliden söz etmek istiyor, ancak çevirmen bunun farkında değil, Rum ahaliyi Yunan olarak yazıyor.

KARAR

Eksik sosyolojik ve etnolojik bilgi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Bana Fransızca bilen bir Rum verildi.”



SAYFA 133

ANALİZ EDİLEN METİN-53

“Yunan emir erim kahve pişirdi;…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kurtuluş Savaşı sırasında Yunanlılarla sadece savaştık, onlardan esir alınanlar da zaten yasalar gereği hem çalıştırılamaz hem de Türk Ordusu içinde görev alması sakıncalıdır, dahası akılsızca olur.

Burada yazar Rum ahaliden söz etmek istiyor, ancak çevirmen bunun farkında değil, Rum ahaliyi Yunan olarak yazıyor.

KARAR

Eksik sosyolojik ve etnolojik bilgi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Rum emir erim kahve pişirdi;…”

SAYFA 134

ANALİZ EDİLEN METİN-54

“…ama Osmanlı tebaasından sivil Yunanlılardan oluşuyordu.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kurtuluş Savaşı sırasında Yunanlılarla sadece savaştık, onlardan esir alınanlar da zaten yasalar gereği hem çalıştırılamaz hem de Türk Ordusu içinde görev alması sakıncalıdır, dahası akılsızca olur.

Burada yazar Rum ahaliden söz etmek istiyor, ancak çevirmen bunun farkında değil, Rum ahaliyi Yunan olarak yazıyor.

KARAR

Eksik sosyolojik ve etnolojik bilgi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…ama Osmanlı tebaasından sivil Rumlardan oluşuyordu.”

SAYFA 136

ANALİZ EDİLEN METİN-55

“Bu puslu havadan kurtulduğum için salt mutluydum…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kitabın yazıldığı dönemde Türkçe konuşma dilinde salt kelimesinin bulunmuyor olması bir yana, cümle içindeki tercümesi de hatalı, salt mutluydum, ne demek?

KARAR

Eksik sözlük bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Bu puslu havadan kurtulduğum için kesinlikle mutluydum…”

SAYFA 142 ve 145

Yunan olarak geçen kelimelerin Rum olması gerekir.

Nitekim “benim Rum emirerim”, diye bir yerde geçiyor, ama sonra yine Yunan, diye devam ediyor.-56-57

O kadar özensiz ki.

SAYFA 146

ANALİZ EDİLEN METİN-58

“Çok hoş, mavi cilalı tuğlalarla kaplı…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kitabın yazarı çini ve turkuaz rengi nedir bilmeyebilir, ilk defa görüyor olabilir.

Ama çevirmen mavi cilalı tuğla olarak yazmak yerine turkuaz çini, diye çevirebilir veya çn olarak açıklama yapabilir.

KARAR

Eksik mimari ve sanat tarihi terminolojisi bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Çok hoş, turkuaz çinilerle kaplı…”

SAYFA 146

ANALİZ EDİLEN METİN-59

“…uzun bir Yunanca yazıt vardı.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Anadolu arkeolojisinde günümüze kadar gelmiş ve Anadolu’ da uzun süre kullanılmış yazılar, yazıtlar Yunanca, değil Grekçe ile yazılmıştır, diyoruz .

KARAR

Eksik arkeoloji terminolojisi bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…uzun bir Grekçe yazıt vardı.”

SAYFA 147

ANALİZ EDİLEN METİN-60

“…eski zamanlarda Yunan kolonileri bulunuyordu,…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Anadolu arkeolojisinde Yunan kolonileri değil, Helen veya Helenistik kolonileri, diyoruz .

KARAR

Eksik arkeoloji terminolojisi bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…eski zamanlarda Helen kolonileri bulunuyordu,…”

İKİNCİ BÖLÜM

TÜRKİYE’DE İSTİHKAM ÇALIŞMASI

SAYFA 149

ANALİZ EDİLEN METİN-61

“…bekarlar hemen hemen hiç maskelenmiyordu.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Anadolu kadını örtünür, bunun adı maskelenmek değildir. Yazar böyle yazmış olsa dahi, çevirmen bunun çn olarak açıklamak zorundadır.

KARAR

Eksik etnoloji terminolojisi bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…bekarlar hemen hemen hiç örtünmüyorlardı.”

SAYFA 151

Çevirmen metin içinde geçen ve açıklaması dip not olarak yapılmamış çeviri metni dışındaki yabancı kelimeleri dip not veya çn olarak belirtmek zorundadır.

“…secessio plebis in Montem sacrum…”

Ne demek?-62

SAYFA 152

ANALİZ EDİLEN METİN-63

“Sorumlu bölükbaşı, bütün kolbaşları…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Modern Türk ordusunda bölükbaşı veya kolbaşı gibi komutanlıklar yoktur.

Bölükbaşı yerine, bölük çavuşu, bölük astsubayı, bölük başçavuşu vardır. Asıl metin nasıldır, bilmiyoruz.

Kolbaşı ise hiç yoktur, onun yerine manda komutanı veya manga çavuşu vardı. KARAR

Eksik askeri terminolojisi bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Sorumlu bölük çavuşu ve bütün manga çavuşları…”



SAYFA 152

ANALİZ EDİLEN METİN-64

“…her duruma uyan bir kural bulmak salt olanaksızdır.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Çevirmen bu çeviri kitapta en çok ve gereksiz yere ve karşılığı olmaksızın salt kelimesini kullanmakta ısrar ediyor.

Hem kitabın yazıldığı tarihte Türkçede böyle bir kelime yok, hem de karşılığı cümle içinde hiçbir anlam ifade etmiyor.

KARAR

Eksik sözlük bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…her duruma uyan bir kural bulmak kesinlikle olanaksızdır.”



SAYFA 153

ANALİZ EDİLEN METİN-65

“…bu söylenen yalnız bir dayanaktır!”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Askerlikte bir emir dayanak ise mutlaka uyulur ve yerine getirilir.

Oysa burada yazarın söylemek istediği tutamaktır ve ilgili emir harfiyen yerine getirilmese de elde tutamak olarak kalır. Bu durum askerlikte böyle anlatılır.

KARAR

Eksik askeri terminolojisi bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…bu söylenen yalnız bir tutamaktır!”

SAYFA 159

ANALİZ EDİLEN METİN-66

“Tırnakları bir çeşit kırmızı macunla boyanmıştı…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kitabın yazarı bir çeşit kırmızı macun, diye yazdığı şeyin kına olduğunu bilmeyebilir, ama çevirmen bunu araştırıp bulmak ve bilmek zorundadır. Anadolu kadını üstelik bayramlarda ellerine adı bilinmeyen bir çeşit macun sürmez, bunun bir adı vardır, o da kınadır.

Çevirmen en azından çn diye açıklama yapmak zorundadır.

KARAR

Eksik etnografya terminolojisi bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Tırnakları kına ile boyanmıştı…”

SAYFA 159

ANALİZ EDİLEN METİN-67

“…ayrı ayrı tüfek çatkısıyla oluşmuştu.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Askerlikle tüfek çatıldıktan sonra ona tüfek çatkısı denmez, tüfek çatısı denir.

KARAR

Eksik askeri terminolojisi bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…ayrı ayrı tüfek çatısıyla oluşmuştu.”

SAYFA 161

ANALİZ EDİLEN METİN-68

“Önce yağsız güreşildi…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Geleneksel Türk güreşinde yağsız güreşmek, diye bir terim yoktur.

Yağsız güreşmekten murat, karakucak güreştir.

Kitabın yazarı bunu bilmeyebilir, ama çevirmen bunu araştırıp bulmalı ve çn olarak yazmalıdır.

KARAR

Eksik geleneksel spor terminolojisi bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Önce karakucak güreşleri yapıldı”

İKİNCİ BÖLÜM

KÜTAHYA’YA

SAYFA 164

ANALİZ EDİLEN METİN-69

“…dört yüz kişiye yaklaşan bütün Yunanlıları…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Anadolu’ da Rum ahali vardı, Yunan ahali değil.

Çevirmen Yunan ile Rum ayrımını hala bilmiyor.

KARAR

Eksik etnolojik bilgi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…dört yüz kişiye yaklaşan bütün Rumları…”

SAYFA 165

ANALİZ EDİLEN METİN-70

“…ucu demirli ince değneklerle…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Bu ince değneklere Anadolu’ da farklı isimler verilir, üvendire gibi. Üvendirenin ucuna takılı çivi ise noduldur.

Kitabın yazarı bunu bilmeyebilir, ama çevirmen bunu merak edip öğrenmek ve çn olarak açıklamak zorundadır.

KARAR

Eksik etnografya terminolojisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…ucu nodullu ince üvendirelerle…”

SAYFA 165

ANALİZ EDİLEN METİN-71

“…hepsi de tabii möblesizdi;…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türkçede möble kelimesi kullanılmaz, mobilya kelimesi kullanılır.

Belli ki çevirmen bu metni Almanya’ da yaşayan, ama Türkçe bilmeyen Türk öğrencilere yaptırmış.

Çeviriyi yapan ise Almanca kelimeyi aynen alıp koymuş.

KARAR

Eksik ve özensiz sözlük bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…hepsi de tabii mobilyasızdı…”

SAYFA 165

ANALİZ EDİLEN METİN-72

“…zengin Yunan süslemeli mermer bloklar…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Yunan-Helen-Grek-Rum ayrımları defalarca anlatıldı.

Anadolu veya başka hiçbir yerde Yunan sanatı veya süslemesi yok, Helenistik sanat veya süsleme var.

KARAR

Eksik sanat tarihi bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…zengin Helenistik süslemeli mermer bloklar…”

SAYFA 166

ANALİZ EDİLEN METİN-73

“…tuhaf mavimsi pırıltılanan dağlarla çevriliydi…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Böyle bir tasvir Türkçede olmaz.

Pırıldayan varken, pırıltılanan, ne demek doğrusu anlamak zor.

KARAR

Eksik sözlük bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…tuhaf mavimsi pırıldayan dağlarla çevriliydi…”

SAYFA 166

ANALİZ EDİLEN METİN-74

“Şehir her çeşit kurmayla doluydu.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kurmay sınıfı çeşit çeşit olmaz, sınıf sınıf olur, piyade kurmay, topçu kurmay gibi.

KARAR

Eksik askeri terminoloji bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Şehir her sınıftan kurmayla doluydu.”



SAYFA 167

ANALİZ EDİLEN METİN-75

“…buz gibi limonata içiliyor ve çokça havalı yaşlı Türkler…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Günümüz dilinde bile havalı sözü daha çok sadece argoda kullanılırken, kitabın yazıldığı tarihte havalı ne anlama geliyor, ne kadar özensiz ve cahilce..

KARAR

Eksik sözlük bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Almanca asıl metni görmediğim için tercüme yapamıyorum, ama kesinlikle havalı kelimesi geçmez.

SAYFA 168

ANALİZ EDİLEN METİN-76

“Bu gerçeği değerlendirirken, iki hasım arasında yüz elli…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Ülkeler veya cepheler arasında savaşta hasım, değil düşman vardır.

KARAR

Eksik sözlük bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Bu gerçeği değerlendirirken, iki düşman arasında yüz elli…”

SAYFA 168

ANALİZ EDİLEN METİN-77

“Mevzilere talim işgali yapılıyor…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Talim işgal edilmez, işgal talimi yapılır.

KARAR

Hatalı cümle yapısı

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Mevzileri işgal talimi yapılıyor…”

SAYFA 174

ANALİZ EDİLEN METİN-78

“Uluyan çocuklar…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Çocuk eğer kurt değilse, ulumaz, inler.

KARAR

Eksik sözlük bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“İnleyen çocuklar…”

İKİNCİ BÖLÜM

SAVAŞ VE GERİ ÇEKİLME

SAYFA 180

ANALİZ EDİLEN METİN-79

“…şayanı takdir bir rahatlıkla…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Tamlama hatalı,

KARAR

Eksik kelime bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…takdire şayan rahatlıkla…”

SAYFA 184

ANALİZ EDİLEN METİN-80

“En az yedi yıldan beri her biri misket tüfeği taşıyordu.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Misketin ve tüfeğin anlamlarını bilen birisi misket tüfeğinin anlamını bilemez veya misket atan bir tüfek zanneder.

Oysa Türkçeye misket olarak geçmiş kelimenin aslı Fransızca olup yazılışı Mousquet olup, Alman Mauser gibi, bir silah markasıdır. Çevirmen bunu çn olarak belirtmek zorundadır.

KARAR

Eksik askeri terminoloji ve savaş sanayi bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“En az yedi yıldan beri her biri Mousquet tüfeği taşıyordu.”

SAYFA 189

ANALİZ EDİLEN METİN-81

“…en büyük bölümünü Yunan-Ortodoks Yunanlar, Hıristiyanlar…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Cümle o kadar hatalı ki, daha önceki bilgisizlik devam ediyor ve anlamsız bir cümle yapısı ortaya çıkıyor. Türkiye’ de yaşayan Rum ahaliye asla Yunan denmedi.

KARAR

Eksik etnolojik bilgi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…en büyük bölümünü Ortodoks Rumlar, Hıristiyanlar…”

SAYFA 189

ANALİZ EDİLEN METİN

“…ama bir Yunan on Yahudi’yi aldatır.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME-82

Benzer sorun. Türkiye’ de yaşayan Rum ahaliye asla Yunan denmedi.

KARAR

Eksik etnolojik bilgi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…ama bir Rum on Yahudi’yi aldatır.”

SAYFA 189

ANALİZ EDİLEN METİN-83

“Ya Türkiye’de yaşayan Yunanlılar?”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Benzer sorun. Türkiye’ de yaşayan Rum ahaliye asla Yunan denmedi.

KARAR

Eksik etnolojik bilgi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Ya Türkiye’ de yaşayan Rumlar?”

SAYFA 189

ANALİZ EDİLEN METİN-84

“…Küçük Asya’da yaşayan Yunanlılar,…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Benzer sorun. Türkiye’ de yaşayan Rum ahaliye asla Yunan denmedi.

KARAR

Eksik etnolojik bilgi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…Küçük Asya’da yaşayan Rumlar,…”

SAYFA 189

ANALİZ EDİLEN METİN-85

“Evet, hatta birçoğu hiç Yunanca konuşmayı bilmiyor.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Benzer sorun. Türkiye’ de yaşayan Rum ahaliye asla Yunan denmedi ve Rumlar asla Yunanca konuşmadı, İstanbul dışındaki neredeyse bütün Rumlar Türkçe veya Karamanlıca konuştular.

KARAR

Eksik etnolojik bilgi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Evet, hatta birçoğu hiç Rumca konuşmayı bilmiyor.”

SAYFA 190

ANALİZ EDİLEN METİN-86

“Türkiye’de hiç kimse, bu Yunanlılara yabancı bir ulus gözüyle…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Benzer sorun. Türkiye’ de yaşayan Rum ahaliye asla Yunan denmedi. Onlar asla ulus değildi.

KARAR

Eksik etnolojik bilgi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Türkiye’de hiç kimse, bu Rumlara yabancı bir ulus gözüyle…”

SAYFA 190

ANALİZ EDİLEN METİN-87

“…öncelikle Küçük Asya’daki “kendi” Yunanlılarını düşünüyor.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Benzer sorun. Türkiye’ de yaşayan Rum ahaliye asla Yunan denmedi. Onlar asla ulus değildi.

KARAR

Eksik etnolojik bilgi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çeviri gereksiz.

SAYFA 190

ANALİZ EDİLEN METİN-88

“Bütün Küçük Asya Yunanlıları hep bir ağızdan…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Benzer sorun. Türkiye’ de yaşayan Rum ahaliye asla Yunan denmedi. Onlar asla ulus değildi.

KARAR

Eksik etnolojik bilgi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Bütün Küçük Asya Rumları hep bir ağızdan…”

SAYFA 190

ANALİZ EDİLEN METİN-89

“Salt düşte gibi hareket ediliyordu.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Salt kelimesi çok gereksiz ve anlamı bilinmeden kullanılmaya devam ediyor.

KARAR

Eksik sözlük bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Sırf düşte gibi hareket ediliyordu.”

SAYFA 195

ANALİZ EDİLEN METİN-90

“…birçok askeri zabıta bulunuyor.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türk Silahlı Kuvvetleri’nde askeri zabıta kavramı yoktur, askeri inzibat vardır.

KARAR

Eksik askeri terminoloji bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…birçok askeri inzibat bulunuyor.”

SAYFA 195

ANALİZ EDİLEN METİN-91

“…bir yatak bulmak umudumuz, gaddarca boşa çıktı.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Bir umut nasıl gaddarca boşa çıkar, Türkçede böyle bir niteleme yoktur. Ayrıca bulmak, yapmak vb umudu değil, bulma, yapma vb umudu, diye yazılır.

KARAR

Eksik ve hatalı kelime ve cümle yapısı

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…bir yatak bulma umudumuz, çaresizce boşa çıktı.”

İKİNCİ BÖLÜM

ANKARA VE DOLAYINDA







SAYFA 199

ANALİZ EDİLEN METİN-92

“Train traveaux”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Asıl metinde o dilin dışında başka bir yabancı dilden kelime cümle vb olması halinde çevirmen bu durumu çn olarak açıklamak zorundadır.

KARAR

Eksik tercüme

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Tercüme yok

SAYFA 200

ANALİZ EDİLEN METİN-93

“…,büyük göçmen konuklama yerleri,…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türkçede konuklama, diye bir kavram yok, konaklama var.

KARAR

Eksik kelime bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…,büyük göçmen konaklama yerleri,…”

SAYFA 200

ANALİZ EDİLEN METİN-94

“…,bakır ya da tahta baskı resimleri düşündüm.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türkçede bu tür baskı resme gravür deniyor.

KARAR

Eksik kelime bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…,bakır ya da tahta baskı gravürleri düşündüm.”

SAYFA 206

ANALİZ EDİLEN METİN-95

“…,sinema bilinmeyen şeylerdi ve kadınlar salt eksikti.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Yine ve takıntılı ve anlamı bilinmeden kullanılan salt kelimesi.

KARAR

Eksik kelime bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…,sinema bilinmeyen şeylerdi ve kadınlar kesinlikle eksikti.”

SAYFA 208

ANALİZ EDİLEN METİN-96

“…,sonra şehir komutanının emrine girmek…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türk Silahlı Kuvvetleri teşkilat yapısında şehir komutanı, diye bir makam yoktur. Bunun adı garnizon komutanıdır.

KARAR

Eksik askeri terminoloji bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…,sonra garnizon komutanının emrine girmek…”

SAYFA 208

ANALİZ EDİLEN METİN-97

“Ait oldukları bölüğün başkanı bir konuşma yaptı,…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türk Silahlı Kuvvetleri teşkilat yapısında bölük başkanı, diye bir makam yoktur. Bunun adı bölük komutanı, bölük astsubayı, bölük çavuşu veya bölük başçavuşudur.

KARAR

Eksik askeri terminoloji bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Ait oldukları bölüğün komutanı bir konuşma yaptı,…”

SAYFA 209

ANALİZ EDİLEN METİN-98

“Bölük başkanı bu sırada yanda duruyor ve…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türk Silahlı Kuvvetleri teşkilat yapısında bölük başkanı, diye bir makam yoktur. Bunun adı bölük komutanı, bölük astsubayı, bölük çavuşu veya bölük başçavuşudur.

KARAR

Eksik askeri terminoloji bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Bölük komutanı bu sırada yanda duruyor ve…”

SAYFA 211

ANALİZ EDİLEN METİN-99

“Şehir komutanı tabura el koymuştu…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türk Silahlı Kuvvetleri teşkilat yapısında şehir komutanı, diye bir makam yoktur. Bunun adı garnizon komutanıdır .

KARAR

Eksik askeri terminoloji bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Garnizon komutanı tabura el koymuştu…”

SAYFA 211

ANALİZ EDİLEN METİN-100

“non olet”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Asıl metinde o dilin dışında başka bir yabancı dilden kelime cümle vb olması halinde çevirmen bu durumu çn olarak açıklamak zorundadır.

KARAR

Eksik tercüme

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çeviri yok

SAYFA 213

ANALİZ EDİLEN METİN-101

“… bir de tüfek 98 asmışları.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Tek başına tüfek 98 hiçbir şey anlatmıyor. Asker kısaca 98, diyebilir, ama çevirmen bunun ne anlama geldiğini çn olarak belirtmek zorundadır.

Tüfek 98, Karabiner 98, olarak bilinen kısa namlulu bir piyade tüfeğidir.

KARAR

Eksik askeri terminoloji bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Bir de 98 (Kısa namlulu bir piyade tüfeği) asmışlardı.

İKİNCİ BÖLÜM

YİNE TEKER ÜSTÜNDE

SAYFA 216

ANALİZ EDİLEN METİN-102

“… hoşlanmadıkları farklı bir mezhebe mensup insanlar yaşıyormuş.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kitabın yazarı bu farklı mezhebi bilmeyebilir, ama çevirmen bunu o yöreye bakarak bilmeli ve çn olarak yazmalı, nitekim kitabın ilerleyen sayfalarında bu farklı mezhebin Bektaşiler olduğu belli oluyor.

KARAR

Eksik dini ve etnoloji terminoloji bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çeviri yok

SAYFA 216

ANALİZ EDİLEN METİN-103

“… köyün girişinde mola verince, “mezhep mensupları” geldiler.

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Tek başına mezhep mensupları, diye bir kişiselleştirme olamaz, ancak o mezhepten kişiler biliniyorsa, öyle yazılır, örneğin Bektaşiler veya Aleviler vb.

KARAR

Eksik dini ve etnoloji terminoloji bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Hangi mezhep olduğu bilinmediği için çeviri yapılmadı.

SAYFA 216

ANALİZ EDİLEN METİN-104

“…,ateşli içkimiz “mezhepçilerden geldi.””

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Bu şekilde bir kavram mezhepçi ayrımcılık yapmaktır. Mezhepçi olarak yazılması talihsizliktir. Bektaşiler veya Aleviler vb.

KARAR

Eksik dini ve etnoloji terminoloji bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Hangi mezhep olduğu bilinmediği için çeviri yapılmadı.

SAYFA 217

ANALİZ EDİLEN METİN-105

“…,bütün yükler yaya gitmek zorunda kaldı,…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Hiçbir yük kendi başına yaya veya başka şekilde gitmez.

KARAR

Bozuk cümle ve anlam yapısı.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…,bütün yükler yaya olarak sevk edilmek zorunda kaldı,…”

SAYFA 218

ANALİZ EDİLEN METİN-106

“Ekselansları bana bir kez…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türkçede ekselans veya ekselansları, diye bir kelime veya hitap yoktur.

Hazret, hazretleri vardır.

KARAR

Bozuk eksik sözlük bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Hazretleri bana bir kez…”

SAYFA 219

ANALİZ EDİLEN METİN-107

“pour prendre la un devoir!”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Asıl metinde o dilin dışında başka bir yabancı dilden kelime cümle vb olması halinde çevirmen bu durumu çn olarak açıklamak zorundadır.

KARAR

Eksik tercüme

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çeviri yok

SAYFA 220

ANALİZ EDİLEN METİN-108

“Eski bir arazi askeri olarak…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türk Silahlı Kuvvetleri’nde arazi askeri, diye bir sınıf yoktur. Piyade sınıfı vardır.

KARAR

Eksik askeri terminoloji bilgisi.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Eski bir piyade askeri olarak…”

SAYFA 220

ANALİZ EDİLEN METİN-109

“ventre a terre”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Asıl metinde o dilin dışında başka bir yabancı dilden kelime cümle vb olması halinde çevirmen bu durumu çn olarak açıklamak zorundadır.

KARAR

Eksik tercüme

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çeviri yok

SAYFA 221

ANALİZ EDİLEN METİN-110

“Bu “toplu konut” köyün malı olup,…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kitabın yazıldığı tarihte Anadolu’ da hiçbir köyde toplu konut, diye bir şey yoktur. Ayrıca toplu konut lafı da çok yeni bir laftır.

Bahsedilen konut köyün ortak malı köy konağıdır.

KARAR

Eksik etnoloji ve şehircilik terminolojisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Bu “konak” köyün malı olup,…”

SAYFA 223

ANALİZ EDİLEN METİN-111

“…küçük ya da büyük bir küme “pasifist” in yakalandığını”…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kitabın yazıldığı tarihte Türkiye’de pasifist, diye bir kavram yoktur. Savaş karşıtı lafı bile çok yenidir. O dönemde ancak savaş kaçkını, asker kaçağı vardı.

KARAR

Eksik kelime bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…küçük ya da büyük bir grup “asker kaçağının” yakalandığını”…”

SAYFA 223

ANALİZ EDİLEN METİN-112

“,…tüfeklerini şaşkın bakan bölükbaşına çevirmişlerdi…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türk Silahlı Kuvvetleri teşkilat yapısında bölükbaşı, diye bir makam yoktur. Bunun adı bölük komutanı, bölük astsubayı, bölük çavuşu veya bölük başçavuşudur.

KARAR

Eksik askeri terminoloji bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“,…tüfeklerini şaşkın bakan bölük komutanına çevirmişlerdi…”

SAYFA 224

ANALİZ EDİLEN METİN-113

“,…büyük, sivri bir koni gibi yığılıyordu.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kitabın yazarı bilmediği Anadolu harmanı için koni gibi, yazmış olabilir, ama bunu bilmeyen Türk okuyucu bu benzetmeden hiçbir şey anlayamaz.

Burada kastedilen tarlada biçilip gelen buğday başaklarının harman yerinde konik bir şekilde yığılmasıdır.

Buna “yığın” denir.

Çevirmen bunu çn olarak belirtmek zorundadır.

Nitekim devam eden cümlede de aynı koni yığınından söz ediliyor.

Anadolu köylüsü bir geometrik şekil olan koniğin adını ehrami veya hüyük olarak bilir.

KARAR

Eksik tarımsal terminoloji bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“,…büyük, hüyük şeklinde bir yığın yapılıyordu.”

SAYFA 224

ANALİZ EDİLEN METİN-114

“Bu, bir ucu havaya doğru eğilmiş, iki tahtadan oluşan kızak gibi bir tabletti.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Fizik kural olarak hiç bir şey havaya doğru eğilmez. Havaya doğru kalkar veya yamulur.

İki tahtadan oluşan kızak gibi tablet tercümesi ve tarifi ise tam bir felaket.

Burada anlatılan basit bir dövendir.

Kitabın yazarı bilmediği Anadolu harmanı için bu tarifi yapabilir, ama bunu bilmeyen Türk okuyucu bu benzetmeden hiçbir şey anlayamaz.

Çevirmen bunu çn olarak belirtmek zorundadır.

KARAR

Eksik tarımsal terminoloji bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Bu, bir ucu havaya doğru kalkmış, iki tahtadan oluşan kızak gibi bir tabletti.” ( döven çn)



SAYFA 224

ANALİZ EDİLEN METİN-115

“Alt tarafı baştan aşağıya keskin, köşeli kuvars ve granit parçalarıyla kaplıydı,…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Burada anlatılan taşlat dövenin altındaki çakmak taşlarıdır.

Kitabın yazarı bilmediği Anadolu harmanı için bu tarifi yapabilir, ama bunu bilmeyen Türk okuyucu bu benzetmeden hiçbir şey anlayamaz.

Çevirmen bunu çn olarak belirtmek zorundadır.

KARAR

Eksik tarımsal terminoloji bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çeviri yok

SAYFA 224

ANALİZ EDİLEN METİN-116

“Mandalar tahıl konisini yüzlerce defa döndükten sonra, birkaç kadın ellerinde beş dişli büyük yabalarla geliyor ve kıyılmış tahılı havaya savuruyorlardı.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kitabın yazarı bilmediği Anadolu harmanı için koni kelimesi yazmış olabilir, ama bunu bilmeyen Türk okuyucu bu benzetmeden hiçbir şey anlayamaz.

Öte yandan buğday başakları dövenle sürülüp tahıl ortaya çıktıktan sonra tahıl konisi dönülmez, dönülen şey buğday başağıdır.

Tahıl ortaya çıktıktan sonra dövenle sürülmüş başak samanı ile birlikte ortaya yığılır, buna tınaz denir.

İnsanlar yaba ile bu tınazı savurur. Kıyılmış tahıl savrulmaz, tınaz savrulur.

Çevirmen bunu çn olarak belirtmek zorundadır.

KARAR

Eksik tarımsal terminoloji bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Mandalar başak yığınını yüzlerce defa döndükten sonra, birkaç kadın ellerinde beş dişli büyük yabalarla geliyor ve buğday tınazını havaya savuruyorlardı.”

SAYFA 227

ANALİZ EDİLEN METİN-117

“…ve bu dersi şaşkın bir dehşet içinde dinledim.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Yazar burada nasıl bir durumdan söz ediyor, bilemiyoruz, ama çevirmen anlamsız bir durumu tarif ediyor.

Şaşkın dehşet içinde olmak ne demek?

KARAR

Anlamsız tarif

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çeviri yapılmadı.

SAYFA 227

ANALİZ EDİLEN METİN-118

“…ve bu dersi şaşkın bir dehşet içinde dinledim.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Yazar burada nasıl bir durumdan söz ediyor, bilemiyoruz, ama çevirmen anlamsız bir durumu tarif ediyor.

Şaşkın dehşet içinde olmak ne demek?

KARAR

Anlamsız tarif

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çeviri yapılmadı.

SAYFA 227

ANALİZ EDİLEN METİN-119

“Yaz sıcağında barbarca pis koku…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Yazar burada nasıl bir durumdan söz ediyor, bilemiyoruz, ama çevirmen anlamsız bir durumu tarif ediyor.

Barbarca pis koku ne demek?

KARAR

Anlamsız tarif

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çeviri yapılmadı.

SAYFA 234

ANALİZ EDİLEN METİN-120

“Tarlalarda daha harmanlanmamış buğday duruyordu,…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Tarlalarda harmanlanmamış değil, biçilmemiş buğday durur.

KARAR

Eksik tarımsal terminoloji

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Tarlalarda daha biçilmemiş buğday duruyordu,…

İKİNCİ BÖLÜM

GÜN DOĞUYOR! DEMİRYOLCULARLA

SAYFA 238

ANALİZ EDİLEN METİN-121

“Bölüğün başı, Yüzbaşı Şevki Bey,…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türk Silahlı Kuvvetleri’nde bölüğün başı, diye bir makam yoktur.

Bölüğün komutanı, bölük komutanı vardır.

KARAR

Eksik askeri terminoloji

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Bölük komutanı, Yüzbaşı Şevki Bey,…”

SAYFA 238

ANALİZ EDİLEN METİN-122

“Bektaşilerin cami ya da başka tapınağı yok, buna karşılık bir toplantı yeriyle (kulüp binası) yetiniyorlar.

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kitabın yazarı konuyu bilmeyebilir, ama böyle berbat ve her bakımdan cahilce bir çeviri çeviren için utanç verici olmalıdır.

Bektaşiler de İslam dinindendir ve İslamiyet’te tapınma veya tapınak, diye bir şey yoktur.

İbadet ve ibadethane vardır.

Bektaşilerin toplantı yerine ise kulüp binası denmesi hakarettir.

Bektaşilerin toplanma yerine Cemevi denir.

KARAR

Eksik dinsel terminoloji

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Bektaşilerin cami ya da başka bir ibadethaneleri yok, buna karşılık bir Cemevi ile yetiniyorlar.

SAYFA 240

ANALİZ EDİLEN METİN-123

“…taşıyıp, “möbleleri” yaptım.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türkçede möble kelimesi yoktur, mobilya kelimesi vardır.

KARAR

Eksik sözlük bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…taşıyıp, “mobilyaları” yaptım.”

SAYFA 240

ANALİZ EDİLEN METİN-124

“…üzerlerine Angora postları serdim,…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türkçede Angora post, diye bir post yoktur, tiftik keçisi postu vardır.

Batılılar Ankara tiftik keçisine Angora diyorlar.

KARAR

Eksik sözlük bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…üzerlerine tiftik keçisi postları serdim,…”

SAYFA 240

ANALİZ EDİLEN METİN-125

“…yolda Kafkasya’dan getirilen,,…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kurtuluş Savaşı için Kafkasya’dan kimse getirilmedi. Kafkas Cephesi’ nden getirilenler oldu.

KARAR

Eksik askeri ve coğrafi bilgi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…yolda Kafkas Cephesi’nden getirilen,,…”

SAYFA 242

ANALİZ EDİLEN METİN-126

“Kafkaslar’ dan gelen tümenler…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kurtuluş Savaşı için Kafkaslar’ dan tümenler gelmedi. Kafkas Cephesi’ nden tümenler geldi.

KARAR

Eksik askeri ve coğrafi bilgi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Kafkas Cephesi’nden gelen tümenler…”

SAYFA 242

ANALİZ EDİLEN METİN-127

“Sadece fişekler, su matarası ve tüfek, “asker” kavramını çağrıştırıyordu.

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Fişek asker kavramını çağrıştırmaz, fişeklik çağrıştırır..

KARAR

Eksik askeri terminoloji bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Sadece fişeklikler, su matarası ve tüfek, “asker” kavramını çağrıştırıyordu

SAYFA 245

ANALİZ EDİLEN METİN-128

“,…orada ekselans Refet Paşa bana,…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türkçede ekselans kelimesi kullanılmaz, onun yerine hazretleri hitabı kullanılır.

KARAR

Eksik kelime bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“,…orada Refet Paşa hazretleri bana,…”

SAYFA 247

ANALİZ EDİLEN METİN-129

“enfant terrible”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Asıl metinde o dilin dışında başka bir yabancı dilden kelime cümle vb olması halinde çevirmen bu durumu çn olarak açıklamak zorundadır.

KARAR

Eksik tercüme

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çeviri yok

SAYFA 251

ANALİZ EDİLEN METİN-130

“in majorem Germaniae gloriam!”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Asıl metinde o dilin dışında başka bir yabancı dilden kelime cümle vb olması halinde çevirmen bu durumu çn olarak açıklamak zorundadır.

KARAR

Eksik tercüme

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çeviri yok

SAYFA 251

ANALİZ EDİLEN METİN-131

“,…gecekondu usulü bir gecede kotarılmıştı.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kitabın yazıldığı tarihte gecekondu, diye bir kavram yok.

Yazar bunu hangi kelime ile yazdı, bilemiyoruz, ancak çevirmen gecekondu kelimesini kullanmamalıdır.

KARAR

Eksik kelime bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çeviri yok

SAYFA 253

ANALİZ EDİLEN METİN-132

“,…-iyi adamın türküsü söylenir!-“

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Yabancı dilde söylenen atasözleri, özlü sözler Türkçeye birebir çevrilmez, onu karşılayan Türkçe sözler vardır ve onlar kullanılır.

Burada sözü edilen söz ise “iyi adam lafının üzerine gelir!”

KARAR

Hatalı tercüme

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…-iyi adam lafının üzerine gelir!-”

SAYFA 253

ANALİZ EDİLEN METİN-133

“, hemen gidip kısa ve dertsiz tekmil verdim.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türkçede ve askerlikte dertsiz tekmil vermek, diye bir kavram yoktur. Kısa veya uzun tekmil vardır.

Yazar burada hangi kelimeleri kullandı, bilmiyoruz, ama çeviri hatalı ve anlamsız.

KARAR

Hatalı tercüme

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çeviri yok

SAYFA 254

ANALİZ EDİLEN METİN-134

“Ekleme parçasının deliklerini yeniden açmak sonsuzca sürüyordu,…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Sonsuzca sürmek ne demek, anlaşılmıyor.

Yazar burada hangi kelimeleri kullandı, bilmiyoruz, ama çeviri hatalı ve anlamsız.

KARAR

Hatalı tercüme

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çeviri yok

SAYFA 254

ANALİZ EDİLEN METİN-135

“…zira buralara çok yüksek yağan kar…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kar yüksek yağmaz, yoğun yağar.

Yazar burada hangi kelimeleri kullandı, bilmiyoruz, ama çeviri hatalı ve anlamsız.

KARAR

Hatalı tercüme

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çeviri yok

SAYFA 256

ANALİZ EDİLEN METİN-136

“Öyleyse bugün yolculuk Gordion’ a”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kurtuluş Savaşı sırasında elde bulunan ve çoğu Rusların çizdiği az sayıdaki askeri haritalarda Gordion yazıyor olabilir, ancak orasının coğrafi taksimatta adı Yassıhöyük Köyü’dür. Çevirmen bu durumu en azından çn olarak belirtebilirdi.

Gordion sadece antik dönemdeki adıdır

KARAR

Eksik coğrafi bilgi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Öyleyse bugün yolculuk Yassıhöyük’e”

SAYFA 258

ANALİZ EDİLEN METİN-137

“…son üç günde suda kabartılmış kuru tahılla…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Mutfak kültüründe suda kabartmak, diye bir işlem yoktur.

Ancak suda ıslatılır veya suda bekletilir veya suda şişer.

KARAR

Eksik mutfak kültürü bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…son üç günde suda şişmiş kuru tahılla…”

SAYFA 258

ANALİZ EDİLEN METİN-138

“va banque!”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Asıl metinde o dilin dışında başka bir yabancı dilden kelime cümle vb olması halinde çevirmen bu durumu çn olarak açıklamak zorundadır.

KARAR

Eksik tercüme

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çeviri yok

SAYFA 260

ANALİZ EDİLEN METİN-139

“ve belki de bu yüzden, harekat emri çoktan gelmiş olmasına rağmen, taburu henüz harekete geçirmedi.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Askeri terminolojide harekat ve hareket çok farklı kavramlardır ve genellikle anlamları bilinmeden biri diğerinin yerine kullanılır.

Burada söz konusu taburun hareketi, harekat değil.

KARAR

Eksik askeri terminoloji bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“ve belki de bu yüzden, hareket emri çoktan gelmiş olmasına rağmen, taburu henüz harekete geçirmedi.”

İKİNCİ BÖLÜM

TUZ ÇÖLÜNDEN YÜRÜYÜŞ - KONYA

SAYFA 263

ANALİZ EDİLEN METİN-140

“Dokuz saatlik bir harekattan sonra ilk mola yerine ulaşıldı.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Askeri terminolojide harekat ve hareket çok farklı kavramlardır ve genellikle anlamları bilinmeden biri diğerinin yerine kullanılır.

Burada söz konusu taburun hareketi, harekat değil.

KARAR

Eksik askeri terminoloji bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Dokuz saatlik bir harekettan sonra ilk mola yerine ulaşıldı.”

SAYFA 264

ANALİZ EDİLEN METİN-141

“İyi ki, bizim köyde bir çeşit yerel komutanlık vardı. Bunun başkanı –şişman bir yüzbaşı-…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Askeri terminolojide bir çeşit komutanlık, diye bir makam tarif edilemez. Kesin rütbe ve makamı vardır.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nde komutanlığın başkanı olmaz, komutanı olur.

KARAR

Eksik askeri terminoloji bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“İyi ki, bizim köyde bir yerel komutanlık vardı. Bunun komutanı –şişman bir yüzbaşı-…

SAYFA 265

ANALİZ EDİLEN METİN-142

“…kalan tütünümü onlara dağıttım. Allah bereket versin!” diye teşekkür ettiler ama …”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türkçede bir şeyin dağıtılması, verilmesi vb karşılığında halkın söyleyeceği söz Allah bereket versin, sözü değil, Allah razı olsun sözü söylenir.

KARAR

Eksik halk kültürü bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…kalan tütünümü onlara dağıttım. Allah razı olsun!” diye teşekkür ettiler ama …”

SAYFA 265

ANALİZ EDİLEN METİN-143

“Bu ona salt yetiyor.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Yine bir salt takıntısı, gereksiz ve anlamı bilinmeden kullanılıyor.

KARAR

Eksik sözlük bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çevir yok.

SAYFA 267

ANALİZ EDİLEN METİN-144

“rahat bir yuva” kavramından salt habersiz.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Yine bir salt takıntısı, gereksiz ve anlamı bilinmeden kullanılıyor.

KARAR

Eksik sözlük bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çevir yok.

SAYFA 268

ANALİZ EDİLEN METİN-145

“Harekat sıkıcıydı.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Askeri terminolojide harekat ve hareket çok farklı kavramlardır ve genellikle anlamları bilinmeden biri diğerinin yerine kullanılır. Ayrıca harekatın sıkıcı olması, diye bir şey olamaz.

Burada söz konusu taburun hareketi, harekat değil.

KARAR

Eksik askeri terminoloji bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Hareket sıkıcıydı.”

SAYFA 272

ANALİZ EDİLEN METİN-146

“Banque ottomane”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Asıl metinde o dilin dışında başka bir yabancı dilden kelime cümle vb olması halinde çevirmen bu durumu çn olarak açıklamak zorundadır.

Ayrıca Osmanlı Bankası anlamına gelen bu kelime baş harfleri büyük yazılmalıdır.

KARAR

Eksik tercüme

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çeviri yok

SAYFA 273

ANALİZ EDİLEN METİN-147

“Primus inter pares”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Asıl metinde o dilin dışında başka bir yabancı dilden kelime cümle vb olması halinde çevirmen bu durumu çn olarak açıklamak zorundadır.

KARAR

Eksik tercüme

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çeviri yok

SAYFA 277

ANALİZ EDİLEN METİN-148

“Geçen yıl Konya’da yaşanan bir karşı devrim hareketi…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kurtuluş Savaşı sırasında veya sonrasında yaşananlar karşı devrim değildir, zira ortada devrim yoktur. Yaşananlar iç isyanlardır.

KARAR

Eksik tarih be siyasi terminoloji bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Geçen yıl Konya’da yaşanan bir iç isyan hareketi…”

SAYFA 278

ANALİZ EDİLEN METİN-149

“…örtülü sokaklar ve sokakçıklardan oluşan…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türkçede sokakçık, diye bir kelime bulunmaz. Küçük sokak, geniş sokak veya dar sokak vardır.

KARAR

Eksik sözlük bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…örtülü sokaklar ve dar sokaklardan oluşan…”

SAYFA 278

ANALİZ EDİLEN METİN-150

“Made in Franzia”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Asıl metinde o dilin dışında başka bir yabancı dilden kelime cümle vb olması halinde çevirmen bu durumu çn olarak açıklamak zorundadır.

KARAR

Eksik tercüme

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çeviri yok

SAYFA 281

ANALİZ EDİLEN METİN-151

“…sonra çaresiz, hastaya çıktım.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türkçede ve Türk sağlık sisteminde hastaya çıkmak, diye bir fiil yoktur, viziteye çıkmak fiili vardır. KARAR

Eksik ve özensiz tercüme, toplumsal hayatı bilmeme.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…sonra çaresiz, viziteye çıktım.”

SAYFA 284

ANALİZ EDİLEN METİN-152

“…-adı ”son derece kerte sert azılı köpeğe” çıkım …”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kerte zaten bir derecedir, 360 derecenin 1/32 i olarak bilinir. Ayrıca derece kerte demek tekrar ve anlamsızdır.

KARAR

Eksik kelime ve denizcilik terminolojisi bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…-adı ”son raddeye kadar azılı köpeğe” çıkım …”

İKİNCİ BÖLÜM

EREĞLİ





SAYFA 285

ANALİZ EDİLEN METİN-153

“…böylece on dört kilometre boyunca bütün tünel hattı Fransızlara teslim edilecekti.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Anadolu’da hiçbir zaman on dört kilometre uzunluğunda tünel hattı olmadı. Olan on dört kilometrelik geçittir.

KARAR

Eksik coğrafi bilgi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…böylece on dört kilometre boyunca geçitteki bütün tüneller Fransızlara teslim edilecekti.”

SAYFA 288

ANALİZ EDİLEN METİN-154

“…akşama kadar şayanı taktir bir hevesle …”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Hatalı tamlama, Türkçede taktire şayan tamlaması vardır, şayanı taktir, yoktur.

KARAR

Eksik dil bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…akşama kadar taktire şayan bir hevesle …”

SAYFA 292

ANALİZ EDİLEN METİN-155

“…Amerikan petrol bidonlarından ayarladıkları küçük…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Petrol saklama veya depolama işi standartları belirlenmiş varillerle yapılır, bidon farklı bir kavramdır.

KARAR

Eksik dil bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…Amerikan petrol varillerinden ayarladıkları küçük…”

SAYFA 292

ANALİZ EDİLEN METİN-156

“…tavır, görev anlayışı, altlarına karşı davranış…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Askerlikte ast ve üst kavramları vardır, alt kavramı yoktur. Nitekim ilerleyen satırlarda doğru karşılık yazılmış.

KARAR

Özensiz tercüme ve eksik askeri terminoloji bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…tavır, görev anlayışı, astlarına karşı davranış…”

SAYFA 295

ANALİZ EDİLEN METİN-157

“…bu malzemelerin salt eksikliği yüzünden…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Yine bir salt takıntısı.

KARAR

Anlamsız karşılık

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çeviri yok

SAYFA 296

ANALİZ EDİLEN METİN-158

“Bunda son tabii son derece haklıydı ve…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kısa bir cümlede iki kere tekrar eden ve üstelik anlamı olmayan bir son kelimesi neden kullanılır?

KARAR

Özensiz ve anlamsız tercüme

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çeviri yok

SAYFA 297

ANALİZ EDİLEN METİN-159

“…Nuri Efendi geldi, pencerelerin kapaklarını açtı,…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Bir evin penceresi yerde ve yatay durumda değilse ve ortada pencereye benzer bir dolap yoksa, pencere kapağından söz edilemez.

Pencerelerin açılır veya sabit kanatları olur.

KARAR

Özensiz ve anlamsız tercüme, eksik günlük hayat bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“…Nuri Efendi geldi, pencerelerin kanatlarını açtı,…”

SAYFA 297

ANALİZ EDİLEN METİN-160

“Tabii burada da her sabah takımın yarısı hasta çıkmak istiyordu,…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türkçede ve Türk sağlık sisteminde hastaya çıkmak, diye bir fiil yoktur, viziteye çıkmak fiili vardır. KARAR

Eksik ve özensiz tercüme, toplumsal hayatı bilmeme.

TÜRKÇE ÇEVİRİ

“Tabii burada da her sabah takımın yarısı viziteye çıkmak istiyordu,…”

SAYFA 307

ANALİZ EDİLEN METİN-161

“…ve her türlü pasifist görünümleri…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Kitabın yazıldığı tarihte ve Kurtuluş Savaşı yıllarında Türkiye’de pasifist, diye bir kavram yoktur.

Asker kaçağı, askerlik kaçkını gibi kelimeler vardır.

KARAR

Eksik tarih ve kelime bilgisi

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çeviri yok.

SAYFA 311

ANALİZ EDİLEN METİN-162

“qui vive”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Asıl metinde o dilin dışında başka bir yabancı dilden kelime cümle vb olması halinde çevirmen bu durumu çn olarak açıklamak zorundadır.

KARAR

Eksik tercüme

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çeviri yok.

İKİNCİ BÖLÜM

YAZGININ DÖNÜM NOKTASI, BARIŞ VE YURDA DÖNÜŞ





SAYFA 316

ANALİZ EDİLEN METİN-163

“jolie Madame”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Asıl metinde o dilin dışında başka bir yabancı dilden kelime cümle vb olması halinde çevirmen bu durumu çn olarak açıklamak zorundadır.

KARAR

Eksik tercüme

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çeviri yok.

SAYFA 317

ANALİZ EDİLEN METİN-164

“O Caesar divius!”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Asıl metinde o dilin dışında başka bir yabancı dilden kelime cümle vb olması halinde çevirmen bu durumu çn olarak açıklamak zorundadır.

KARAR

Eksik tercüme

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çeviri yok.

SAYFA 318

ANALİZ EDİLEN METİN-165

“Gözleri çanak çanak oldu.”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türkçede gözleri çanak çanak olmak deyimi yoktur.

Gözler çakmak çakmak olur veya gözleri kan çanağı olur.

KARAR

Eksik ve özensiz tercüme

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çeviri yok.

SAYFA 319

ANALİZ EDİLEN METİN-166

“Zira Tanrı korusun, bakışımı ziyarete gelen hanımlara kaldıracak olsaydım!”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Türkçede bakış kaldırmak, diye bir deyim yoktur. Bakış kaydırmak vardır.

KARAR

Eksik ve özensiz tercüme

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Zira Tanrı korusun, bakışımı ziyarete gelen hanımlara kaydıracak olsaydım!”

SAYFA 320

ANALİZ EDİLEN METİN-167

“…bugün Grande Dame için bir giysi hediye edersem, Seconde Dame için de, Moyenne vePetite için de…”

ANALİTİK DEĞERLENDİRME

Asıl metinde o dilin dışında başka bir yabancı dilden kelime cümle vb olması halinde çevirmen bu durumu çn olarak açıklamak zorundadır.

KARAR

Eksik tercüme

TÜRKÇE ÇEVİRİ

Çeviri yok
























HİTİTLERİN YOL HAFIZASI


BİRİNCİ BÖLÜM
Çok uzun yıllar önce, MÖ 1650 yılında başkent Hattuşa kurulduğunda Hattuşa’ dan, başkentten başka bir yere gitmek isteyen Hattuşalı için başkentte yaşayan diğer insanlar veya subaylar veya muhafızlar veya rahipler o Hattuşalının neden ve nasıl değil de, nereden gideceğini, hangi yolu, hangi güzergahı kullanacağını sordular mı acaba?

Hattuşa’ dan başka bir yere gitmek isteyen bu Hattuşalı’ ya ilk zamanlar bu soru sorulmuş olabilir kuşkusuz.

Ama, sonraları, yani başkent ve Hitit İmparatorluğu devlet kurumları ile oturup yerleşmeye başladığında, yani devletin yönetimi, sınırları, şehirlerini ve site devletlerini birbirine bağlayan yollar, imparatorluğu Babil, Asur, Hurri, Mısır ve diğer devletlere bağlayan yollar da belirginleşince artık Hattuşa’dan ayrılmak isteyen o Hattuşalı’ ya bu soru “nereden gideceksin” sorusu sorulmamaya başlanmış olmalıdır.

Hititlerin, Hattuşalıların kullandığı o yollarda özel işaretler var mıydı, Romalıların kullandığı gibi mil taşları var mıydı, şimdilik bilmiyoruz, ama yol boylarında konaklama ve yeme içme yerleri vardı.

Coğrafya insana en kısa yolu, en kolay dağ geçidini, en dar akarsu geçidini er ya da geç öğretiyor.

Hititler de öğrendikleri bu yolları belki de kil tabletlere kaydettiler ve nesiller boyu birbirlerine aktardılar.

Hititlerin o hep acı ve zor tecrübelerle kaydettikleri yol hafızaları Hattuşa’ dan kaçış ile, MÖ 1200, belki de sonsuza kadar silindi.

Anadolu’ ya gelen başka milletler ve başka halklar kendi yol hafızalarına başka güzergahlar yerleştirdiler. Ama modern çağlar ne o hafızayı akılda tuttu ne de Hititlerin hafızalarında yer eden yol güzergahlarını incelemeyi, ele almayı düşündü.

Hep duyarız, ”yol eskiden buradan geçerdi, şuradan geçerdi,” diye. İşin içine fayda ve maliyet unsuru girince, teknoloji veya mühendislik adına binlerce yılın yol hafızaları da silinip gitti ve halen gitmeye devam etmektedir.

Teknoloji kendi adına bunun kültürel ve etnoğrafik sorgusunu, “yol eskiden neden buradan geçiyordu?”  yapamayabilir, ama devletler de zaten o nedenle kurulur ve devletin başka bir organı bunu sorar, sormalıdır.

Sorulmadığı ortada.

Çok nadir de olsa arkeologlar bunu soruyor, bazen kısa cevaplar alıyorlar, bazen üzerinde durmuyorlar.

Sadece günümüzün büyük ölçekli haritalarına bakarak Hititlerin veya başka milletlerin, başka halkların kullandığı yolları, güzergahları konumlandırmak  veya haritada işaretlemek tek başına yetmiyor.

O konumlandırılan güzergahlar, yollar günümüzde de halen kullanılıyorsa ve o güzergahta günümüzde bile yaşayanlar varsa, “hafıza” tamamen yitmemiş sayılır ve ilk yapılacak şey, o güzergahta yaşayan insanlarla temas kurmaktır.

Biz de bir yol hafımızı yoklayalım, dedik. Bakalım Hititlerin yol hafızasından bize neler miras kalmış?

HATTUŞA – ESKİYAPAR YOL HAFIZASI
Hattuşa’yı başkent olarak bir ucuna yerleştirirsek, bir ucunda Alacahöyük, diğer ucunda Şapinuva olan bir üçgen düşünüldüğünde, üçgenin tam ortası o dönemin diğer önemli bir Hitit yerleşimi bugünkü Çorum- Alaca ilçesi sınırları içinde kalan Eskiyapar Köyü’ dür.


Boğazköy- Hattuşa başlangıç alındığında üçgenin köşeleri ve ortası Hitit Yol Hafızaları için sadece bir başlangıcı oluşturuyor.


Hitit Yol Hafızası başlangıç noktası başkent Hattuşa ve mavi renkli yol bizim de güzergahımız.

Hattuşa’ dan Eskiyapar’a gitmek isteyen bir Hattuşalı veya bir ulak, bir atlı, en kısa ve su, konaklama, vb diğer bakımlardan en uygun yolu zamanla bulmuş ve Hattuşa’dan yaya olarak çıktıktan yarım saat sonra bu güzergahta yola koyulmuş ve şimdiki adı YÜKSEK YAYLA olan ve yine Çorum İli, Alaca İlçesine bağlı ilk köye doğru yoldadır artık. 

Bunun için o Hattuşalı önce bir süre Hititlerin çok bildikleri Kuzey Kapadokya, yani Yozgat yönüne, güneye doğru yürümeli, sonra yolun sol tarafında aniden yükselen bir dağ yoluna, doğu yönüne sapmalıdır. O gittikçe yükselen dağ yolu bir süre sonra bir platoya, bir yaylaya erişir. Burada yol Yüksek Yayla Köyü’ne kadar  uzun süre yayla düzlüğünde devam eder ve Yüksek Yayla Köyü’nden sonra inişe geçer.

Biz de beyaz bir deve ile, hemen “ne devesi ya” demeyin, karavan ile, eski kervanları oluşturan her bir deve gibi, karavan da aslında bir devedir, Nikkal ile, Hititlerin “ay tanrıçası” ile yola düşüyoruz hafızamızda hiçbir şey yokken.

KİCİK – GICIK – YÜKSEK YAYLA KÖYÜ
70’li yıllara kadar coğrafi adların değişmesinden sonra 12 Eylül programı çerçevesinde 80’li yıllarda yeni bir rüzgarla değiştirilen çok sayıda coğrafi addan birisi de Çorum- Alaca ilçesine bağlı GICIK Köyü olmuştur. Köyün şimdiki adından önceki resmi adı aslında Türkçede “küçük” anlamına gelen KİCİK veya KİÇİK-KUÇİK olmasına rağmen, halkın dilinde bu kelime “GICIK” olarak yer etmiştir.

Köyün yeni adı YÜKSEK YAYLA coğrafi olarak konuma uygundur, ne bir ironi vardır yeni isimde ne de anlaşılması gereken zor bir durum.

Yüksekyayla Köyü girişi

Coğrafi isimler değiştirilirken öyle şeyler de mi oldu, der gibisiniz?
Neler olmadı ki?

YÜKSEK YAYLA Köyü’ nün daha eski adı nedir, bilemiyoruz. Hititler buraya ne diyordu, bilemiyoruz.

Bildiğimiz Hititlerin yol hafızasında bu köyün de yer etmiş olmasıdır ve ben ne zaman bu köye doğru yürümeye niyetlenecek olsam, bana modern Hattuşalıların, Boğazkalelilerin dedikleri, “aman o taraflara gitme, kurt murt çıkar.”

On beş dakika sonra köye varıyorum. Köyün girişinde köy adının yazılı olduğu levhanın resmini çekiyorum.

Hem köyden kente göçün etkisiyle azalan nüfus hem de kalanların tarlada olmalarından dolayı köyde konuşacak kimseyi bulamıyorum.

Tam köyden çıkarken yolun ikiye ayrıldığını fark ediyorum.

Küçük Hırka Köyü’ne hangi yol gider, kime soracağım, kimseler yok ortada.

Ama köye girişte yolun sağında bir inşaat var ve 19 plakalı Scania marka kocaman bir TIR inşaat malzemesi indiriyor.

Varıp TIR’ ın başında duran kaptana selam veriyor ve Hitit hafızasındaki bir sonraki köy Küçük Hırka Köyü’ ne giden yolu soruyorum.

TIR kaptanı Erdal SÖZCÜ, sol tarafı takip et, diye yolu tarif ederken, “şu benim TIR’ ın da bir fotoğrafını çeksene,” diyor.

Kaptan Erdal SÖZCÜ ve küheylanı SCANIA

İyi, ama hiç kamyon arkası söz yok ki TIR’ın arkasında, diyorum.

Olsun abi, bak şöyle önden, ne güzel benim koçum, diyor kaptan Erdal sanki bir küheylan ile konuşur gibi.

Tamam, diyorum, kaptan sanki sırtını bir dosta dayar gibi, TIR’ın çekicisine, şoför jargonu ile söylemek gerekirse TIR’ın kafasına elini dayıyor ve kaptanı küheylanı ile birlikte çekiyorum. 

Kaptan mutlu oluyor. Nerelisin, diye soruyorum, Galeserliyim (Kalehisar), diyor. Şu Mahmudiye yakınındaki mi, diyorum.

Kaptan daha da mutlu oluyor, gözleri gülüyor, bu yüksek yaylada bir dosta rastlamış oluyor adeta, evet abi.

Abi o geldiğin yol nasıl, ben Sungurlu’ ya döneceğim, diye soruyor.

O yol kısa, ama TIR işlemez, yol hem dar hem de virajlarda TIR dönmez, girme o yola, diye kaptanı uyarıyorum. Oysa Hititlerin yol hafızasına göre hareket etmiş olsak, kaptan Erdal basar geçer o yolu.

Sonra köyün ortasındaki pınarın başında duran evin arka duvarına köyden askere giden gençler tarafından oluşturulan duvar yazılarının resmini çekiyorum. 

Yüksekyayla Köyü’nden askere gidenlerin duvar yazıları

Hitit yol hafızasında yer eden güzergahtaki bir sonraki köye doğru yola devam ediyorum.
Köyün çıkışında bodur meşeliklerden oluşan bir koruluğa sokulmuş farklı tonda bir yeşil rengi ile nohut tarlası ve yeni yeni sararmaya başlamış arpa tarlaları göz okşayan bir uyum sergiliyorlar.
Arkalarda uzanan dağ sırası ise, Beşkız’ın Dağları olarak da bilinen Beşkız Köyü Dağları.
Yüksekyayla Köyü çıkışında yeşilden sarıya uyumlu geçiş

Bir sonraki köy: KÜÇÜK HIRKA KÖYÜ
KÜÇÜK HIRKA KÖYÜ YA DA CANI SAĞ OLASICANIN RAMAZAN

Muhabbetle

2 Temmuz 2020 Perşembe

HACER - SENG - TAŞ (Erol TAŞ anısına)



Bazı isimler kutsal kitaplardan alınır.  Bu sadece doğu toplumlarında görülmez. Batılı toplumlar da, eskiden daha sık olmakla beraber, isimleri kutsal kitaplardan, aziz veya azizelerden almaya devam ederler. Bu yazımızda amacımız isimlerin kutsal kitaplarla veya dinlerle bağlantısını araştırmak olmayacak.

Anlam olarak birbirinin aynı, ancak farklı dillerden, ARAPÇA-FARSÇA-TÜRKÇE, olan HACER-SENG ve TAŞ kelimeleri ile bir sohbet edeceğiz.

HACER
Müslümanların kutsal kitabı Kuran-ı Kerim’ de “hacer” kelimesi hiç geçmezken Tevrat’ ta “Hacer” isimli Mısırlı bir kadının Hazreti İbrahim’ in cariyesi olduğundan söz edilir ve bu Mısırlı Hacer kurban sahnesinde Hazreti İbrahim’ in oğlu İsmail’in annesidir.
İbranice “hagar” , Grekçe “agar” , Arapça “acer” olarak bilinmesi sadece İbranice yazılışın diğer dillerdeki okunuşlarından kaynaklanır.
İslam kültüründe Hacer adından ziyade “hacer-ül esved” adı daha çok yaygınlık kazanmıştır.
Kabe’ de hac sırasında tavafın başlama noktası, bir işareti olarak bilinen ve Kabe’nin güneydoğu tarafında metal bir çerçeve içine alınan taşın adıdır “hacer-ül esved.” 
Türkçesi ile söylersek, “kara taş” hacca gitsin, gitmesin İslam aleminin zihninde en çok yer eden bir maddedir.
Hacer-ül Esved ve onun dışında var olduğuna inanılan ona benzer meteorik kara taşlar da Kabe’ye konmadan önce başka yerlerde, büyük ve ıssız çöllerde bir işaret olarak mı kullanılıyordu?
Romalılar mil taşlarını Arap yarımadasında kullanılan bu meteorik işaret taşlarını, kara taşları örnek alınarak mı koymaya başladılar?
İbranice kelime karşılığına baktığımızda “kaçma, kaçış” olarak karşımıza çıkan hacer, asıl veya zihinde kalıcı anlamını Hacer-ül Esved ile bulur ve karşımıza “taş” olarak çıkar.
Kız çocuklarına neden “hacer” adı verilir, bu başka bir konudur.
Artık pek söylenmese de pek kullanılmasa da pek yazılmasa da “hacer” kelimesi bir zamanlar günlük konuşmada önemli bir şeyin sonucunu açıklarken kullanılıyordu.
İkinci Meşrutiyet’e kadar okullaşma daha ziyade medrese eğitimi ile sürdürülürken her kurumun kendi iç mantığı olduğu gibi, medreselerin de bir iç mantığı vardı.
Reşat Nuri GÜNTEKİN ölümsüz eseri “Yeşil Gece’de” daha önce medrese eğitimi almış, sonra muallim mektebinde okumuş ve muallim olmuş, şimdi ise Anadolu’ da bir iptida (ilkokul) okulunda başmuallim olan Şahin Hoca’ ya aşağıdaki sözü söyletir bu medrese mantığını açıklayan.
Şahin Efendi latife olmak üzere:
“Bizim medrese mantığında bir kaide vardır: Bir şey ya hacerdir ya lahacer derler.. Ya taş, ya taşın gayri… O şey hacerse lahecer, lahacerse hacer olamaz. İkisi ortası yoktur, dedi.
Burada Arapça “la” olumsuzluk edatıdır.
Kelime-i şahadet “lailahe” derken,  “yoktur Allah…” diye başlar ve Allah’tan gayri ilah yoktur ki… diye, devam eder.
Yine Allah’ın tanımlarından birisi de onun lamekân, mekansız, yeri yurdu olmayan, her yerde bulunabilen olmasıdır.
İstiklal Marşı da bir olumsuz emir ile başlar “korkma” , diye, benzer Arapça söz dizimi mantığı ile.
Korkma ki, sönmez bu şafaklarda…
SENG
Ama ta Selçuklu’ dan bu yana, en çok da Mevlana etkisiyle, Farsça hep bir aheng, hep bir aruz, hep bir şiir dili olmuştur.
Farsça “seng” kelimesi anlam olarak hiçbir romantizmi, lirizmi, estetiği çağrıştırmasa da tıpkı “hacer” kelimesi gibi “taş” anlamını taşısa da 18. yüzyıl divan şairi Nedim’ in İstanbul Kasidesi’ nde adeta “taş gediğine oturur,” canlanır taş.
Bu şehr-i Stanbul ki bî-misl ü bahâdır
Bir sengine yek-pâre Acem mülkü fedâdır
Bir gevher-i yektâdır iki bahr arasında
Hurşîd-i cihan-tâb ile tartılsa sezâdır
 
Nedim İstanbul şehrini adeta paha biçilmez bir mücevhere benzetirken, tek bir taşına bile koca Acem mülkünü feda eder. Ama yine de başta “şehir” kelimesi olmak üzere, kasidede bolca Farsça kelime ve tamlama kullanmaktan kendini alamaz.
TAŞ
Türkçe “taş” kelimesi ise daha ilk duyduğumuzdan itibaren bize ne kadar katı, ne kadar soğuk bir çağrışım yapar ve başka hiçbir düş kuramayız.
Oysa bir Ordu türküsünde sazlara atılan taş oğlandan annesine bir isteği ifade eder.
 Bir taş attım sazlara
Gitti vurdu kazlara
Anne beni evlendir
İstediğim kızlarla
Veya hangimiz eşlik etmeyiz içinde bolca taş geçen Hacı TAŞAN’ ın o güzelim Keskin türküsüne
Değirmene taş koydum
Taş dönmüyor dönmüyor
Bir yastığa baş koydum
Taze gelin arabadan inmiyor

Değirmenin bendine
Taş dönmüyor dönmüyor
Döner kendi kendine
Taze gelin arabadan inmiyor
İnsan o nedenli mi sever, kalenin başındaki taş olacak kadar?
Eğer kalenin içinde insanın sevdiği oturuyorsa, İmranlılı aşık için sevdiğini her gün ve her an görebilmenin en kolay ve güzel yolu “kalenin başında bir taş” olmaktan geçiyor olmalıdır.
Kalenin başında taş ben olaydım
Ela göz üstüne kaş ben olaydım
Bacısı güzele gardaş olaydım
Bize Türk Sineması’ ndan unutulmaz bir karakter söyle, dediklerinde çoğumuzun aklına hep “Erol TAŞ gelmez mi?  
Çemberlitaş, Dikilitaş, Beşiktaş, Kabataş, Nişantaşı vb derken, her biri şehrin farklı bir yerine dağılmış, ama çoğumuzun her gün önünden geçmemize rağmen fark etmediği “İstanbul’ un Taşlarına”, nişan taşları, menzil taşları, dikili taşlar, sadaka taşları, mil taşları, köşe taşları, mola taşları, binek taşları, mezar taşları, çeşme taşı, kitabe taşı, vb sayısız taşa dokunurken taştaki o soğukluğu, o katılığı hiç düşünmeyiz, hiç görmeyiz, hiç fark etmeyiz bile.
O taşlara bizden önce dokunmuş olan ustalar, sanatçılar o taşlardaki bütün soğukluğu, bütün donukluğu ve katılığı almışlar ve yerine hayal gücünü, zarafeti, estetiği koymuşlardır.
Taş ve taştan türetilen Türkçe soy isimler neden en çok alınıp kullanılan soy isimlerdendir?
Hacer de olsa, seng de olsa bu toprakların kültüründe yer edemeyen ve taş anlamını taşıyan bu kelimeler tarih öncesi dönemden bu yana Anadolu’ da yaşayan halkların kültür ve inançlarının en büyük sembolü olmuştur.
Büyük ve ulu taşlar her dönem önünde saygı ile eğilen, yüz sürülen, niyaz edilen, dua edilen, adaklar adanan taşlar olurken, nadir bulunan taşlar yontularak totemler ve tanrılar yaratılmış, gittikçe rafine hale gelen bir estetik bakış ise taşı takıya ve evlerin zemininde kullanılan mozaiğe dönüştürmüştür.
Taşın bu topraklardaki belki de en zarif hali mavi, yeşil, kimi zaman sarı, kırmızı ve turkuaz renklerde sırlı veya sırsız olarak yapılan, evlerin ve sarayların mutfaklarını ve yeme içme kaplarını, ibadet yerlerini bir oya gibi süsleyen esasında birer taş diyebileceğimiz çinilerde kendini gösterir.
Muhabbetle,

GECE İNİLTİSİ


Yarımay vaktiydi.

Bozkır alabildiğine sessiz, sadece çok uzaklardan rüzgarın etkisiyle gidip gelen köpek havlamaları duyuluyor.


Her gün olduğu gibi, vakit gece yarısını geçtikten sonra sessizce evden çıkıyorum. Sessizce, çünkü benim evden çıktığımı duyan yavru köpekler ve anneleri Kybele vakit ne olursa olsun, hava durumu ne olursa olsun peşime takılıp benimle birlikte Hattuşa sokaklarında yürüyüşe çıkıyorlar.

Yavrulardan ikisi Kybele’nin öz evlatları, birisi Zorbaş, biri Rüzgar ve diğer yavru ise Laika.

Laika beni Hattuşa çöplüğünde buldu. Onu alıp eve getirdiğimde bir gece Kybele’nin tam 9 yavru doğurup iki hafta kaldığı, sonra terk ettiği yuvada tuttum. Böylelikle Kybele’nin kendi kokusu ve yavrularının kokusu da Laika’ ya sinmiş olduğundan Kybele Laika’yı kendi yavrusu sanıyor.

Bir de Helis vardı, onu çok daha zor şartlarda bulup hayata döndürdüm, ama onu benden izinsiz ve habersiz alıp götürdüler, kimin götürdüğünü bilmiyorum.

Kybele de gitmişti eşi Zeus ile birlikte.

Dağda mal sürüsü olan bir köylü gelip benden izinle ve Hattuşa’nın köpek dostu çocuklarının yardımıyla bir gün Zeus ve Kybele’yi alıp dağa malların bekçisi olarak götürdüler.

Yarımay batıyor.

Yarımay batıyor
Ama dün Kybele geri geldi. Kybele kendisi mi geldi, yoksa onu alan köylü ondan yararlanamayacağını anlayınca getirip bıraktı mı, bilmiyorum. Köylüyü görürsem soracağım.

Kybele gelirken yanında bir de genç bir erkek arkadaş getirmiş. Araları iyi, ama genç erkek bizim yavrulara hırlıyor, Laika’ yı ise ısırıyor.

Evden sessizce çıkmam mümkün değil, çünkü evin dış kapısı demir kapı ve kapıyı açarken de kapatırken de mutlaka metal bir çarpma sesi çıkıyor.

Bazen tam “ tamam bu sefer hepsi uyuyor, beni fark etmediler,”  diye yolda yürürken birden arkamda ürkütücü bir gölgenin bitiverdiğini fark ediyorum ve dönüp baktığımda ise önde Kybele olmak üzere diğer üç yavru da peşine düşmüş arkam sıra yürüyor oluyorlar. Yani ne yapsam, gece yürüyüşlerine tek başıma çıkamıyorum.

Yarımay battı.

Ortalık tamamen karardı. Birbirinden hayli uzak mesafede olan sokak lambalarının sarıya yakın kehribar rengi ışıkları sadece bulunduğu yeri aydınlatıyor. Bu durumdan kim şikayetçi olabilir ki?

Ben asla olmam.

Yarımay Hattuşa’nın kuzeybatı tarafındaki tepelerin ardından battı.

Kehribar rengi ışıkları ile sokakları aydınlatmaya çalışan ölgün lambalar dışında ne binalardan, ne çoğu Hititlerden bu yana mimarisi hiç değişmeyen evlerden başka gökyüzünün sihrini, uhrevi yalnızlığını bozacak cüretkar ve hoyrat ışık kaynağı görünmüyor.

Evci Köyü’ ne doğru kırlara yürüyorum. O taraf Hattuşa’nın batı ve kuzey ufku ve güneş her akşam bu ufuktan batıyor.

Her akşam gün batımında gökyüzünde eşsiz bir şölen izliyorsun.


 
Bazen tanrılar kaşlarını çatmış oluyor, bazen Titanlar zavallı masum Eroslara ateş yağdırıyor. Bazen bütün galaksi yangın yerine dönmüş oluyor ve gökyüzü kızıla bürünüyor.
Hattuşa göğündeki Eros

Hattuşa göğündeki Titan

Titan Eros’a saldırıyor

Tanrlar kaşlarını çatıyor bazen de
Tam belirgin olmayan Küçükayı Takım Yıldızı şimdi tamamen belirgin hale geldi. Başım yukarıda, gözüm yıldızlarda yürüyorum. Ne karşıdan, ne ardımdan gelen bir insan veya motorlu araç var.

Bir başıma ben ve köpek dostlarım yürüyoruz.

Geriye döndüğümde takımın tamamlanmış olduğunu görüyorum. Kybele’ nin yeni genç erkek arkadaşı da en arkadan geliyor ve benim kendisine baktığımı fark edince hemen on metre geriye kaçıyor. Çünkü o yavrulara hırladığında ben de onu tehdit ettim birkaç kere.

Arada Kybele’nin nefes nefese kalarak çıkardığı soluk alma sesini duyuyorum. Beni çok özlemiş olmalı bu ayrı kaldığımız zamanda, hep yanımda olmak, hep üzerime atılmak istiyor, izin vermiyorum.

Uzaktan geldiğini düşündüğün bir inilti duyuyorum.

Kybele’den geldiğini düşünüyorum.

Kybele’ ye soruyorum, “neyin var kızım?”

Kybele’den ses yok, o hala nefes nefese beni izliyor.

İnilti kesilmiyor.

İnleyen kim, bir çocuk iniltisine benziyor.

Endişeleniyorum.

Yarımay battı, sokak karanlık ve kehribar rengi ışığıyla ilk sokak lambası Evci Köyü yolundaki pınarın başında.

Oraya daha elli metre var.

Karanlık sokakta yıldızların altında yürümek masalsı bir duygudan öte Hitit tanrıları ile sohbet etmek gibi bir şey.

İnilti gittikçe artıyor.

İniltinin Kybele’den gelmediğine emin oluyorum.

Ama Kybele de benim gibi telaşlı ve sanki iniltinin kendi cinsinden, başka bir köpekten geldiğini anlamış gibi, o andan itibaren önüme atılıyor ve önden gitmeye başlıyor.

Pınara yaklaştım. Endişeliyim.

Kehribar rengi ışığı ile sokak lambası pınar başını aydınlatıyor.

Pınara on metre kala, kehribar rengi ışığın da etkisiyle gözüme olduğun daha iri görünen bir köpeği fark ediyorum.

Ama iniltinin kaynağı kim?

Pınarın başına daha da yaklaşıyorum ve kehribar rengi ışık kaynağı ile sokak lambası tam da iniltinin kaynağını aydınlatıyor.

Bir köpek, tanıyamıyorum.

Işık kaynağının tam altına vardığımda o kehribar rengin etkisi ile gözüme olduğundan da iri görünen köpeğin aslında yavru bir köpek olduğunu ve kafasını boynunun tamamını da içine alacak şekilde gövdesine kadar bir pet şişeye sokmuş olduğunu ve kafasını bu pet şişeden kurtaramadığını, o dar şişenin içinde ağzını da açamadığı için inilti halinde ses çıkardığını fark ediyorum.

Telaşım daha da artıyor.

O kızgınlıkla yavru da olsa bir köpeğin öyle bir cendereden kurtulduktan sonra bana saldırma ihtimalini hiç düşünmeden ta gövdesine kadar geçen pet şişeyi köpeğin kafasından ani bir hızla çekiyorum.

O kehribar rengi ışık kaynağı ile gözüme olduğundan da iri görünen o köpeğin aslında bizim yavru köpeklerden Kybele’nin öz evlatlarından birisi, Zorbaş, olduğunu fark ediyorum.

Zorbaş çok atak bir yavru, diğer yavrularla birlikte ona da mama verdiğim halde o önce diğerlerinin önündeki mamayı yiyor, sonra kendisininkini.

Yani zorba bir köpek ve ona Zorbaş adını uygun gördüm, karabaş gibi.

Zorbaş’ a gülüyorum, kurtulduğuna ise seviniyorum.

Benden sonra sevinme sırası Kybele’ye geliyor.

O iniltinin kendi yavrusundan gelmiş olduğunu anlamış olmalı ki, yavrunun kurtulduğuna seviniyor ve hemen Zorbaş’ı yalamaya başlıyor.  
 
Köylülerin araçlarını yıkamak veya su tankerlerine pınarın oluğundan su doldurmak için ağız kısmını kesip kova gibi kullandıkları 5 litrelik bir pet şişe ne kadar masum gibi görünse de zavallı ve muzip, ama meraklı bir köpeğin son nefesini verdiği bir şey olabilirdi.

Her gece yarısı yürüyüşe çıkıyorum, ama dün gece o vakitte, ne öncesinde ne de sonrasında, yavru köpeğin Zorbaş’ın iniltilerine yetişmeme neden olan neydi acaba, kurulu vakitler mi?

Herkes mutlu.

Köpeklerin hepsi peşimdeler, ürkek ürkek on metre peşimizden gelen yeni genç erkek de.

Fazla gitmiyoruz.

Dönüyoruz.

Dönemiyoruz aslında.

Başımı gökyüzüne tekrar kaldırdığımda beni uzayın derinliklerine çeken bir şeyle karşılaşıyorum.

Güneybatı - kuzeydoğu ekseninde Hitit tanrılarına sunulan bir armağan gibi saman yolu.


Muhabbetle